eşyaların ile cümle

eşyaların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün bu süreçte eşyalarını getirip götürmek için izin verilmemiştir.Em nenhum momento deviam carregar suas coisas eles mesmos.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Daarin is de kluis verborgen met de aandelen die zijn vader hem naliet.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Minder met vakantie gaan.
1. Mıntıka mücevher gibi değerli eşyaların üretiminde ustalaşmıştır.District 1 is gespecialiseerd in het produceren van luxeartikelen zoals juwelen.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Ze gaat terug naar huis en probeert haar leven weer op te pakken.
Genellikle nakit ve diğer değerli eşyaların saklanması için bir çekmeceye bağlanır.Achter een loket bevinden zich vaak grote hoeveelheden geld en andere documenten.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Zabiera jego walizkę i zaczyna pakować swoje rzeczy.
Her şey sallanıyor, eşyaların boyutları değişiyor.Powiedz, co masz na myśli Przedmioty zmieniają wielkość.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Dokonano także grabieży mienia ofiar.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Znajduje miejsce, od którego klucz dał jej ojciec.
Fakat Yunan askerleri köy halkının eşyalarını ve mallarını kullanmışlardır.Przypuszczalnie Grecy poszukiwali złota i wyrobów z tego metalu.
Bazen eşyaların yerini değiştirir.Często zmieniają miejsce odpoczynku.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Specjalizuje się w przewozach wakacyjnych.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Han fanns inte där, men de fann en mexikansk köpman som sålde flera av Smiths personliga tillhörigheter.
Bu haydutlar gelip geçenleri öldürüp, para ve eşyalarına el koyarak geçinmektedirler.Så de får tillbaka sina vapen och sina pengar.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Hon beger sig hem för att hämta sina saker.
Hazırım cevabının ardından eşyalarını hazırlayıp ofisini terk etti.De packade sina saker och stack från sin lägenhet.
Monrad eşyalarını gömdü ve ailesi ile birlikte Wellington'a gitti ve daha sonra 1869'da Danimarka'ya döndü.Монрад був змушений сховати свої речі та вирушити до Веллінгтона, а 1869 — повернутись до Данії.
Willow banyoda ağlarken, Tara gitmek için eşyalarını topluyordur.Повернувшись в офіс, Тесс упаковує свої речі.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Дотерпіли до відпустки.
Çağlar’ın kişisel eşyalarına el konulması kesinleşmiş oldu.Була встановлена його причетність до «справи долгушенців».
Ailecek eşyalarını toparlayıp kente göçmeye ve orada yeni bir hayata başlamaya karar verirler.Якось вона вирішила підмовити батька втекти з міста й почати нове життя.
Burada da çoğunlukla hayvan ve çeşitli eşyaların alış verişi yapılır.Від тварин, як правило, одержують кілька видів продукції.
Tom değerli eşyalarını bir kasaya koydu.Том поклав свої цінні предмети до сейфу.
Monrad eşyalarını gömdü ve ailesi ile birlikte Wellington'a gitti ve daha sonra 1869'da Danimarka'ya döndü.Pohřbil proto svůj majetek a odešel se svoji rodinou do Wellingtonu a v roce 1869 pak zpět do Dánska.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Běží domů a začne si hned balit věci.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Vzali s sebou veškeré jmění, výzbroj a výstroj a zničili město i jeho opevnění.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Na dovolenou nejezdí.
Eşyalarını toplayan Walter bir otel odasına yerleşir.Mike má za úkol odnést kufřík do jednoho hotelu.
Paket silah ve benzeri eşyaların bagajda daha güvenli bir şekilde taşınmasını sağlar.Palubní tašky a cestovní brašny vhodná jako kabinová zavazadla.
Erzak ve eşyalarının çoğu karaya indikleri yerde terkedilmişti.Většina palubního vybavení a část výzbroje jsou ukryty.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.K tomu patřily i loupeže majetku obětí.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Membrele lor erau neatinse și lângă ele se aflau lămpi de aur si de argint”.
Neden olduğu bilinmez sebeblerden dolayı bu eşyaların değerlerine hiç bakılmadan hemen hepsi tahrip edilmişti.Într-o clipă au fost uitate toate meritele pe care le avea Stere.
Böylece değersiz eşyaların ekonomik bir değeri oluyor.Este vorba, deci despre bunuri de o calitate îndoielnică.
Ailecek eşyalarını toparlayıp kente göçmeye ve orada yeni bir hayata başlamaya karar verirler.El își ia familia și pleacă în căutarea unei noi case și a unui nou început.
"Negredo, tesislerden eşyalarını topladı ve ayrıldı!Jill összepakolja a holmiját és elmegy.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Szabadidejében taekwondózik.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Ezen felül elkobozták a halott összes személyes tulajdonát.
Subaylara ve erlere, paşalarının eşyalarını almaları için yalvarıyorum, kimse beni dinlemiyor.Felkérek mindenkit, úgy rokonokat, hozzám tartozókat és idegeneket, hogy ne dicsérjenek.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Annie hazamegy a lakásukba hogy összeszedjen pár cuccot.
Talan edilen eşyaların değeri 300.000 gümüş marka denk geldi.Osakepääomaksi riitti nyt 300 000 markkaa.
Mobilyalarını ve eşyalarını atıp evi boşaltır ve onu izlemeye yola çıkar.He siirtävät huonekalut pois ja alkavat purkaa keittiötä.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Taneli Kaneli lomalla.
Ayrıca bu eşyaların taşınması da kolay değildir.Filmit eivät täten myöskään katkea helposti.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Ryöstetyt joutuivat myös lunastamaan omia tavaroitaan takaisin.
Hazırım cevabının ardından eşyalarını hazırlayıp ofisini terk etti.Στην συνέχεια, μαζεύει τα πράγματά της και φεύγει από την πόλη.
Ayşegül aynı zamanda arkadaşlarının eşyalarını da çalmaktadır.Επίσης στις πηγές, έπλεναν και τα ρούχα τους.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Επίσης κατηγορήθηκε για ληστεία των θυμάτων του αλλά και άλλων ατόμων.
Neden olduğu bilinmez sebeblerden dolayı bu eşyaların değerlerine hiç bakılmadan hemen hepsi tahrip edilmişti.Όπως στην κατάθλιψη έτσι και στη δυσθυμία τα αίτιά της δεν έχουν ερευνηθεί πλήρως.
Adada Sawyer Boone'u eşyalarını karıştırırken yakalar.På øen fanger Sawyer Boone i at rode gennem hans ting.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Kort tid efter opdagede de rejsende en mexicansk købmand, der solgte flere af Smiths personlige ejendele.
Subaylara ve erlere, paşalarının eşyalarını almaları için yalvarıyorum, kimse beni dinlemiyor."Mine slægtninge og mine venner bør ikke udsættes for forhør, ingen kendte mine projekter.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Han ender hjemme, og prøver han at holde sig i gang.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Kort tid etter oppdaget de reisende en meksikansk kjøpmann der solgte flere av Smiths personlige eiendeler.
Mahkûmlar ölüm kamplarına girdiklerinde kişisel eşyalarını görevlilere verdi.Når fanger gikk inn i dødsleirene måtte de gi fra seg all personlig eiendom.
Kaleyi boşaltanlara serbest çıkış ve tüm eşyalarını yanlarına alma izni verildi.De fikk fritt avmarsjere og ta med seg all løs eiendom.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Reiser og Ferie.
Eşyalarını toplayan Walter bir otel odasına yerleşir.Men George legger seg inn på et hotellrom.
Adada Sawyer Boone'u eşyalarını karıştırırken yakalar.Tilbake på øyen, tar Sawyer Boone på fersk gjerning i det han roter i sakene hannes.

İlgili Sayfalar