eşyaları ile cümle

eşyaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Minder met vakantie gaan.
1. Mıntıka mücevher gibi değerli eşyaların üretiminde ustalaşmıştır.District 1 is gespecialiseerd in het produceren van luxeartikelen zoals juwelen.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.Hij probeert altijd iets te stelen of anderen in gevaar te brengen.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Ze gaat terug naar huis en probeert haar leven weer op te pakken.
Genellikle nakit ve diğer değerli eşyaların saklanması için bir çekmeceye bağlanır.Achter een loket bevinden zich vaak grote hoeveelheden geld en andere documenten.
Chasquiler, İmparator için, imparatorluğun değişik bölgelerinden gönderilmiş olan eşyaları da taşırlardı.De khagan coördineerde dus wat de verschillende onderdelen van het rijk deden.
Neredeyse tüm kiliseler yıkılmış ve eşyaları yakılmış.Vrijwel alles wat in de kerk stond verbrandde.
Eşyalarımı istiyorum.Ik wil mijn spullen.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Zabiera jego walizkę i zaczyna pakować swoje rzeczy.
Ayrıca süs eşyaları, silahlar ve mühürler de bulunmuştur.Oprócz tego występują tu narzędzia, broń (grociki).
Her şey sallanıyor, eşyaların boyutları değişiyor.Powiedz, co masz na myśli Przedmioty zmieniają wielkość.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Dokonano także grabieży mienia ofiar.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Znajduje miejsce, od którego klucz dał jej ojciec.
Mikrofiberler, giyim eşyaları, endüstriyel filtreler, mobilyalar ve temizlik ürünlerinde kullanılır.Mikrofibra jest powszechnie stosowana w produkcji odzieży, filtrów przemysłowych i produktów czyszczących.
İşi çok özel ve nadir gelen eşyaları pazarlamaktır.Handluje rzadkim i niebezpiecznym osprzętem.
Fakat Yunan askerleri köy halkının eşyalarını ve mallarını kullanmışlardır.Przypuszczalnie Grecy poszukiwali złota i wyrobów z tego metalu.
Ölmeyen oyuncunun eşyaları kalır.Wielka tajemnica zmarłej aktorki.
Bazen eşyaların yerini değiştirir.Często zmieniają miejsce odpoczynku.
Sonradan onlar Yang'den diğer eşyaları isterler.Listu Jana, a także kilka innych dzieł.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Specjalizuje się w przewozach wakacyjnych.
Müzede çeşitli müzik aletleri, farklı dönemlere ait Mevlevi eşyaları ve çeşitli eserler sergilenmektedir.W muzeum organizowane są także wystawy specjalne, których tematy przewodnie zmieniają się kilka razy w roku.
Depulso: Eşyaları itme büyüsü.3: Instrumenty jako podłoże arcydzieł.
Kıbrıs gezilerinin unutulmaz hatıra ve hediyelik eşyaları arasında yer alır.Fani po zakończonej podróży otrzymują pamiątkowe gadżety oraz prezenty.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Han fanns inte där, men de fann en mexikansk köpman som sålde flera av Smiths personliga tillhörigheter.
Her şeye rağmen, Guybrush çeşitli eşyaları toplayarak LeChuck'ın gömüleceği bir çığ oluşturur.Efter en hel rad händelser lyckas Guybrush dock besegra LeChuck ännu en gång.
Salonlar çok değerli tarihi eşyaları içerir.Rullorna utgör ett mycket värdefullt historiskt material.
Bu haydutlar gelip geçenleri öldürüp, para ve eşyalarına el koyarak geçinmektedirler.Så de får tillbaka sina vapen och sina pengar.
Ayrıca süs eşyaları, silahlar ve mühürler de bulunmuştur.Även vapen, mynt och glaspärlor har hittats.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Hon beger sig hem för att hämta sina saker.
Oyuncu, oyundaki eşyaları evi için kullanabilecek.Spelaren kan använda sin Mii i spelet.
Hazırım cevabının ardından eşyalarını hazırlayıp ofisini terk etti.De packade sina saker och stack från sin lägenhet.
Eşyaları arandı, bir bıçak ve ip saptandı.De hittade en kniv, en hammare och ett rep.
Heykeller, bozuk paralar, mutfak eşyaları ve mücevher gibi antik eserler yaygın olarak görülmektedir.Statyer, mynt, husgeråd och smycken hittas ofta.
Sonradan onlar Yang'den diğer eşyaları isterler.För andra betydelser, se Ake Nenas.
Monrad eşyalarını gömdü ve ailesi ile birlikte Wellington'a gitti ve daha sonra 1869'da Danimarka'ya döndü.Монрад був змушений сховати свої речі та вирушити до Веллінгтона, а 1869 — повернутись до Данії.
Willow banyoda ağlarken, Tara gitmek için eşyalarını topluyordur.Повернувшись в офіс, Тесс упаковує свої речі.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Дотерпіли до відпустки.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Не кради — не бери речей, які тобі не належать.
Çağlar’ın kişisel eşyalarına el konulması kesinleşmiş oldu.Була встановлена його причетність до «справи долгушенців».
Ailecek eşyalarını toparlayıp kente göçmeye ve orada yeni bir hayata başlamaya karar verirler.Якось вона вирішила підмовити батька втекти з міста й почати нове життя.
Pek hoş karşılanmasada onun hakkı olan babasının eşyaları verilmiştir.Деякі приписувані йому твори виконані насправді його батьком.
Burada da çoğunlukla hayvan ve çeşitli eşyaların alış verişi yapılır.Від тварин, як правило, одержують кілька видів продукції.
Tom değerli eşyalarını bir kasaya koydu.Том поклав свої цінні предмети до сейфу.
Eşyalarım nerede?Де мої речі?
Monrad eşyalarını gömdü ve ailesi ile birlikte Wellington'a gitti ve daha sonra 1869'da Danimarka'ya döndü.Pohřbil proto svůj majetek a odešel se svoji rodinou do Wellingtonu a v roce 1869 pak zpět do Dánska.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Běží domů a začne si hned balit věci.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Vzali s sebou veškeré jmění, výzbroj a výstroj a zničili město i jeho opevnění.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Na dovolenou nejezdí.
Eşyalarını toplayan Walter bir otel odasına yerleşir.Mike má za úkol odnést kufřík do jednoho hotelu.
Sonradan onlar Yang'den diğer eşyaları isterler.Jani se dalších výzkumů hodlá zúčastnit.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Mohou se cítit nabiti a uvolněni ve společnosti.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Nesbírejte nic, co neznáte.
Paket silah ve benzeri eşyaların bagajda daha güvenli bir şekilde taşınmasını sağlar.Palubní tašky a cestovní brašny vhodná jako kabinová zavazadla.
Bütün eşyaları, topları ve sancakları Osmanlı kuvvetlerinin eline geçti.Veškerá kořist, děla i vozy padly do rukou domácích jednotek.
Erzak ve eşyalarının çoğu karaya indikleri yerde terkedilmişti.Většina palubního vybavení a část výzbroje jsou ukryty.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.K tomu patřily i loupeže majetku obětí.
Eşyaları çalındı.Acestea au fost furate.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Membrele lor erau neatinse și lângă ele se aflau lămpi de aur si de argint”.
Neden olduğu bilinmez sebeblerden dolayı bu eşyaların değerlerine hiç bakılmadan hemen hepsi tahrip edilmişti.Într-o clipă au fost uitate toate meritele pe care le avea Stere.
Böylece değersiz eşyaların ekonomik bir değeri oluyor.Este vorba, deci despre bunuri de o calitate îndoielnică.

İlgili Sayfalar