eşyaları ile cümle

eşyaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Topkapı Sarayı'nın cephaneliğinde seçkin eşyaların bulunduğu geniş bir koleksiyon vardır.The armoury in Topkapı Palace has a large collection of which it shows select items.
Nadir eşyaların çekiminin olasılıklarını gösterene açık, saklayana ise kapalı gacha denir.[1]Gacha that show (open) versus hide (closed) the exact probabilities of pulling rare items.[1]
Nicole ve Simon kapanış saatine kadar eşyaların konduğu bir dolapta saklanır.Nicole and Simon hide in a utility closet until closing time.
Ayrıca köpekleri ve kedileri mahalleyi dolaşıp koleksiyon eşyalarını koklayabilirler.They can also have dogs and cats go around town and sniff for collectables.
Kaldığı tüm yerlerin, özellikle yeni binaların veya ilgi çekici eşyaların çizimlerini yaptı.He made drawings of all the places he stayed, especially new buildings or items of interest.
Eşyalarını toplayıp ayrılırken Lahad'ı 5.45 mm revolver ile iki kez vurdu.As she was packing her belongings and leaving, Bechara twice shot Lahad with a 5.45 mm revolver.
Çoğunlukla hırdavat olmak üzere ev eşyaları satışıyla ilgilendiler.They sold household goods, mostly hardware.
Eşyaları veya daha fazla aksesuarı taşımak için bir çeşit koruyucu kılıf.Some sort of protective case to carry items or more accessories.
Hem yavrular hem de yetişkinler fırlatılan eşyaları getirme gibi oyunları oynamayı sever.They often remain playful into adulthood, with many enjoying playing fetch.
Mutfak eşyaları ve çatal bıçak tahtaları, yemek hazırlamadan önce ve sonra iyice temizlenmelidir.[1]Utensils and cutlery boards should be cleaned thoroughly before and after food preparation.[1]
Volkswagen ayrıca currywurst ile beraber gitmesi için mutfak eşyaları satıyor.Volkswagen also sells utensils to go with the currywurst.
Tarla Müzesi'nde Tibet mutfak eşyalarıyla birlikte sergilenen tereyağı yayıklığı.Butter churn, displayed with Tibetan kitchen items at the Field Museum.
Wilder amacına ulaştı hemen ardından Grover'ın tüm eşyalarını da alarak arabasına bindi.Wilder fled in his car, taking all of Grover's belongings with him.
Çeşitli mutfak eşyaları.Various kitchen utensils on a kitchen hook strip.
Elbiselerinin yanı sıra geleneksel süs eşyaları ve aksesuarlar giydikleri de görülmektedir.They are seen wearing traditional ornaments and accessories along with their dresses.
Heidelberg EşyalarıHeidelberg Thingstätte
Bu figürinler devasa gözlere sahiptir ve kesinlikle adak eşyalarıdır.These figurines have enormous eyes and are definitely votive deposits.
Ben eşyalarımı almak istiyorum.Ich möchte meine Sachen abholen.
Tom'un eşyaları kara borsadan aldığını işittim.Ich habe gehört, dass Tom Sachen auf dem Schwarzmarkt kauft.
Değerli eşyalarını güvenli bir yerde saklamalısın.Du solltest deine Wertsachen an einem sicheren Ort aufbewahren.
Sibel'den ayrılır ve Füsun ile seviştiği dairede Füsun'un eşyaları ile birlikte zaman geçirir.Er trennt sich von Sibel und verbringt seine Tage in der Wohnung, wo Füsun und er sich liebten.
Ayrıca bu eşyaların taşınması da kolay değildir.Der Transport dieser Hilfsmittel ist zudem unkompliziert.
Muggle eşyalarının büyülenmesi yasaktır.Die Aufführung von Zuckmayers Stücken wurde verboten.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Außerdem wurde dem Opfer Körperschmuck entwendet.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Billy geht nach Hause, um seine Sachen zu packen.
Trigorin eşyalarını toplamaya devam etmek için gider.Gauguin packt seinen Koffer, um abzureisen.
1956’da borçlarını ödemek için köşkü ve içindeki eşyaları sattılar.In den 1930er Jahren musste er aus Geldnot Teile seiner Sammlung verpfänden und verkaufen.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Nicht mehr genutzte Wiesen verbuschen.
Ölmeyen oyuncunun eşyaları kalır.Spielarten einer verlorenen Verortung.
Talan edilen eşyaların değeri 300.000 gümüş marka denk geldi.Er verzichtete auf das Erbe gegen 3000 Silber Mark.
Ev eşyalarıyla birlikte koruma altındadır.Es steht unter Heimatschutz.
Hamo yaşayabilmek için evindeki eşyaları satar.Saba führt den Ankömmling in das Haus.
Bu sırada ailenin değerli eşyalarını bavullarına koymaya devam eder.Wieder daheim, sitzt seine Frau bereits auf gepackten Koffern.
Oraya gelen babası Terri'nin eşyalarını toplamaya başlamıştır bile.Katie findet bei den Sachen ihrer Eltern alte Bücher ihres Vaters Terry.
Trigorin eşyalarını toplamaya devam etmek için gider.Trigorine part pour continuer ses bagages.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Ne gardez pas ce dont vous n'avez pas besoin.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Je lui ai demandé si je pouvais faire les téléphones nécessaires.
Halk için kaba ev eşyaları birçok fırınlar tarafından üretildi.Des poteries grossières pour l'usage domestique furent produites dans de nombreux fours.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Une fois synchronisés, ils peuvent être débranchés et déplacés ailleurs.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Départ en vacances.
"Negredo, tesislerden eşyalarını topladı ve ayrıldı!Chloé fait ses valises et disparaît.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Il fut également soupçonné du vol des bagages des prisonniers.
Bunun yanında belirli eşyaları düşürmek için de oyundaki canavarlar avlanabilir.Les chasseurs et les monstres peuvent aussi bien utiliser des capacités particulières pendant le jeu.
Hamo yaşayabilmek için evindeki eşyaları satar.Patrice propose à Benoit de faire de la vente à domicile.
Tom'un eşyaları kara borsadan aldığını işittim.He oído que Tom compra cosas en el mercado negro.
Brian eşyalarını geride bıraktı.Brian dejó atrás sus cosas.
Eşyalarımı istiyorum.Quiero mis cosas.
Eşyalarımı paketlemek için birkaç koliye ihtiyacım var.Necesito algunas cajas de cartón para empacar mis pertenencias.
Eşyalarıma dokunmayı bırak!¡Deja de tocar mis cosas!
Monrad eşyalarını gömdü ve ailesi ile birlikte Wellington'a gitti ve daha sonra 1869'da Danimarka'ya döndü.Monrad recogió sus pertenencias y se fue con su familia a Wellington y luego regresó a Dinamarca en 1869.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.No te aferres a posesiones que ya no necesites.
Bunlar Hatice Sultan’ın sergilenmeyen özel eşyalarıydı.Así que estos no eran presa fácil de Sultan.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Los que se encuentran de vacaciones.
İki masası ve çeşitli diğer eşyaları kolejde sergilenmektedir.Dos de sus pupitres y varias posesiones están colocadas por todo el college.
Paris’e eşyalarını toplayıp, eşinden boşanmak için döner.Levanta su casa de París y emprende con su familia el viaje de retorno.
Müzede konağın orijinal eşyaları sergilenmektedir.En el museo se conserva la traza original.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.La mayoría comenzó a preparar su equipaje.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.A veces aparece complicado o mezclado con diversos subtemas o temas menores.
Ailecek eşyalarını toparlayıp kente göçmeye ve orada yeni bir hayata başlamaya karar verirler.Por eso decide matar a toda su familia y comenzar una nueva vida.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Estoy seguro de que me ayudó a conseguir algunos papeles.

İlgili Sayfalar