Hemen eve dönersek, yanımıza iki parça eşya alıp onlarla burada... ...buluşabiliriz.Si volvemos ahora a la casa... ...podemos meter algunas cosas en las maletas y nos encontramos allí con él.
Hemen eve dönersek, yanımıza iki parça eşya alıp onlarla burada... ...buluşabiliriz.Também te amo. Se voltarmos agora a casa, metemos umas coisas na mala e vimos aqui ter com ele.
Hemen eve dönersek, yanımıza iki parça eşya alıp onlarla burada... ...buluşabiliriz.لو عدنا للمنزل الآن، سنضع شيئاً بالحقائب و سنلتقيه هناك
Hem kadınlar, hem erkekler eşyaların görüntülerine artan bir ilgi göstermeye başladılar.Τόσο οι γυναίκες όσο και οι άνδρες, ενδιαφέρονται όλο και περισσότερο για την εμφάνιση των πραγμάτων.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.우주인들은 각자 개인 장비속에 10개정도의 비단 깃발을 챙겨 갔었습니다.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.10枚程の旗を、自分たちの持ち物の中に含め 持ち帰り、額装していました
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Az űrhajósok valamennyien magukkal vihettek tíz selyemzászlót a személyes poggyászukban.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Cada astronauta pudo llevar cerca de diez banderas en sus kits personales.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Chaque astronaute avait le droit d'emporter environ dix drapeaux de soie dans leur bagage personnel.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Ciascuno degli astronauti doveva portare dieci bandiere di seta nel proprio kit personale.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.De astronauten hadden elk ongeveer tien zijden vlaggen in hun persoonlijke uitrusting.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Fiecare astronaut a avut asupra sa aproximativ zece steaguri de mătase, în bagajele personale.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Jeder der Astronauten musste ungefähr zehn Flaggen aus Seide in seiner persönlichen Ausrüstung mitnehmen.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Každý astronaut niesol asi desať hodvábnych vlajok vo svojom osobnom batohu.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Każdy z astronautów trzymał dziesięć jedwabnych flag w osobistym wyposażeniu.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Mỗi phi hành gia mang theo khoảng 10 lá cờ lụa trong hộp dụng cụ cá nhân của họ.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Setiap astronot harus membawa sekitar sepuluh bendera sutra dalam bawaan pribadi mereka.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Všichni astronauti museli vzít s sebou asi deset hedvábných vlajek.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Κάθε αστροναύτης μετέφερε περίπου δέκα μεταξωτές σημαίες στον εξοπλισμό του.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Кожен з космонавтів повинен був везти з десяток шовкових стягів в особистому пакунку.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.У каждого астронавта было примерно по десять шелковых флагов в личной экипировке.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.האסטרונאוטים קיבלו כל אחד בערך עשרה דגלי- משי בערכות האישיות שלהם.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.حمل كل من رواد الفضاء حوالي عشرة أعلام من الحرير في حقائبهم الشخصية.
Her çeşit eşya var burada.Đây có đủ thứ đồ hết nè.
Her çeşit eşya var burada.Mindenféle kacat van itt.
Her çeşit eşya var burada.Всички неща са все още ?ук.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Cada viernes por la mañana acudía a la tienda de regalos.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Elke vrijdagochtend was ik in de cadeaushop.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Ho lavorato da sola, ogni venerdì mattina. Ero al negozio di regali.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Hver fredag morgen var jeg i butikken.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.În fiecare vineri dimineaţa, eram la magazinul de cadouri.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Jeden Freitag Morgen war ich im Geschenkartikelladen.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Każdego piątkowego poranka byłam w sklepie z prezentami.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Každé piatkové ráno som bola v darčekovom obchode.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Každý pátek ráno jsem byla v dárkovém obchodě.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.매주 금요일 아침마다 저는 그 선물가게에 있었어요.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Minden péntek reggel, az ajándékboltban.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Mỗi buổi sáng thứ 6, tôi lại có mặt ở cửa hiệu.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Setiap Jum'at pagi, saya berada di toko suvenir.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Todas as sextas de manhã, lá estava eu na loja de prendas.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Tous les vendredi matins, j'étais à la boutique de souvenirs.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Varje fredagmorgon var jag i presentbutiken.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Κάθε Παρασκευή πρωί, ήμουν στο κατάστημα δώρων.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Всяка петъчна сутрин аз бях на работа в магазина.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Каждое утро пятницы я была в сувенирном магазине.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Кожен ранок п'ятниці я була в сувенірному магазині.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.בכל יום שישי בבוקר הייתי בחנות המתנות.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.أعمل كل جمعة صباحاً في محل الهدايا.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.病院スタッフのタイムスタンプを押しながら
Herkesin kendine ait bir eşya yığını var.Semua orang punya tumpukan barang mereka sendiri.
Herkesin kendine ait bir eşya yığını var.Todo el mundo tiene su propia pila de cosas.
Herkesin kendine ait bir eşya yığını var.Tout le monde a sa petite pile de choses.
Herkesin kendine ait bir eşya yığını var.Tutti hanno il loro mucchio di cose.
Herkesin kendine ait bir eşya yığını var.Всеки си има своя собствена купчина с неща.
- Hey! Boeun eşya değil.Bien sûr que non.
- Hey! Boeun eşya değil.- Cứ để thế đi!
- Hey! Boeun eşya değil.- Halten Sie still!
- Hey! Boeun eşya değil. - İyi geceler!Hej!
- Hey! Boeun eşya değil. - İyi geceler!-بويون ليست شيء - طابت ليلتكم
- Hey! Boeun eşya değil.- Maradjon nyugton!