Tom, tüm eşyalarını arabasına doldurup Boston'a doğru yola çıktı.Tom packed all of his things into his car and left for Boston.
Tom tüm kişisel eşyalarını küçük bir valize koydu.Tom put all his belongings in a small suitcase.
Teneke açacakları ve makaslar gibi çoğu eşyalar sağ elini kullananlar için yapılmıştır.Most utensils, such as can openers and scissors, are made for right-handers.
Tüm sayıları, renkleri ve evdeki eşyaları ezbere biliyorum.I know all the numbers, colors and things at home by heart.
Evde, neredeyse hiç eşya yoktu.There was hardly any furniture in the house.
Burada eşyalar pahalı.Things are expensive here.
Eşyalar burada farklı.Things are different here.
Eşyaları düzenli tutman gerekiyor.You need to keep things organized.
Eşyalarını bir arada tut.Keep your stuff together.
Tom eşyasını bilir.Tom knows his stuff.
Tom deri eşyalar yaptı.Tom made leather goods.
Onun eşyaları karıştırılmamıştı.Her belongings were undisturbed.
Sakın bir daha eşyalarıma elini sürme.Don't ever touch my things again.
Bir sürü büyük eşya aldım.I bought lots of great stuff.
Kız arkadaşına bir hediyelik eşya aldın mı?Did you get your girlfriend a souvenir?
İçinde çok değerli eşyaların bulunduğu bir sandık getirdi.He brought a chest, in which there were very valuable goods.
Sadece eşyalarını birlikte al.Just get your stuff together.
Ne tür hediyelik eşyalar aldın?What souvenirs did you buy?
Tom eşyalarının çoğunu yangında kaybetti.Tom lost most of his belongings in the fire.
Kız arkadaşın için bir hatıra eşya aldın mı?Did you get a souvenir for your girlfriend?
Bu iyi eşya.This is good stuff!
Bu trende eşya vagonu yok.On this train there is no baggage car.
Bu trenin eşya vagonu yok.This train has no luggage van.
Değerli eşyaları bir arabada bırakmayın.Don't leave valuable items in a car.
Değerli eşyaları arabada bırakmayın.Don't leave valuable items in the car.
Arabanda değerli eşyalar bırakma.Don't leave valuables in your car.
Arabanızda değerli eşya bırakmayın.Don't leave valuables in your car.
Aracınızda değerli eşyalarınızı bırakmayın.Don't leave valuables in your vehicle.
Değerli eşyalarını aracında bırakma.Don't leave valuables in your vehicle.
Değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayınız.Don't leave valuables in your vehicle.
Değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayın.Don't leave valuables in your vehicle.
Tüm eşyalarınızı yanınızda taşıyın.Carry all your things with you.
Yolculuk için eşyalarımı toplamak zorundayım.I've got to pack for the trip.
Eşyalarımı kullanmaktan vazgeç!Stop using my stuff!
Keşke bu benim eşyam olsa.I wish this was my stuff.
Bütün bu eşyaları atalım.Let's throw all this stuff away.
Bu eşyayı atmanı istiyorum.I want you to throw this stuff away.
Tom eşyasını biliyor gibi görünüyor.Tom seems to know his stuff.
Tom eşyaları nasıl tamir edeceğini biliyor.Tom knows how to fix things.
Plajda eşyalarınızı gözetimsiz bırakmayın.Don't leave your belongings unattended at the beach.
Kişisel eşyalarını gözetimsiz bırakma.Don't leave your belongings unattended.
Eski şehirde birçok hediyelik eşya mağazaları vardır.There are many souvenir shops in the old city.
Eşyaları dışarı atmak zordur.It's hard to throw things out.
Tom eşyalarını her yere saçıp bıraktı.Tom left his clothes lying all over the floor.
Tom bir sürü eşyadan kurtulması gerektiğini söyledi.Tom said he needed to get rid of a bunch of stuff.
O eşyayı alma.Don't buy that stuff.
Bütün bu eşyayı yakmamız gerekiyor.We need to burn all this stuff.
Eşyaların işine yaradığına memnun oldum.I'm glad things worked out for you.
Çok fazla eşyam var.I have way too much stuff.
Tom Mary'nin bakkaliye eşyalarını nereden aldığını bilmiyor.Tom doesn't know where Mary buys her groceries.
Bütün bu eşyalardan kurtulmamız gerek.We need to get rid of all this stuff.
Sadece Tom'un değerli eşyaları alındı.Only Tom's valuables were taken.
Orada bol miktarda eşya var.There's plenty of stuff there.
Tom eşyaların güvende olduğuna yemin ediyor.Tom swears the stuff is safe.
Tom'un eşyaları çok iyiydi.Tom's stuff was really good.
Bütün eşyalarım yoktu.I didn't have all my stuff.
İnsanlar eşya ister.People want stuff.
Eşyalarınızı satın.Sell your stuff.
Mary bütün günü hediyelik eşya dükkanlarında geçirir.Mary spent the entire day in souvenir shops.
Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.The gift shop is on the second deck.