Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.كانوا في حاجة شديدة إلى متطوعين لأن متوسط الأعمار في محل الهدايا في المستشفى كان 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.ボランティアがどうしても必要だったんですね そう、新しい血を必要としていたわけです
Görünmez Adam tam bir muayene yapmadan, Bay Hall izni ile, eşyalarını.Hall luvalla tehdä perusteellisen selvityksen Näkymätön mies n omaisuutensa.
Görünmez Adam tam bir muayene yapmadan, Bay Hall izni ile, eşyalarını.Hall, zaradi česar temeljito preučitev Invisible Man predmetov.
Görünmez Adam tam bir muayene yapmadan, Bay Hall izni ile, eşyalarını.투명 인간의 철저한 검사를하고, 홀씨의 허가와 함께 있었다 소지품.
Görünmez Adam tam bir muayene yapmadan, Bay Hall izni ile, eşyalarını.وبإذن السيد هول ، إجراء فحص شامل للالرجل الخفي ممتلكاتهم.
Görünmez Adam tam bir muayene yapmadan, Bay Hall izni ile, eşyalarını.持ち物。 Jaffersは部分的に彼の秋から回復していたと彼の担当して帰宅していた
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.A GPS-pötty ugyanezt teszi majd a dolgainkkal.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Bulina GPS va face asta pentru bunurile noastre.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.De gps-dot zal hetzelfde doen voor je spullen.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Der GPS-Dot erledigt dasselbe für unsere Habseligkeiten.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.El mini GPS hará lo mismo con nuestras pertenencias.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.GPS 다트는 똑같은 효용을 줄 겁니다.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.GPS-prikken vil gøre det samme for vores ejendele.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.GPS точка сделает то же для нашего имущества.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Il mini-ricevitore GPS farà lo stesso con gli oggetti che possediamo.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Le point GPS va opérer le même changement pour tous nos biens.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.O Ponto GPS vai fazer o mesmo pelas nossas posses.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Punkt GPS zrobi to dla naszych rzeczy.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Thiết bị GPS sẽ làm việc tương tự như vậy với tài sản của chúng ta.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Η κουκκίδα GPS θα κάνει το ίδιο για τα υπάρχοντά μας.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak."Джи Пи Ес" прави същото за професионалистите.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.נקודת הג'י-פי-אס תעשה דבר דומה לרכושנו.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.هذا الجهاز سوف يقوم بذات العمل لممتلكاتنا .
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.もちろんGPSドットにも良くない面があります
Gümrük mağazalarındaki eşyalar ucuz olur. Bunları annem için almak istemiştim.البضائع في السوق الحرة رخيصة, علي ان اشتريها لامي
Gümrük mağazalarındaki eşyalar ucuz olur.On m'a dit que c'était moins cher de les acheter à l'aéroport.
Gümrük mağazalarındaki eşyalar ucuz olur.Úgy hallottam, hogy olcsóbb, ha a reptéren veszem meg őket.
Gümrük mağazalarındaki eşyalar ucuz olur.Τα εμπορεύματα στο κατάστημα με τα αφορολόγητα είδη είναι φθηνά.
Günther burada mı? - Hayır, eşyalarını buraya bıraktı.Нет, наверное, он просто оставил вещи.
Haftaya Parise dönüyorum ve koreye dönmeyecegim Esyalarimi topladim ve herseyi ayarladim. Ne diyor?저 다음주에 파리를 돌아갑니다.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Ei, tenemos mas lugares entonces tenemos mas cosas.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Hey abbiamo più posti di quanta roba abbiamo.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Hey kita punya lebih banyak tempat daripada kita punya barang-barang.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Hey on a plus de places que d'affaires.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Имаме повече място, отколкото можем да заемем.
Halkına söyle, kadın erkek herkes komşusundan altın, gümüş eşya istesin.››백성에게 말하여 남녀로 각기 이웃들에게 은금 패물을 구하게 하라 하시더니
Halkına söyle, kadın erkek herkes komşusundan altın, gümüş eşya istesin.››Sebab itu bicaralah dengan bangsa Israel; suruhlah mereka minta perhiasan emas dan perak dari tetangga mereka.
Halkına söyle, kadın erkek herkes komşusundan altın, gümüş eşya istesin.››Sig nu til Folket, at hver Mand skal bede sin Nabo, og hver Kvinde sin Naboerske om Sølv og Guld smykker!"
Halkına söyle, kadın erkek herkes komşusundan altın, gümüş eşya istesin.››Zeg tegen de Israëlieten dat zij hun Egyptische buren om zilveren en gouden voorwerpen vragen."
Halkına söyle, kadın erkek herkes komşusundan altın, gümüş eşya istesin.››דבר נא באזני העם וישאלו איש מאת רעהו ואשה מאת רעותה כלי כסף וכלי זהב׃
Halkına söyle, kadın erkek herkes komşusundan altın, gümüş eşya istesin.››تكلم في مسامع الشعب ان يطلب كل رجل من صاحبه وكل امرأة من صاحبتها امتعة فضة وامتعة ذهب.
Halkına söyle, kadın erkek herkes komşusundan altın, gümüş eşya istesin.››你 要 傳 於 百 姓 的 耳 中 、 叫 他 們 男 女 各 人 向 鄰 舍 要 金 器 銀 器
Halkına söyle, kadın erkek herkes komşusundan altın, gümüş eşya istesin.››你 要 傳於 百姓 的 耳 中 、 叫 他 們 男女 各人 向 鄰舍 要 金器 銀器
Hammet romanından bir eşyaya aşık olmak, çünkü eğer doğruysa dünya iki insan tipine ayrılmıştır,소품에 빠지는 건 좀 웃기는 일이예요 만약에 세상에 2종류만 있다라고 한다면요.
Hammet romanından bir eşyaya aşık olmak, çünkü eğer doğruysa dünya iki insan tipine ayrılmıştır,להתאהב בחפץ מרומן מאת האמט. כי אם זה נכון שהעולם מתחלק לשני סוגים של אנשים,
Hammet romanından bir eşyaya aşık olmak, çünkü eğer doğruysa dünya iki insan tipine ayrılmıştır,لتقع في الحب مع شئ من رواية هاميت، لأنه صحيح أن العالم منقسم إلى نوعين من الناس،
Hammet romanından bir eşyaya aşık olmak, çünkü eğer doğruysa dünya iki insan tipine ayrılmıştır,なぜなら 人間を2種類のタイプに分類できるなら チャンドラー派と ハメット派になるでしょう 僕は完璧にチャンドラー派です
Hancı da resimde gözüküyor. Oldukça sade eşya ve mobilyalar görüyoruz.그래서 주막 주인이 있어요 그리고 가구도, 장소도 모두 꽤 평범하죠
Hancı da resimde gözüküyor. Oldukça sade eşya ve mobilyalar görüyoruz.Mamy więc tutaj właściciela gospody oraz dosyć niepokaźne meble, dosyć proste ustawienie miejsca.
Hareketlenin. Eşyaları al.Chodźmy, zabierz sprzęt.
Hareketlenin. Eşyaları al.Liikkeelle, napatkaa kepit.
Hareketlenin. Eşyaları al.Los gehts, schnapp dir die Stangen.
Hareketlenin. Eşyaları al.No tak, podíváme se na závady.
Hareketlenin. Eşyaları al.Vamos, apanha os cabos.
Hareketlenin. Eşyaları al.We vertrekken, neem de sticks mee.
Hayatlarımızı mutluluğu "dışarıda" arayarak yaşıyoruz, mutluluk sanki bir eşyaymış gibi.Noi viviamo la nostra vita ricercando la felicità "li fuori", come se fosse una merce.
Hayatlarımızı mutluluğu "dışarıda" arayarak yaşıyoruz, mutluluk sanki bir eşyaymış gibi.On vit sa vie à la poursuite du bonheur "qui se trouve quelque part," comme s'il s'agissait d'un produit.
Hayatlarımızı mutluluğu "dışarıda" arayarak yaşıyoruz, mutluluk sanki bir eşyaymış gibi.Úgy élünk, hogy a boldogságot "ott kint" keressük, mint egy árucikket.
Hayatlarımızı mutluluğu "dışarıda" arayarak yaşıyoruz, mutluluk sanki bir eşyaymış gibi.Vi lever våra liv och jagar lyckan "där ute" som om den vore en sak.