Yenikapı'da bulunan tabak vb. eşyalar."Central Magle" i ejendommen.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Kort tid etter oppdaget de reisende en meksikansk kjøpmann der solgte flere av Smiths personlige eiendeler.
Locke ve yeni av arkadaşı Ethan, Hurley'e yeni buldukları eşyaları verirler.Locke og hans nye jaktkamerat, Ethan, gir noen ny bagasje til Hurley.
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.De ble regnet blant eldaene (altså de alvene som valgte å fare til Aman) og hadde Finwë som sin herre.
Allah, eşyayı oluşundan önce, ezelde biliyordu.Før skapelsen var Allah bare kjent for seg selv, ettersom intet annet enn han eksisterte.
Bu eşyalar sınıflandırıldı ve Almanya’ya, tekrar kullanılmak ya da geri dönüşüm için gönderildi.Denne ble nøye katalogisert og merket før den ble sendt til Tyskland for gjenbruk eller resirkulering.
Müzede 160.000 kadar orijinal belge ve 5.700 kadar kişisel eşya sergilenir.Museet lagrer rundt 160.000 originaldokumenter og ca 5.700 andre gjenstander.
Geminin içi için üretim tasarımcısı Peter Lamont ve ekibi o dönemden kalma eşyalar aradı.Peter Lamonts dekoravdeling så etter gjenstander fra den tiden som de kunne bruke til å innrede skipet.
Mahkûmlar ölüm kamplarına girdiklerinde kişisel eşyalarını görevlilere verdi.Når fanger gikk inn i dødsleirene måtte de gi fra seg all personlig eiendom.
Eşyaları çalındı.Innholdet ble stjålet.
Pack: Eşyaları bavula yerleştiren büyüdür.Et trylleformular for pakking av bagasje.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Om de blir forstyrret, ruller de seg sammen og lar seg falle ned på bakken.
Kaleyi boşaltanlara serbest çıkış ve tüm eşyalarını yanlarına alma izni verildi.De fikk fritt avmarsjere og ta med seg all løs eiendom.
Öncesinde ortak eşyalarımız, yemeğimiz ve kitaplarımız vardı, her şeyimiz ortaktı.Alt hva hun eide, ─ møbler, klær, mat, bøker og bilder, ─ alt tok de med seg.
Kovalyov bir gazete ofisine gidip kayıp ettiği burnu için bir kayıp esya ilanı koymak ister.Kovaljov setter inn en etterlysning etter nesen i avisa, og anmelder deretter forsvinningen til politiet.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Reiser og Ferie.
Eşyalarını toplayan Walter bir otel odasına yerleşir.Men George legger seg inn på et hotellrom.
Müze ayrıca etkileşimli eşyalara da sahip oldu.Museet har også skiftende utstillinger.
Adada Sawyer Boone'u eşyalarını karıştırırken yakalar.Tilbake på øyen, tar Sawyer Boone på fersk gjerning i det han roter i sakene hannes.
At, sürmek ve eşya taşımak için kullanılmıştır.Ble og blir brukt til ridning.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Man finner også smykker og klær.
1980'li yılların başlarında kendine ait parfüm ve giyim eşyası üreten markasını piyasaya sürdü.På begynnelsen av 1980-tallet, begynte hun å utvikle og markedsføre sine egne merker på klær og parfyme.
Bu eşyalar sınıflandırıldı ve Almanya’ya, tekrar kullanılmak ya da geri dönüşüm için gönderildi.Barang-barang ini selanjutnya di katalog-kan dan dikirim ke Jerman untuk digunakan kembali atau di daur ulang.
Odalarda eşya yoktu ve aylardır içinde kimse oturmamıştı.Kamar-kamarnya tak memiliki perabotan dan tidak berpenghuni selama berbulan-bulan.
Allah, eşyayı oluşundan önce, ezelde biliyordu.Ia pertama-tama mendefinisikan iman sebagai pengetahuan yang kukuh dan pasti tentang Allah dalam Kristus.
Kehribardan çeşitli kadın eşyaları yanında, tespih ve ağızlık da yapılmaktadır.Di dalamnya terdapat murid-murid dengan berbagai karakternya yang lucu dan lugu.
Halen hediyelik eşya çarşısı olarak kullanılmaya devam etmektedir.Kertas bahkan digunakan sebagai barang hadiah.
Birçok şaka eşyası satılmaktadır.Banyak saham perusahaan pemerintah telah terjual.
Bunun için o evden yedi gün dışarıya eşya verilmez ve içeriye de alınmaz.Biarlah dia selama tujuh hari dikucilkan ke luar tempat perkemahan, kemudian bolehlah ia diterima kembali."
Hatta tamir için eşya gerekiyorsa, bu eşyalar bulunup yerleştirilmelidir.Selain itu jika jaringan harus diperbaharui maka peralatan baru harus diinstal.
Ayrıca Oyun Parasıyla eşya takas edebilirsiniz.Ada pula yang menukarkannya dengan uang.
Satın alma/inşa modunda peyzaj düzenleme eşyaları mevcuttur.Memiliki stok/persediaan barang apabila jenis usaha berupa perdagangan barang.
Muggle eşyalarının büyülenmesi yasaktır.Kantor Penyalahgunaan Barang-barang Muggle.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Tapi kalau mau hemat, bisa banget bawa dari rumah lho.
Balık tutmayı çok sever ve her zaman yanında yarı olta yarı şemsiye olan bir eşya taşır.Dia sangat suka tidur dan sering membawa bantal kemana-mana.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Selain itu, biaya besar dibutuhkan untuk kostum pemain.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Kursi adalah sebuah perabotan rumah yang biasa digunakan sebagai tempat duduk.
Bu bapta ayrıca putperestlere satılması yasaklanan eşyâlar belirlenmektedir.Kiamat memang terjadi hanya untuk orang-orang sial yang telah menjual semua harta miliknya.
Bu kara sayesinde Yiwu gündelik eşya pazarı doğdu.Pasar Wiyoro memiliki hari pasaran pahing.
Sonradan onlar Yang'den diğer eşyaları isterler.Dia lalu mencari anggota tim lainnya yang kesemuanya genin.
2. el eşyalar satan yer.Tabungan dan Deposito 2.
Eşya etrafında, ama bu kez öbür yanda, bir kez daha dolandırılır.Dalam beberapa menit ia melihatnya lagi, kali ini ke arah yang sama, jelas-jelas membuntutinya.
Plastikler genellikle ticari eşya, özel ürün ve mühendislik plastikleri olarak sınıflandırılır.Plastik umumnya diklasifikasikan sebagai plastik "komoditas", "khusus" dan "teknik".
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Umumnya ia ditemukan di tempat tidur, kursi, atau sofa.
Her eşyanın kendine göre bir değeri vardır.Setiap bunyi memiliki arti sendiri-sendiri.
Herkes eşyalarını, hayvanlarını toplayıp yaylaya göç eder.Hewan-hewan tersebut bertugas membajak ladang dan menginjak-injak bibit ke dalam tanah.
Her karaktere en fazla 6 eşya alınabiliyor.Satu account, anda dapat membuat karakter sebanyak 6 buah.
Genellikle kullanılmış mallar, ucuz eşyalar, koleksiyonlar ve antikalar satılmaktadır.Benda-benda tersebut biasanya dijual ke pembeli yang berminat, terutama kolektor barang antik.
70 bin tüccar aile, 400 binden fazla çeşit eşya satıyor.Jaringan ini menjual lebih dari 80 ribu item dari empat ribu perusahaan yang berbeda.
Önemli bir mobilya eşyası olarak sedir bulunmaktadır.Transportasi berupa mobil yang berukuran besar.
Bazen eşyaların yerini değiştirir.Đôi khi ốc thay voi.
Öldürürseniz ne bir eşya ne de tecrübe düşürürler.Nếu không giết thì không lấy gì răn đe được.
Birçok şaka eşyası satılmaktadır.Nhiều hợp tác xã mua bán được xây dựng.
Tüm eşyayı Allah Teala ile görür.Trần trụi gặp chúa.
Aynı türde iki eşya, aynı anda kullanılamaz.Hai hệ thống này không thể sử dụng đồng thời.
İpotek, öncelikle bir eşya hukuku konusudur.Đầu tiên là vấn đề bản quyền.
Ne var ki her eski eşya da antika sayılmaz.Không phải tất cả các cửa hàng đồ cũ là cửa hàng ký gửi.
Adidas, dünyanın en büyük spor eşyası üreticilerinden birisidir.Adidas là nhà sản xuất dụng cụ thể thao lớn thứ hai trên thế giới.
Heykeller, bozuk paralar, mutfak eşyaları ve mücevher gibi antik eserler yaygın olarak görülmektedir.Các đồ cổ như tượng, đồng tiền, đồ dùng và đồ trang sức thường được tìm thấy.
Çevrede kullanılan geleneksel eşyalar bu evlerin içinde ve dışında sergilenmektedir.Phương pháp này sử dụng được trong nhà và ngoài trời.