Yükleten: Taşınacak eşyayı gemiye getiren ya da taşıyana teslim eden kimsedir.Jemanden auf die Schippe nehmen – ihn verspotten/hänseln oder mit ihm einen Scherz treiben.
Günümüzde bu evlerin birçoğu hediyelik eşya mağazaları ve galeri gibi kullanılıyor.Heute werden die meisten der Speicher als Wohn- und Geschäftshäuser genutzt.
Tüm eşyayı Allah Teala ile görür.Alle Kasten können Gott durch Verehrung erreichen.
Tüm odaların içi ışıklandırılmış buz heykeller ve buzdan eşyalarla döşenmiştir.Alle Innenräume sind mit beleuchteten Skulpturen und Gegenständen aus Eis eingerichtet.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Nicht mehr genutzte Wiesen verbuschen.
Ölmeyen oyuncunun eşyaları kalır.Spielarten einer verlorenen Verortung.
Odası metal eşyalarla doludur.Der Vorraum ist mit Steinmaterial gefüllt.
Paket, 42 eşya içerir ve güncelleme yaması içeren tek paket özelliğine sahiptir.Das Gut umfasst 60 Hektar und bildet eine einzige zusammenhängende Parzelle.
Bir eşyanın antika sayılabilmesi için yapıldığı yerin ve zamanın kanıtlanması gerekir.Um den Ort und die Zeit zu ermitteln, ist man auf den Vergleich mit anderen Objekten angewiesen.
Bu şehir de terk edilmişti ve içinde bulunan eşyalar ganimet olarak alınarak Haçlılar arasında bölüşüldü.Die Ortschaft wird von einem Augraben durchquert, der die Ortsteile Weddel und Frestedt voneinander trennt.
Metal ve kristal müftak eşyası imalatında isim kazandı.Man selbst legte nun die geforderten Metallstücke und Kristalle auf die eigene Seite.
Oyuncular oyunun özel dükkanında faresine eşyalar ve şapkalar alabilir.Spieler können Hüte, Gegenstände und Ausrüstung im Spiel kaufen.
Talan edilen eşyaların değeri 300.000 gümüş marka denk geldi.Er verzichtete auf das Erbe gegen 3000 Silber Mark.
Antik Eşyalar.Antiker Schmuck.
Ev eşyalarıyla birlikte koruma altındadır.Es steht unter Heimatschutz.
Alınan eşyalar belli bir süre içinde aynı ücretle geri satılabiliyor.Verbliebene Exemplare wurden im selben Jahr auf einer Auktion verkauft.
Hamo yaşayabilmek için evindeki eşyaları satar.Saba führt den Ankömmling in das Haus.
O, eşyayı takdir eden ve oluşturandır.Er ist der Schöpfer und allein der Verehrung würdig.
Ama eşya gibi bir şey değildir.Es ist keinesfalls wie in dt.
Birçok şaka eşyası satılmaktadır.Zahlreiche Baugrundstücke wurden an sie verkauft.
Bu sırada ailenin değerli eşyalarını bavullarına koymaya devam eder.Wieder daheim, sitzt seine Frau bereits auf gepackten Koffern.
Oraya gelen babası Terri'nin eşyalarını toplamaya başlamıştır bile.Katie findet bei den Sachen ihrer Eltern alte Bücher ihres Vaters Terry.
Kahraman harita üzerinde dolaşırken üzerine giyebileceği silahlar, zırhlar, yüzükler gibi eşyalar bulabilir.Der Held kann sich mit besseren Ausrüstungsgegenständen wie Rüstungen, Waffen oder Ringen ausrüsten.
Toptan eşya fiyatlarına Katma Değer Vergisi (KDV) gibi vergiler dahil edilmektedir.Des Weiteren werden auf bestimmte Exportgüter (z. B. PKW) hohe Steuern erhoben.
Bahisler gerçek para ile oynanabileceği gibi, oyun içi eşyalar üzerine de yapılabilir.Das Spielgeld kann man auch als In-App-Kauf mit echtem Geld kaufen.
Sıkıntıya gelmez ve eğer sıkılırsa eşyalara zarar verir.Wenn ihr langweilig ist, zerstört sie wahllos irgendwelche Gegenstände.
Trigorin eşyalarını toplamaya devam etmek için gider.Trigorine part pour continuer ses bagages.
The Sims 3: 70s, 80s, & 90s Stuff The Sims 3 oyununun sekizinci eşya paketidir.Les Sims 3 : 70's, 80's & 90's est le huitième kit d'objets du jeu Les Sims 3.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Ne gardez pas ce dont vous n'avez pas besoin.
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.Cela met l'homme face à lui-même, sous son propre jugement et non sous celui d'une divinité.
Mülkiyet bir kimsenin eşya üzerindeki hakkını ifade eder.La notion de propriété renvoie à un droit de l'individu sur l'objet.
Birçok şaka eşyası satılmaktadır.Enfin, de nombreux produits frelatés ont été vendus.
Caranqui’de (Ekvador) vaktiyle içi altın ve gümüş eşyalarla dolu küpler içeren bir tapınak bulunmaktadır.À Caranqui, Équateur, se trouve un temple qui autrefois contenait des jarres pleines d'or et d'argent.
Vergi çeşitli şekillerde; altın, kimi eşyalar, canlı hayvan veya işgücü olabilmektedir.Il peut être en fasce ou en bande (ou en barre), burelé d'or, de gueules, de sinople et d'argent.
Bunun üzerine her tarafının çözelti içinde kalmasına dikkat edilerek gümüş eşya yerleştirilir.Midas choisit alors de transformer tout ce qu'il touche en or (voir Midas).
Bu eşyalara sahip olmak bir güç ve zenginlik göstergesi sayılmıştır.Tout cela indique une puissance et une richesse certaine.
The Sims 3: Katy Perry's Sweet Treats The Sims 3 oyununun altıncı eşya paketidir.Les Sims 3 : Katy Perry Délices Sucrés est le sixième kit d'objets du jeu Les Sims 3.
Toptan eşya fiyatlarına Katma Değer Vergisi (KDV) gibi vergiler dahil edilmektedir.Enfin, il y a des taxes de type taxe sur la valeur ajoutée (TVA).
Sanki eşyalar kendi kendine hareket etmektedir, gece vakti garip fısıltılar gelmektedir.En effet, des provisions disparaissent et des bruits étranges se font entendre la nuit.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .Ses dégâts sur le matériel agricole et dans les maisons sont très importants.
Açık hava eşyasında fırınlar da vardır.Il existe aussi un barbecue en plein air.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Je lui ai demandé si je pouvais faire les téléphones nécessaires.
Önemli bir mobilya eşyası olarak sedir bulunmaktadır.On y trouve notamment une importante fabrique de meubles.
Eskiciler rastgele eski eşya satan kimselerdir.Pour eux ce sont les Anciens.
Özel eşyalara da dokunulmayacaktır.Elles n'ont pas de propriétés physiques particulières.
Goryeo döneminde yeşim yeşil celadon eşya çok popüler hale geldi.En effet, ici, le rire d'habitude naturel chez Gogol devient jaune.
Derilerinden ayrıca çadır (tupiq), eşya ve saklama kapları da yapılır.En groupe, ils se construisent des digues et des abris avec des branches et de la terre battue.
Halk için kaba ev eşyaları birçok fırınlar tarafından üretildi.Des poteries grossières pour l'usage domestique furent produites dans de nombreux fours.
Odası metal eşyalarla doludur.Sa chambre est remplie d'objets champignons.
Yani edinilen her eşya, sahip olunan yeteneklerin etkilerini artırmaktadır.Chaque Charge obtenue augmente l’influence du Sénateur qui l’obtient.
En değerli eşyası babasının ona bıraktığı 1967 Model Chevrolet Impaladır.Sa voiture, une 67 Chevy Impala, est son bien le plus précieux.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Une fois synchronisés, ils peuvent être débranchés et déplacés ailleurs.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Départ en vacances.
Oyunda yeni cadı olmuş simin envanterinde 3 adet büyü eşyası belirir.Lors du premier épisode, sa vie va être bouleversée lorsque 3 superbes magiciennes lui sautent dessus.
Öldürürseniz ne bir eşya ne de tecrübe düşürürler.Dans ce cas, le combat ne rapportera ni objets ni points d'expérience.
Fakat bir gün balıkçılar tarafından yakalanmış, ve bir süs eşyası haline getirilmiştir.Un jour, un pêcheur a attrapé une sirène.
"Negredo, tesislerden eşyalarını topladı ve ayrıldı!Chloé fait ses valises et disparaît.
The Sims 3: Movie Stuff The Sims 3 oyununun dokuzuncu ve son eşya paketidir.Les Sims 3 : Cinéma est le neuvième et dernier kit du jeu Les Sims 3.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Il fut également soupçonné du vol des bagages des prisonniers.
Tüm eşyayı Allah Teala ile görür.Toutes ces notions sont à comprendre en relation avec Dieu.