Eşim ailemle yaşıyordu, ancak istikrarlı veya güvenli hissetmedik.Η σύζυγός μου ζούσε με την οικογένειά μου, αλλά δεν αισθανόμασταν σταθεροί ή ασφαλείς.
Eşim Ayelet aradı ve dedi ki,Ma femme Ayelet m'a appelé et m'a dit:
Eşim Ayelet aradı ve dedi ki,Mi esposa Ayelet me llamó y me dijo
Eşim Ayelet aradı ve dedi ki,Mijn vrouw Ayelet belde me op en zei:
Eşim Ayelet aradı ve dedi ki,Moje žena Ayelet mi zavolala a řekla:
Eşim Ayelet aradı ve dedi ki,Soția mea, Ayelet, m-a sunat și mi-a zis:
Eşim Ayelet aradı ve dedi ki,Vợ tôi, Ayelet gọi điện cho tôi và nói,
Eşim Ayelet aradı ve dedi ki,Моя жена Айлет позвонила мне и сказала:
Eşim Ayelet aradı ve dedi ki,Съпругата ми Айет ми се обади и ми каза:
Eşim Ayelet aradı ve dedi ki,「テルアビブで自爆攻撃よ」と
Eşim bana "O da ne?A minha esposa enviou-me uma mensagem,
Eşim bana "O da ne?Istri saya mengirimkan pesan,
Eşim bana "O da ne?제 아내가 저에게 메세지를 보냈습니다.
Eşim bana "O da ne?Ma femme m'a envoyé un message.
Eşim bana "O da ne?Meine Frau schickte mir eine Nachricht:
Eşim bana "O da ne?Mia moglie mi aveva inviato un messaggio,
Eşim bana "O da ne?Mi esposa me envió un mensaje:
Eşim bana "O da ne?Mijn vrouw stuurde me een bericht:
Eşim bana "O da ne?Soţia mea mi-a trimis un mesaj,
Eşim bana "O da ne?Vợ tôi gửi một dòng tin,
Eşim bana "O da ne?Żona wysłała mi wiadomość,
Eşim bana "O da ne?Μου έστειλε ένα μήνυμα η γυναίκα μου,
Eşim bana "O da ne?Жена ми ми изпрати съобщение,
Eşim bana "O da ne?Жена послала мне сообщение:
Eşim bana "O da ne?אישתי שלחה לי הודעה,
Eşim bana "O da ne?أرسلت زوجتي رسالة،
Eşim bana "O da ne?妻がメッセージを送ってきました
Eşim benim bu fotoğrafımı, kızımın birinci doğum gününde ben kızımı tutarken çekti.제 아내가 딸아이의 첫 번째 생일에 제가 아이를 안고 있는 이 사진을 찍어주었습니다.
Eşim benim bu fotoğrafımı, kızımın birinci doğum gününde ben kızımı tutarken çekti.lors de son premier anniversaire.
Eşim benim bu fotoğrafımı, kızımın birinci doğum gününde ben kızımı tutarken çekti.Moja žena je posnela tole fotografijo, kjer držim svojo hčer na njen prvi rojstni dan.
Eşim benim bu fotoğrafımı, kızımın birinci doğum gününde ben kızımı tutarken çekti.Soția m-a pozat ținând-o pe fiica mea în brațe de ziua ei.
Eşim benim bu fotoğrafımı, kızımın birinci doğum gününde ben kızımı tutarken çekti.Vaimoni otti tämän kuvan, jossa tyttäreni on sylissäni hänen ensimmäisenä syntymäpäivänään.
Eşim benim bu fotoğrafımı, kızımın birinci doğum gününde ben kızımı tutarken çekti.ואשתי צילמה את התמונה הזו מחזיק את בתי
Eşim benim bu fotoğrafımı, kızımın birinci doğum gününde ben kızımı tutarken çekti.وقد التقطت زوجتي هذه الصورة لي وانا أحمل طفلتنا
Eşim benim bu fotoğrafımı, kızımın birinci doğum gününde ben kızımı tutarken çekti.妻が写真に撮った時でした 57丁目と5番街の角のところです
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.A feleségem, mint anya, a legbecsesebb pillanatai között tartja számon ezeket.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Istri saya menganggap mereka termasuk di antara saat-saat yang paling berharga sebagai seorang ibu.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.제 아내는 이 모임을 엄마로서 가장 소중한 순간 중의 하나로 꼽고 있어요.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Ma femme les compte parmi les plus précieux moments de sa vie de maman.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Meine Frau zählt sie zu ihren wertvollsten Momenten als Mutter.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Mia moglie le considera tra i momenti più preziosi come mamma.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Mi esposa las tiene entre sus más preciados momentos como mamá.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Moja żona zalicza je do najbardziej cennych momentów bycia mamą.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Voor mijn vrouw zijn het haar meest dierbare momenten.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Vợ tôi coi đó là những giây phút làm mẹ quý giá nhất.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Η γυναίκα μου τα μετρά ως τις πιο πολύτιμες στιγμές της ως μαμά.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Жена ми ги възприема като най-ценните и моменти на майка.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Моя дружина вважає їх найціннішими моментами свого материнства.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.Моя жена считает их самыми драгоценными моментами для неё как для мамы.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.בעיני אשתי הם בין הרגעים הכי יקרים לה, כאם.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.زوجتي تعدها من بين أثمن اللحظات لديها كأم.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.ここから何を学んだか
Eşim bir yazı tahtası aldı.A feleségem vett egy flip-chart-ot.
Eşim bir yazı tahtası aldı.Istri saya membeli sebuah papan tulis.
Eşim bir yazı tahtası aldı.아내는 괘도를 준비했지요.
Eşim bir yazı tahtası aldı.Ma femme a acheté un tableau de conférence.
Eşim bir yazı tahtası aldı.Meine Frau kaufte ein Flipchart.
Eşim bir yazı tahtası aldı.Mia moglie ha comprato una lavagna a fogli.
Eşim bir yazı tahtası aldı.Mi esposa compró un rotafolio.
Eşim bir yazı tahtası aldı.Mijn vrouw kocht een flip-over.