Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.in voli in osliči, ki obdelujejo zemljišče, bodo jedli osoljeno zmes, ki je prevejana z velnico in rešetom.
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.밭가는 소와 어린 나귀도 키와 육지창으로 까부르고 맛있게 한 먹이를 먹을 것이며
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.Og oksene og asenene som arbeider jorden, skal ete saltet blandingsfôr, som kastes med skuffe og kasteskovl.
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.Okserne og Æslerne, der arbejder på Marken, skal æde saltet Blandfoder, renset med Kasteskovl og Fork.
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.Volové také i oslové, dělající zemi, píci čistou jísti budou, kteráž opálkou a věječkou vyčištěna bývá.
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.Woły także i osły sprawujące ziemię, pastwę czystą jeść będą, która opałką i łopatą wywiana bywa.
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.И волы и ослы, возделывающие поле, будут есть корм соленый, очищенный лопатою и веялом.
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.Също и воловете и оселчетата, които работят земята, Ще ядат вкусна зоб веяна с лопата и веяло.
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.והאלפים והעירים עבדי האדמה בליל חמיץ יאכלו אשר זרה ברחת ובמזרה׃
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.والابقار والحمير التي تعمل الارض تأكل علفا مملحا مذرى بالمنسف والمذراة.
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.耕 地 的 牛 和 驢 駒 、 必 喫 加 鹽 的 料 . 這 料 是 用 木 杴 和 杈 子 揚 淨 的
Toprağı işleyen öküzlerle eşekler Kürekle, yabayla savrulmuş, Tuzlanmış yem yiyecekler.耕地 的 牛 和 驢駒 、 必喫加鹽 的 料 . 這料 是 用 木杴 和 杈子 揚淨 的
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Azt kérdezte, hogyan csináltam a házat azoknak a darazsaknak.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.E mi ha chiesto come avevo fatto la casa per quelle vespe.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.En hij vroeg me hoe ik dat huis voor die wespen gemaakt had.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.E perguntou-me como é que eu tinha feito a casa para aquelas vespas.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Et il m'a demandé comment j'avais fait la maison pour ces guèpes.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.그 친구가 제게 묻기를, 말벌집을 어떻게 만들어주었느냐고 하더군요.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Lalu dia bertanya bagaimana cara saya membuat rumah untuk tawon-tawon itu.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Şi m-a întrebat cum am făcut casa pentru acele viespi.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Und er fragte mich, wie ich das Haus für die Wespen gemacht hätte.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Y me preguntó como había hecho esa casa para las avispas.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Zapytał, w jaki sposób... zbudowałam dom dla os.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Και με ρώτησε πώς έφτιαξα αυτό το σπίτι για τις σφήκες.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Он спросил меня, как я сделала такой дом для ос.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.Попита ме как съм направила къщата за онези оси.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.והוא שאל אותי איך הכנתי בית לצרעות הללו.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.ثم سألني كيف صنعت بيتا لتلك الدبابير.
Ve bana eşekarılarına o yuvayı nasıl yaptığımı sordu.「どうやってこんな蜂の巣を作ったの?」と 彼はそういうものを見たことがなかったんです
Ve hatırlatırım ki eşeklerden bahsediyorsanız eğer küfür etmiş sayılmıyorsunuz.그리고 하나 여러분들에게 말해드리고 싶은 것은 당나귀에 대해 얘기하는 것은 저주가 아닙니다.
Ve hatırlatırım ki eşeklerden bahsediyorsanız eğer küfür etmiş sayılmıyorsunuz.Muistutan, että tässä tilanteessa kiroilu on sallittua.
Ve hatırlatırım ki eşeklerden bahsediyorsanız eğer küfür etmiş sayılmıyorsunuz.Og jeg vil minde dig om at det ikke er at bande hvis du taler om æsler.
Ve hatırlatırım ki eşeklerden bahsediyorsanız eğer küfür etmiş sayılmıyorsunuz.И да, это исторический термин.
Ve tiglondaki gibi, dişi eşek ve erkek at ürerse hinny meydana gelir.합쳐져서 혼합될 때 사용하는 말입니다 다시 한번 말하자면, 타이글론과 같은 경우처럼
Ve tiglondaki gibi, dişi eşek ve erkek at ürerse hinny meydana gelir.Tak jak w przypadku tyglwa, możecie powiedzieć -- co by było gdyby skrzyżować oślicę z ogierem?
Ve tiglondaki gibi, dişi eşek ve erkek at ürerse hinny meydana gelir. -Teď se můžete zeptat, co když zkřížíme oslí samici a hřebce, v tom případě zplodí hybrida zvaného mezek.
Ve tiglondaki gibi, dişi eşek ve erkek at ürerse hinny meydana gelir.Так само, як у випадку з тигролевом, вам спаде на думку: а що якби взяти віслюка-самицю й коня-самця?
Ve tiglondaki gibi, dişi eşek ve erkek at ürerse hinny meydana gelir.היברידים מוגדרים כהצלבה בין שני יצורים שונים.
Ve tiglondaki gibi, dişi eşek ve erkek at ürerse hinny meydana gelir.كونت مجموعه، مره آخرى كما هو الحال مع التقلون، قد تقول ماذا لوكان لدي آنثى الحمار
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››In divji osli, stoječ na golih gričih, duškajo kakor šakali; hirajo jim oči, ker ni zelenjave.
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››들 나귀들은 자산 위에 서서 시랑같이 헐떡이며 풀이 없으므로 눈이 아득하여 하는도다
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››Những lừa rừng đứng trên các gò trọi , hít hơi như chó đồng , vì không cỏ nên mắt lòa .
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››Những lừa rừng đứng trên các gò trọi, hít hơi như chó đồng, vì không cỏ nên mắt lòa.
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››Och vildåsnorna stå på höjderna och flämta såsom schakaler; deras ögon försmäkta, därför att gräset är borta.
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››På nøgne Høje står Vildæsler og snapper efter Luft som Sjakaler, deres Øjne vansmægter, thi Grønt er der ikke.
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››ופראים עמדו על שפים שאפו רוח כתנים כלו עיניהם כי אין עשב׃
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››الفراء وقفت على الهضاب تستنشق الريح مثل بنات آوى. كلت عيونها لانه ليس عشب
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››野 驢 站 在 淨 光 的 高 處 、 喘 氣 好 像 野 狗 . 因 為 無 草 、 眼 目 失 明
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››野驢站 在 淨光 的 高處 、 喘氣 好像 野狗 . 因為 無草 、 眼目 失明
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.A človek sa rozmohol náramne a mal mnoho stáda a slúžek a sluhov a veľblúdov a oslov.
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.Así prosperó muchísimo el hombre; y tuvo muchas ovejas, siervas, siervos, camellos y asnos
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.Daher ward der Mann über die Maßen reich, daß er viele Schafe, Mägde und Knechte, Kamele und Esel hatte.
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.Dank zij die taktiek groeide Jakobs kudde snel en werd hij steeds rijker, met veel dienaren, kamelen en ezels.
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.Egli si arricchì oltre misura e possedette greggi in grande quantità, schiave e schiavi, cammelli e asini
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.E o homem se enriqueceu sobremaneira, e teve grandes rebanhos, servas e servos, camelos e jumentos.
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.És felette igen meggazdagodék a férfiú; és vala néki sok juha, szolgálója, szolgája, tevéje és szamara.
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.I tak zbogacił się on człowiek bardzo, i miał owiec wiele, i służebnic i sług, i wielbłądów, i osłów.
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.이에 그 사람이 심히 풍부하여 양떼와 노비와 약대와 나귀가 많았더라
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.Og mannen blev rikere og rikere, og han fikk meget småfe og trælkvinner og træler og kameler og asener.
Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.Omul acela s'a îmbogăţit astfel din ce în ce mai mult; a avut multe turme, robi şi roabe, cămile şi măgari.