Biz eski şarkılar söyleyerek işlek cadde boyunca yürüdük.We walked along the busy street, singing old songs.
Eski binanın yıkıldığını gördük.We saw the old building pulled down.
Disko müzik eşliğinde dans ettik.We danced to the disco music.
Eskisinden daha iyi durumdayız.We are better off than we used to be.
Yıkılmış bazı eski evler gördük.We saw some old houses pulled down.
Biz eski okulumuzu ziyaret ettik.We visited our old school.
Biz eski arkadaşız.We're old friends.
Nehirden gelen serin esintinin tadını çıkardık.We enjoyed the cool breeze that came from the river.
Çantam çok eski. Yeni bir tane almalıyım.My bag is too old. I must buy a new one.
Dolma kalemim eski. Yeni bir tane istiyorum.My pen is old. I want a new one.
Lütfen eşyalarımı oldukları gibi bırakın.Please leave my things as they are.
Benim evim eski ve biçimsiz.My house is old and ugly.
Benim masam eski.My desk is old.
Benim ayakkabılarım eski, ama onunkiler yeni.My shoes are old, but his are new.
Erkek kardeşimin dul eşi yeniden evlendi.My brother's widow has married again.
Planım İskoçya'daki eski kaleleri ziyaret etmektir.My plan is visiting old castles in Scotland.
Benim çocuklarım ayakkabılarını çabucak eskitiyorlar.My children wear out their shoes quickly.
Hobim eski tapınakları ziyaret etmektir.My hobby is visiting old temples.
Benim hobim eski şişeleri toplamaktır.My hobby is collecting old bottles.
Esas branşım orta çağ Avrupa tarihidir.My major is medieval European history.
Eski erkek arkadaşım Portekiz'de yetiştirildi.My ex-boyfriend was brought up in Portugal.
Benim eski arabam bana 100 dolar getirdi.My old car brought me $100.
Babam, çok eski bir araba kullanıyor.My father drives a very old car.
Eski kocam artık bu kentte yaşamıyor.My ex-husband no longer lives in this city.
Hayalim devlet başkanının eşi olmak.My dream is to be the First Lady.
Kızım tüm eski elbiselerini büyüdüğü için giyemedi.My daughter has grown out of all her old clothes.
Tesadüfen eski bir arkadaşla karşılaştım.I met an old friend by chance.
Yükseklerden eskisinden daha az korkuyorum.I am less afraid of heights than I was.
Ben bir esnemeyi bastırdım.I suppressed a yawn.
Ben size eşlik edeceğim.I will accompany you.
Seni görmekten ve eski zamanlardan bahsetmekten zevk aldım.I have enjoyed seeing you and talking about old times.
Dün eski bir arkadaştan bir mektup aldım.I got a letter from an old friend yesterday.
Bu kitabı şans eseri bir sahafta buldum.I found this book by chance in a secondhand bookstore.
Şekspir'in tüm eserlerine sahibim.I have the complete works of Shakespeare.
Ben bir süre eski arabayla yetinmek zorunda kalacağım.I'll have to make do with the old car for a while.
Orada eski bir arkadaşımı gördüğüm için şaşırmıştım.I was surprised to see an old friend of mine there.
Eşyaları yarı fiyatına aldım.I purchased the goods for half price.
Şans eseri mağazada Jane ile karşılaştım.I met Jane in the department store by chance.
Ben partide bazı eski arkadaşlara rastladım.I ran across some old friends at the party.
Eşimle bir partide tanıştım.I got acquainted with my wife at a party.
Victoria istasyonuna gittim, orada eski bir arkadaşımı gördüm.I went to Victoria Station, where I saw an old friend of mine.
Eskiden gece çok geç saatlerde radyo dinlerdim.I used to listen to the radio very late at night.
Ben eski bir Rolls Royce'a sahiptim.I used to have an old Rolls Royce.
Eski bir arkadaşıma rastladım.I ran into an old friend of mine.
Havaalanında şans eseri ona rastladım.I chanced to meet him at the airport.
Kyoto'da tesadüfen eski bir arkadaşa rastladım.I met an old friend by chance in Kyoto.
Trende eski bir arkadaşıma rastladım.I came upon an old friend of mine on the train.
Ben onunla şans eseri tanıştım.I met him by chance.
Ayakkabılarımı eskittim.I've worn out my shoes.
Eski soba için on dolar teklif ettim.I bid ten dollars for the old stove.
Ben eski bir lamba satın aldım.I bought an old lamp.
Benim eski bir bisikletim var.I have an old bicycle.
Eski arabamı farkını vererek yenisiyle değiştirdim.I traded in my old car for a new one.
Ben eski bir araba satın aldım.I bought an old car.
Prinçten yapılmış eski çaydanlığımı seviyorum.I like my old brass tea pot.
Eski bir arkadaşımı gördüm.I saw an old friend of mine.
Eski gazeteleri tuvalet kağıdıyla takas ettim.I traded old newspapers for toilet paper.
Eskisi kadar çok tenis oynamam.I do not play tennis as much as I used to.
Şimdiye kadar Shakespeare'in üç eserini okudum.I have read three Shakespearean works up to now.
Şimdi eski bir kaledeyim.I am now in an old castle.