Ana içeriğe geç
Sözlük

eş ile cümle

eş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Arabamız oldukça eski ama onlarınki de öyle.Our car is rather old, but so is theirs.
Şimdi gitmek zorundayım. Eşyalarımı nereye koyduğumu gördün mü?I have to go now. Did you see where I put my things?
Tom eşyalarını topladı ve kapıya doğru yöneldi.Tom gathered his things and headed toward the door.
Tom eskiden bir ana kuzusuydu.Tom used to be a mama's boy.
Peki ya ben eşcinselsem?So what if I'm gay?
Ben "La Ondo de Esperanto" dergisini okumaktan hoşlanıyorum.I like reading the "La Ondo de Esperanto" magazine.
Okuma birinin kendi kafası yerine başka birinin kafasıyla düşünmeye eşdeğerdir.Reading is equivalent to thinking with someone else's head instead of with one's own.
Estonca bilmiyorum.I don't speak Estonian.
Bu roman onun son eserlerinden biriydi.This novel was one of his final works.
Sarı eşarbımı beğenmiyor musunuz?Don't you like my yellow scarf?
Eşyaları görüyorum.I've been seeing things.
Bize eşlik ettiğin için teşekkür ederiz.Thank you for seeing us.
İnsanlar günümüzde popüler kültüre eskisinden daha çok önem vermekte.People attach more importance to popular culture today than in the past.
Tom ve Mary eski bir çiftlik aldı.Tom and Mary bought an old farm.
Mary eski bir model.Mary is a former model.
Rüzgar esmeye başladı.The wind began to blow.
Tom bana eve kadar eşlik edebilip edemeyeceğini sordu.Tom asked if he could walk me home.
Yasaya göre tüm insanlar eşittir.All men are equal according to law.
Mary'nin giysisi benimkinden daha eski.Mary's dress is older than mine.
Oxford, dünyadaki en eski üniversitelerden biridir.Oxford is one of the oldest universities in the world.
Yeni kütüphane eskisinden daha güzel.The new library is nicer than the old library.
Büyükannemin ayakkabıları eski.My grandmother's shoes are old.
Tom posta kutusu yeniden boyadı, çünkü eski püskü görünüyordu.Tom repainted his mailbox because it was looking shabby.
Jill bir eş olarak mutlu olduğunu söylüyor ama bazen öyle düşünmezsin.Jill says she is happy as a wife, but at times you wouldn't think so.
Bunu hâlâ eski yolla yapmayı tercih ediyorum.I still prefer doing this the old way.
Esperanto telaffuzu kolaydır.Esperanto pronunciation is easy.
Mary Tom'un eski kız arkadaşının bir resmini onun cüzdanında gördüğünde üzgündü.Mary was upset when she saw a picture of Tom's ex-girlfriend in his wallet.
Hiç Eski Ahit'i okudun mu?Have you ever read the Old Testament?
Hiç Eski kutsal kitabı okudun mu?Have you ever read the Old Testament?
Eski köpeğine Cookie adı verilmedi mi?Wasn't your old dog named Cookie?
Tom'un eski arabasına ne olduğu umurunda değil.Tom doesn't care what happens to his old car.
Anneler bütün çocuklarını eşit olarak sevmeli.Mothers should love all their children equally.
Tom Boston'daki eski bir kız arkadaşı ziyaret etmeyi planladığını söyledi.Tom said he was planning on visiting an old girlfriend in Boston.
Tom Boston'da iken bazı eski arkadaşlara uğramak istediğini söyledi.Tom said he wanted to drop in on some old friends while he was in Boston.
Tom tüm eşyalarını kutulara koydu ve onları Boston'a gönderdi.Tom put all his belongings in boxes and sent them to Boston.
Yeni eskiden daha iyidir.New is better than old.
Walt eski bir askerdir.Walt is an ex-soldier.
Biz tüm eşyaları o mağazadan satın aldık.We've all bought stuff from that store.
Tom eski arabamızı satın almak istiyor.Tom wants to buy our old car.
Tom benim eski masamı alan kişiydi.Tom was the one who bought my old desk.
Tom eski bir araba aldığını söyledi.Tom said that he bought an old car.
Eski yastığımı atıp yeni bir tane aldım.I threw away my old pillow and bought a new one.
Ben genellikle kullanılmış eşya satın almam.I don't usually buy used stuff.
Ben genellikle ikinci el eşyalar satın almam.I don't usually buy secondhand things.
Tom'un eski arabasını 3.000 dolara satın aldım.I bought Tom's old car for $3,000.
Bütün bu eşyayı gerçekten almak istiyor musun?Do you really want to buy all this stuff?
Tom eskisini bana verdi.Tom gave me his old one.
Tom, Mary'ye eski bir sikke verdi.Tom gave Mary an old coin.
Eşit bir toplumda şovenizm için yer yoktur.There is no place for chauvinism in an equal society.
Yaygın kullanımda "spirit" ve "soul" sık sık eş anlamlıdırlar.In common usage, "spirit" and "soul" are often synonyms.
Çocuklarına Esperanto öğretecek misin?Will you teach your children Esperanto?
Çocuklarına Esperanto öğretmek istiyor musun?Do you intend to teach Esperanto to your children?
Tom eski motosikletimi ona vermemi istiyor.Tom wants me to give him my old motorcycle.
O eski araba sana daha fazla sorun veriyor mu?Is that old car giving you any more trouble?
Feministler tüm cinsiyetlerin siyasal, sosyal ve ekonomik eşitliğine inanırlar.Feminists believe in the political, social, and economic equality of all genders.
Japonya'da eskiden yedikleri kadar çok pirinç yemiyorlar.They don't eat as much rice in Japan as they used to.
Eşyanı sırt çantana koy.Put your stuff in your backpack.
Tom tüm eşyalarını bir kutuya koydu.Tom put all his stuff in a box.
Tom eski içme dostlarımdan biridir.Tom is one of my old drinking buddies.
Politikacı eşi olmayan bir kadını öperken kameraya yakalandı.The politician was caught on camera kissing a woman who is not his wife.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod