Modern İbranice, Eski İbranice'den daha kolaydır.Modern Hebrew is easier than Ancient Hebrew.
Bu eski arabadan kurtulmayı çok isterim.I'd love to get rid of this old car.
Esprileri severim.I love jokes.
Bir sürü eski kitabım var. Onlardan birkaç tanesi oldukça değerlidir.I have a lot of old books. A couple of them are quite valuable.
Onun espri yaptığını düşündüm.I thought he was joking.
Eşime söyleme.Don't tell my wife.
Sarışınları mı yoksa esmerleri mi tercih edersin.Do you prefer blondes or brunettes?
Yeni telefonum eskisinden daha ince.My new phone is thinner than my old phone.
Bana eşlik eder misin?Will you accompany me?
"Tom ve Mary ayrılıyor." "Bu eski hikaye.""Tom and Mary have broken up." "That's ancient history."
Eşyalarıma dokunma.Don't touch my stuff.
Ellerini benim eşyamdan uzak tut.Keep your hands off my stuff.
Diaoyu adaları çok eski çağlardan beri Çin toprağı olmuştur.The Diaoyu Islands have been Chinese territory since ancient times.
Sonuç önemsiz görünebilir: Esperanto vardır.The conclusion may seem trivial: Esperanto exists.
Tom esir olmaktan kaçınmayı denedi.Tom tried to avoid being captured.
Tom eski bir arkadaşım.Tom is an old friend.
Tom'un espri anlayışı yok.Tom doesn't have a sense of humor.
Bu TV gösterisi genç gebelik ve eşcinsellik konuları ele almaktadır.This TV show tackles issues of teenage pregnancy and homosexuality.
Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adıyla.In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful.
Tom'un bana eski arabam için ne kadar para verdiğine inanmayacaksın.You won't believe how much money Tom gave me for my old car.
Bunun bir eşek arısı olduğunu sanmıyorum.I don't think this is a wasp.
Gerçekten eski bir mahkûm için çalışmak ister misin?Do you really want to work for an ex-convict?
Tom çantasına eşyalarını koyuyor.Tom is putting stuff in his backpack.
Eşit uzaklık ilkesi nedir?What is principle of equidistance?
O bir eşcinsel düşmanı.He's a homophobe.
Tom Mary'yi eşikten taşıdı.Tom carried Mary across the threshold.
Tom sadece eşine onu terk ettiğini söyledi.Tom just told his wife that he was leaving her.
Tom Mary'ye kapısına kadar eşlik etti.Tom walked Mary to her door.
Tom Mary'ye asansöre kadar eşlik etti.Tom walked Mary to the elevator.
Dr. Zamenhof Esperantoyu yarattı.Dr Zamenhof created Esperanto.
Hâlâ eski bilgisayarını Tom'a vermemi istiyor musun?Do you still want me to give Tom your old computer?
Neden gitmiyorsun ve eşyalarını almıyorsun?Why don't you go and get your things?
Tom'un eşyaları nerede?Where are Tom's things?
Eşyalarım nerede?Where are my things?
Onlar eskiden yaptıkları gibi 'em yapmazlar.They don't make 'em like they used to.
O eşarbı severim.I love that scarf.
Eskiden Boston'da yaşadığını söylediğini düşündüm.I thought you said you used to live in Boston.
Keşke işler eskiden olduğu şekilde olsa.I wish things were the way they used to be.
O eski bir şaka.That's an old joke.
Onu artık istemiyorsan başka birisi senin eski masanı isteyebilir.Someone else might want your old desk if you don't want it anymore.
Eski arabam şimdi hurdalıkta.My old car is now in the junkyard.
Belki bu eski piyanoyu isteyip istemediğini Tom'a sormalıyız.Maybe we should ask Tom if he wants this old piano.
Aklına eseni yapmayacaksın.You won't have your way.
Eşcinsel bir komşum var.I have a gay neighbor.
Keşke eşyaları bana atmaktan vazgeçsen.I wish you'd quit throwing things at me.
O asla eskimez.It never gets old.
Eşim birkaç gün için şehir dışına gidiyor.My wife is going out of town for a few days.
O bir eşarp örüyor.She is knitting a scarf.
Tom esmer Afrika domuzumun adıdır.Tom is the name of my swart warthog.
Arkadaşın Esperanto konuşuyor mu?Does your friend speak Esperanto?
Bay Esperanto iyi, değil mi?Mr. Esperanto is well, isn't he?
O esmer ve yakışıklı.He's dark and handsome.
Evde bir Espresso makinem var.At home I have a Espresso maker.
Neredeyse her şey eski günlerde olduğu gibi.Almost everything is as it was in the old days.
Eskisi gibi Tom ile iletişim kuramıyorum.I can't communicate with Tom like I used to.
Eşim ve ben ikizler için isimler üzerinde karar veremiyoruz.My wife and I can't decide on names for the twins.
Ben bu eski TV'yi çalıştıramam.I can't get this old TV to work.
Tom'un o eski kamyonu sürmesine izin veremezsin. O senin yeni arabanı sürsün.You can't let Tom drive that old truck. Let him drive your new car.
O partide bu eski takımı giyemem.I can't wear this old suit to that party.
Bu eski sandalyeyle ne yapmak istiyorsun?What do you want to do with this old chair?