Sana okula kadar eşlik edeceğimi düşündüm.I thought I'd walk you to school.
Tom bize bunun eski bir gemi olduğunu söyledi.Tom told us it was an old ship.
O proje üzerinde eşek gibi çalıştım.I worked my ass off on that project.
Tom'un babasının eski bir arkadaşıyım.I'm an old friend of Tom's father.
Eski kız arkadaşımla birlikte geri dönüyorum.I'm getting back together with my ex-girlfriend.
Bugün yeni bir Esperanto kursuna başladık.Today I started a new Esperanto course.
Bir süre birbirimize eşlik edelim.Let's keep each other company for a while.
Buraya yiyecek bir şey yollayın yoksa esiri öldürürüm.Send in something to eat or I'll kill a hostage.
Aslında, Mary şimdi benim eski kız arkadaşım.Actually, Mary is now my ex-girlfriend.
İki artı iki eşittir beş.Two plus two equals five.
Dört bilgisayarım var ama çok eski oldukları için ikisini artık kullanmıyorum.I have four computers, but two of them are so old I don't use them anymore.
Mutlu genç eş onunla ilgili bir şeyden şüphelenmedi.The happy young wife suspected nothing of it.
Eşinle nasıl tanıştın?How did you meet your partner?
Eşinizle nasıl tanıştınız?How did you meet your partner?
Mitt Romney Massachusetts'in eski valisiydi.Mitt Romney is the former governor of Massachusetts.
Tepede duran ev çok eski.The house standing on the hill is very old.
Kitap eskidir.The book is old.
Tom esnedi.Tom yawned.
Sana göre eş mi yok.There are plenty of fish in the sea.
Eşcinsellikle ilgili birçok yazılı eser vardı.There were a lot of writings about homosexuality.
Bu kitap birçok yönden eşsizdir.This book is unique in many ways.
Senin eşyalarını istemiyorum.I don't want your stuff.
Eski işimi geri istiyorum.I'd like my old job back.
Bana eşlik etmeni istiyorum.I'd like you to accompany me.
Eski işini geri ister misin?Do you want your old job back?
Tom'a eşlik etmeni istiyorum.I'd like you to accompany Tom.
Tom bazı hediyelik eşyalar almak istiyordu.Tom wanted to buy some souvenirs.
Eşyama dokunmanı istemiyorum.I don't want you touching my stuff.
Tom Mary'ye yeni bir eşarp almak istiyordu.Tom wanted to buy Mary a new scarf.
Tom eve bir hediyelik eşya getirmek istedi.Tom wanted to bring home a souvenir.
O eski şeyi ne için istiyorsun?What do you want that old thing for?
Bütün bu eşya için ne kadar istiyorsun?How much do you want for all this stuff?
Eğer istersen bu eski araba senin.This old car is yours if you want it.
Soğuk bir rüzgar esiyor.A cold wind is blowing.
Elbiseler insan yapar, eski püskü elbiseler bit yapar.Clothes make people, rags make lice.
Tom eski kamyonumu satmamı istemedi.Tom didn't want me to sell my old truck.
Her şeyin eskisi gibi olmasını istiyorum.I want everything back to the way it was.
Bu resme onu gördüğüm anda aşık oldum. O bir sanat eseri.I was in love with this picture the moment I saw it. It's a masterpiece.
Tom eşyasıyla ne yapmamızı istiyor?What does Tom want us to do with his stuff?
Tom ve Mary'ye eşlik etmemi ister misin?Do you want me to keep Tom and Mary company?
Tüm eşyalarınız ile ne yapmamızı istediniz?What did you want us to do with all your stuff?
Hayatın tekrar eskisi gibi olmasını istiyorum.I want life to go back to the way it was before.
Tom ve Mary eski zamanlar hakkında konuşmak istediler.Tom and Mary wanted to talk about old times.
Eski erkek arkadaşların hakkında bir şey duymak istemiyorum.I don't want to hear about all your ex-boyfriends.
Bütün eski kız arkadaşlarından haberdar olmak istemiyorum.I don't want to hear about all your ex-girlfriends.
Bütün eski kız arkadaşlarından haber almak istemiyorum.I don't want to hear about all your old girlfriends.
Ben sadece, bu yeri hatırlamak için birkaç hediyelik eşya istiyorum.I just want some souvenirs to remember this place by.
Herkes iki artı ikinin dörde eşit olduğunu bilir.Everyone knows that two plus two equals four.
Burada esinti yok.There is no breeze here.
Tom'a eşyalarımı bana derhal iade etmesini istediğimi söyle.Tell Tom I want my belongings returned to me immediately.
Odana gidip eşyalarını toplamanı istiyorum.I want you to go to your room and pack your things.
Ben finansmanımı üç eşit parçaya böldüm.I divided my funding into three equal parts.
Bilgisayarlar edebi eserleri çevirebilir mi?Can computers translate literary works?
Ben eski şarkılar çalan bir grupta gitar çalıyorum.I play guitar in an oldies band.
Tom eski bilgisayar oyunlarını oynamayı sever.Tom loves playing old computer games.
Eskisi kadar tenis oynamıyorum.I don't play tennis as well as I used to.
Ben eskisi kadar çok pagot çalmam.I don't play the bassoon as much as I used to.
Geçenlerde eski bir arkadaşa rastladım.I recently met an old friend.
Kısa bir zaman önce eski bir arkadaşımla karşılaştım.I met an old friend a short time ago.
Esperantonun mucidi bir Yahudi'ydi.The inventor of Esperanto was a Jew.