Kunduracı ayakkabıların tamir etmek için çok eski olduğunu söyledi.The shoemaker said the shoes were too old to repair.
Eski evdeki duvarlar düz değildi.The walls in the old house were not straight.
Birçok tren eski taş tünelden geçmektedir.Many trains pass through the old stone tunnel.
Lütfen eşyalara dokunmayın.Please do not touch the merchandise.
Tom köpeği kurulamak için eski havlu kullandı.Tom used old towels to dry the dog.
Tom köpeği kurulamak için eski havluları kullanırdı.Tom used old towels to dry the dog.
Eski arkadaşları ziyaret etmek eğlencelidir.It's fun to visit old friends.
Müzenin bir eski silahlar sergisi var.The museum has an exhibit of ancient weapons.
İnsanlar daha fazla özgürlük ve eşitlik peşinde.People pursue more freedom and equality.
Hangisi eski?Which is old?
Tüm kişisel eşyalarımı plastik bir torbaya koydum.I put all my belongings in a plastic bag.
Julio, eski meşe ağacına kurduğum salıncakta sallanıyor.Julio is swinging in the hammock that I hung under the old oak tree.
Bir kare hem dikdörtgen hem de eşkenar dörtgendir.A square is both a rectangle and a rhombus.
Dedemin II.Dünya savaşından kalan eski ilk yardım çantası tavan arasında.In the attic is my grandfather's old first-aid kit from World War II.
Hediyelik eşya nereden alabilirim?Where can I pick up some souvenirs?
Bu olay oldukça esrarengiz.This incident is quite uncanny.
Esperanto'da bir sıfat "a" ile biter. Çoğul ise "j" eklenerek oluşturulur.In Esperanto an adjective ends in "a." The plural is formed by adding "j."
Esperanto konuşuyor musun?Do you speak Esperanto?
Bir eşarp takan o kız bakire.That girl who's wearing a scarf is a virgin.
Arjantin'in eski para birimi Austral'di. Sembolü "₳" idi.The former Argentine currency was Austral. Its symbol was "₳".
O andan itibaren, kasaba Esteban'ın şehri olarak tanındı.From that moment on, the town was recognized as Esteban's town.
Ben de sıkıcı esprileri seviyordum.I liked boring jokes, too.
Esperanto öğrenmeye başladın.You began to learn Esperanto.
Esperanto öğrenmeye başladınız.You began to learn Esperanto.
Esperanto ile diğer ülkelerden gelen insanlarla eşit olarak iletişim kurabilirsiniz.With Esperanto you can communicate equally with people from other countries.
Estonya'nın kendi milli marşı vardır.Estonia has its own national anthem.
Mormonlar çok eşliliği yasakladılar ama bazı yandaşları bunu hala uyguluyorlar.The Mormons have outlawed polygamy, but some adherents still practice it.
O eskiyecek.It will grow old.
Bu antika bir eski köy.It's a quaint old village.
Evde çalışmanın birçok yararından biri esnekliktir.Flexibility is one of the many advantages of working from home.
Esparanto'da sadece 16 dil bilgisi kuralı var.In Esperanto there are only 16 grammar rules.
Eşi, bir baca gibi sigara içiyor.Her husband smokes like a chimney.
Peterhouse Cambridge'in 33 kolejinin en eskisidir.Peterhouse is the oldest of the 33 colleges of Cambridge.
Bu kitap çok eski.This book is really old.
Bir gün başka bir Esperantist ile gerçekten tanışmak istiyorum...I really would like to meet another Esperantist some day...
Bir gün gerçekten başka bir Esperantist ile tanışmak istiyorum.I really would like to meet another Esperantist some day...
Her zaman ölmeden önce bir Esperanto kongresi görmek istedim.I always wanted to see an Esperanto convention before I die.
İstediğiniz herhangi bir dilde yazabilirsiniz. Tatoeba'da bütün diller eşittir.You may write in any language you want. On Tatoeba, all languages are equal.
Esperanto'yu nasıl öğrendin?How did you learn Esperanto?
Vera, uyuşturucu alan onun eski en iyi arkadaşlarından bağını kesmek zorunda kaldı.Vera had to disassociate herself from her former best friends, who got into drugs.
Giyim eşyasının hangi malzemelerden yapıldığını merak ediyorum.I wonder what materials the garment is made of.
Buraya gel, eşek!Come here, donkey!
Onlar ona ve eşine hakaret ettiler.They insulted him and his wife.
Onun filmlerinden bazıları hakkında espriler yaptılar.They told jokes about some of his movies.
Onlar da eşit işe eşit ücret istedi.They also demanded equal pay for equal work.
Onlar eski yaşam tarzlarından vazgeçmek istemiyordu.They did not want to give up their old ways of living.
O, eski bir başkan karısıydı.She was a former first lady.
Eski bir Birleşik Devletler bahriyesiydi.He was a former United States Marine.
O eski bir üniversite profesörü ve araştırmacısıydı.He was a former university professor and researcher.
Beş yüz İngiliz askeri esir edildi.Five hundred British soldiers had been captured.
Sürgünlerin çoğu öldürüldü veya esir alındı .Most of the exiles were killed or captured.
Lord Ashburton'ın Amerikalı bir eşi vardı.Lord Ashburton had an American wife.
Yemek için bekleyen insan sıraları eskisinden daha uzundu.The lines of people waiting for food were longer than before.
Lincoln eski siyasi rakibini karşıladı.Lincoln welcomed his old political opponent.
Kane başkanın eski bir arkadaşıydı.Kane was an old friend of the president.
Quakerlar bütün insanların eşit olduğuna inanırlar.Quakers believe that all people are equal.
Birlik askerlerinin yarısından fazlası esir alındı.More than half of the Union troops were captured.
Petrol eski zamanlardan beri önemli olmuştur.Petroleum has been important since ancient times.
Petrol eski çağlardan beri önemli olmuştur.Petroleum has been important since ancient times.
Bu benim için eski bir haber.This is old news to me.