Ana içeriğe geç
Sözlük

eğmek ile cümle

eğmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onların ricasına boyun eğmek zorunda kaldık.We had to yield to their request.
Ben her zaman ona boyun eğmek zorundayım.I always have to give in to him.
Ben kaderime boyun eğmek için zorlandım.I was forced to submit to my fate.
Ona boyun eğmek istemiyorum.I don't want to bow down to him.
O ,kaderine boyun eğmek istemez.He would not submit to his fate.
O genellikle ablasına boyun eğmek zorunda.She usually has to give in to her big sister.
Boyun eğmektense ölmeyi tercih ederim.I would rather die than submit.
Tom kapıdan girmek için başını eğmek zorunda kaldı.Tom had to duck his head to get through the doorway.
Ben bir kadın olarak buna boyun eğmek zorundamıyım?As a woman, do I have to submit to this?
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Without any material international support Lithuania had no choice but to accept the ultimatum.
Birbirini içtenlikle seven gençler, toplumlarının geleneksel kurallarına boyun eğmek zorundaydılar.Whatever they were, they were in accordance with a common custom of Nature.
Âdet ve görenekler, günlük modern hayatın baskısına boyun eğmektedir.His major weakness is trying to adjust to modern-day life.
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirThen we need to gently bend the stick into a bow shape
Çoğunluğa boyun eğmek nasıl da korkunç" diyebilir.The horrors of conformity.
İşte bu uluslar ayrımcılığa ve zorba yönetimlere boyun eğmektedir;It is the nations that succumb to discrimination and tyranny;
Baş eğmek yok.Do not bow.
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""Well, gee, I really ought to buckle down."
‹‹Ama halkım sesimi dinlemedi, İsrail bana boyun eğmek istemedi.But my people didn't listen to my voice. Israel desired none of me.
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmektedir.All those who are in the heavens and the earth are His, and they are all obedient to Him.
Bilakis göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nun mahlûkudur. Hepsi O’nun emrine boyun eğmektedir.May He be praised!
Göklerde ve yerde bulunan herkes O'na aittir; hepsi O'na boyun eğmektedir.All those who are in the heavens and the earth are His, and they are all obedient to Him.
Hepsi O'na boyun eğmektedir.All are obedient to Him.
Oroeses Romalıların şartlarına boyun eğmek zorunda kaldı.Oroeses was forced to submit to terms.
Henry'ye boyun eğmek zorunda kaldı.A few weeks later he was released and given back a small part of his holdings.
Görme engeli nedeniyle kişi konuşmak için başını geriye eğmek zorunda kalabilir.Obstructed vision may cause a person to tilt their head back to speak.
Daha sonra tüm kapetanioi'ler Dervedji Paşa'ya (Δερβετζή πασά) boyun eğmek zorunda kaldılar.Later, all kapetanioi were forced to submit to Dervedji pasha (Δερβετζή πασά).
Bu askeri baskı sonucunda Lülü, Muazzam'a boyun eğmek zorunda kaldı.As a result of this military pressure, Lu'lu' was forced to make a submission to al-Muazzam.
Albizzi’ler, Medici’lere boyun eğmek, iktidarı yeniden onlara bırakmak zorunda kalmışlardır.Die Albizzi unterwarfen sich den Medici und überließen ihnen die Herrschaft.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Ohne jegliche internationale materielle Unterstützung musste Litauen das Ultimatum akzeptieren.
Tanrılar ve insanlar onlara boyun eğmek zorundaydı.Vieles mußte das Volk Gottes von ihnen erdulden.
Âdet ve görenekler, günlük modern hayatın baskısına boyun eğmektedir.Abenteuer und Tägliches aus dem Blindenleben von heute.
Boyun eğmektense öl.Tu ferai mieux de crever.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Sin apoyo internacional, a Lituania no le quedó otra que aceptar el ultimátum.
Buna boyun eğmek denir.Usted tiene que comprometerse con esto.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Senza alcun sostegno internazionale materiale, la Lituania non aveva altra scelta che accettare l'ultimatum.
Oysa aynı kişi yürüdüğü zaman ıslanmamak için şemsiyesini gidiş yönüne doğru hafifçe eğmek zorundadır.Чтобы не промокнуть, человек должен наклонить зонт в направлении движения.
Buna boyun eğmek denir.Мы хотим на этом сделать акцент.
Hâkimiyeti vermek ama saldıran ile işbirliği yapmamak...Baş eğmektense ölümü tercih etmek.وقال انه يفضل الموت بدلا من الاعمل الشاقة.
Tanrılar ve insanlar onlara boyun eğmek zorundaydı.وافق زيوس والآلهة على أن شيئاً ما ينبغي أن يُفعل.
Hâkim’in buyruk ve eylemlerine boyun eğmek.الصوم آدابه وأحكامه.
İngilizler ise boyun eğmek zorunda kaldılar.De Britten waren gedwongen tot onderhandelingen.
Bu devirde güçlenen Goryeo hanedanına boyun eğmek zorunda kaldı.Формально це рішення має бути затверджено Великим Державним хуралом.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Без будь-якої відчутної міжнародної підтримки Литва не мала вибору, окрім як прийняти ультиматум.
Tai-Chi'ye göre kazanmanızı sağlayan şey boyun eğmektir.Простіше кажучи, «aomoji-кей» це все, що ви хочете носити.
Hâkim’in buyruk ve eylemlerine boyun eğmek.Přísahy svědků a soudců.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Fără susținere materială, Lituania nu a avut de ales decât să accepte ultimatumul.
Ben bir kadın olarak buna boyun eğmek zorundamıyım?Hogyan kell egy lányban bizalmat gerjeszteni?
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Puolan vaatimuksen tavoin Liettualla ei ollut muuta mahdollisuutta kuin myöntyä vaatimukseen.
Tanrılar ve insanlar onlara boyun eğmek zorundaydı.Både guder og mennesker henvender seg til ham med sine rettslige problemer.
Tanrılar ve insanlar onlara boyun eğmek zorundaydı.Tuhan dan manusia sama-sama membencimu.
Ben bir kadın olarak buna boyun eğmek zorundamıyım?Adakah seorang pria terikat pada seorang perempuan?
Hâkim’in buyruk ve eylemlerine boyun eğmek.Melakukan pengawasan atas pelaksanaan tugas dan tingkah laku hakim dan pegawai lainnya.
Buna boyun eğmek denir.Nghi thứ khuyến tu.
Oysa aynı kişi yürüdüğü zaman ıslanmamak için şemsiyesini gidiş yönüne doğru hafifçe eğmek zorundadır.それを一滴もこぼさないように、おじいさんはゆっくりゆっくり歩いてくるの。
Buna boyun eğmek denir.それを前向きにというか。
Buna boyun eğmek denir.이것은 반성해야 할 것이다.
Hâkimiyeti vermek ama saldıran ile işbirliği yapmamak...Baş eğmektense ölümü tercih etmek.למסור את הרכוש, אבל לא לשתף פעולה עם התוקף...להעדיף מוות על פני כניעה.
Tanrılar ve insanlar onlara boyun eğmek zorundaydı.Ni bogovi niti ljudi nisu joj mogli odoljeti.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Lietuvai neliko nieko kito, kaip tik sutikti su Vokietijos reikalavimais.
‹‹Ama halkım sesimi dinlemedi, İsrail bana boyun eğmek istemedi.(80:12) Но народ Мой не слушал гласа Моего, и Израиль не покорялся Мне;
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod