Ana içeriğe geç
Sözlük

eğme ile cümle

eğme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu nedenle İngiltere ve Fransa Çekoslovakya'ya, Nazi taleplerine boyun eğmesi tavsiyesinde bulundular.Tanto Reino Unido como Francia, aconsejaron a Checoslovaquia ceder a las exigencias alemanas.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Sin apoyo internacional, a Lituania no le quedó otra que aceptar el ultimátum.
Buna boyun eğmek denir.Usted tiene que comprometerse con esto.
Hep ezilir ama hiç boyun eğmez.Todo le sale mal, aunque eso nunca lo desanima.
Tom'un isteklerine karşı boyun eğme.Non cedete alle richieste di Tom.
Kitabın ilk sözünü ise Kılıçdaroğlu'nun, "Adaletle değil, zulümle hükmedenlere asla boyun eğmeyeceğiz.Nel libro non si fa menzione di parenti in vita, il che suggerisce che non sia sposato e non abbia figli.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Senza alcun sostegno internazionale materiale, la Lituania non aveva altra scelta che accettare l'ultimatum.
Rusya'nın artık tek hedefi kalmıştı,o da henüz boyun eğmemiş olan Adıge kabileleri idi.4) Era un altro russo che non compare nei documenti giunti fino ad oggi.
Bununla birlikte, ruhların size boyun eğmesine sevinmeyin, adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin.Однако ж тому не радуйтесь, что духи вам повинуются, но радуйтесь тому, что имена ваши написаны на небесах.
Bu tür bebeklerin, polivinil klorid veya metalden yapılmış, eğme eklemleri ile donatılmış bir iskeleti var.У таких кукол есть скелет, сделанный из поливинилхлорида или металла, оснащённый сгибающимися суставами.
Oysa aynı kişi yürüdüğü zaman ıslanmamak için şemsiyesini gidiş yönüne doğru hafifçe eğmek zorundadır.Чтобы не промокнуть, человек должен наклонить зонт в направлении движения.
Buna boyun eğmek denir.Мы хотим на этом сделать акцент.
Moğollara karşı en başarıyla direnen şehir 7 hafta boyunca işgalcilere boyun eğmeyen Kozelsk olur.Взятие Козельска, город семь недель оказывал сопротивление монголам.
Thatcher bu lakabı sevdi ve boyun eğmez - kararından dönmez kişiliğinin simgesi olarak benimsedi.Паства любила его до самозабвения, это и причина, по которой его преследовали.
Bu nedenle İngiltere ve Fransa Çekoslovakya'ya, Nazi taleplerine boyun eğmesi tavsiyesinde bulundular.لذلك، نصحت كل من فرنسا وبريطانيا تشيكوسلوفاكيا بالقبول بمطالب ألمانيا النازية.
Hep ezilir ama hiç boyun eğmez.هو مخترعُ لكن لَيسَ حذرَ دائماً.
Hâkimiyeti vermek ama saldıran ile işbirliği yapmamak...Baş eğmektense ölümü tercih etmek.وقال انه يفضل الموت بدلا من الاعمل الشاقة.
Tanrılar ve insanlar onlara boyun eğmek zorundaydı.وافق زيوس والآلهة على أن شيئاً ما ينبغي أن يُفعل.
Hâkim’in buyruk ve eylemlerine boyun eğmek.الصوم آدابه وأحكامه.
"Boyun eğme, memlekete sahip çık!"Recusem a servir na ocupação de territórios!".
Yerli halklardan Tlingitler hiçbir zaman işgalcilere boyun eğmeyecek ve fethedilemeyeceklerdir.Do heroísmo berço, Os invasores Jamais te pisarão.
Hep ezilir ama hiç boyun eğmez.Sempre algo é destruído, mas nunca para sempre.
"Boyun eğme, memlekete sahip çık!"Ga nu, maar pas op, mijn kind!"
İngilizler ise boyun eğmek zorunda kaldılar.De Britten waren gedwongen tot onderhandelingen.
Yerli halklardan Tlingitler hiçbir zaman işgalcilere boyun eğmeyecek ve fethedilemeyeceklerdir.Nederlands-Indië dat zich nimmer heeft overgegeven aan de bezetter.
Hep ezilir ama hiç boyun eğmez.Nie zawsze wszystko jej wychodzi, ale nie poddaje się.
"Boyun eğme, memlekete sahip çık!""Ta där det finns, lägg där det fattas!"
Obsedöre karşı gelecek cesareti gösterememe, her şeyine boyun eğme.Låt inte ditt förflutna stjäla din framtid.
Bu devirde güçlenen Goryeo hanedanına boyun eğmek zorunda kaldı.Формально це рішення має бути затверджено Великим Державним хуралом.
"Boyun eğme, memlekete sahip çık!"«Не кидай мене, господарю!»
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Без будь-якої відчутної міжнародної підтримки Литва не мала вибору, окрім як прийняти ультиматум.
Bu tür bebeklerin, polivinil klorid veya metalden yapılmış, eğme eklemleri ile donatılmış bir iskeleti var.У таких ляльок є скелет, зроблений з полівінілхлориду або металу, оснащений суглобами, які згинаються.
Tai-Chi'ye göre kazanmanızı sağlayan şey boyun eğmektir.Простіше кажучи, «aomoji-кей» це все, що ви хочете носити.
Hâkim’in buyruk ve eylemlerine boyun eğmek.Přísahy svědků a soudců.
Huşu, Tanrı'ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma.Na Svatého Ducha nesvlékej kožicha Po svatém Duchu nezbavuj se kožichu.
Bu nedenle İngiltere ve Fransa Çekoslovakya'ya, Nazi taleplerine boyun eğmesi tavsiyesinde bulundular.Marea Britanie și Franța au recomandat așadar Cehoslovaciei să accepte cererile naziștilor.
"Boyun eğme, memlekete sahip çık!"Sună acum și rezervă-ți un loc!”.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Fără susținere materială, Lituania nu a avut de ales decât să accepte ultimatumul.
Teröristlerin taleplerine asla boyun eğmeyeceğiz.Nu ne vom supune niciodată, cererilor teroriștilor.
Ben bir kadın olarak buna boyun eğmek zorundamıyım?Hogyan kell egy lányban bizalmat gerjeszteni?
Moğollara karşı en başarıyla direnen şehir 7 hafta boyunca işgalcilere boyun eğmeyen Kozelsk olur.Vaikein valloitettava oli Kozelskin pikkukaupunki, jonka asukkaat vastustivat mongoleita seitsemän viikkoa.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Puolan vaatimuksen tavoin Liettualla ei ollut muuta mahdollisuutta kuin myöntyä vaatimukseen.
Günaha karşı boyun eğmemelisin.Et saa antaa periksi kiusaukselle.
Hep ezilir ama hiç boyun eğmez.Αισθάνεται συνεχώς άρρωστος, αν και στ' αλήθεια δεν έχει τίποτα.
"Boyun eğme, memlekete sahip çık!""Είσαι τόσο μακριά, πατρίδα μου!
Yerli halklardan Tlingitler hiçbir zaman işgalcilere boyun eğmeyecek ve fethedilemeyeceklerdir.Del heroismo cuna, Los invasores No te hollarán jamás.
Bu konuda "Boyun eğmeyeceğiz.Jeg føler mig ikke bundet af dette."
Afgan tazısı kolay öğrenir ama kolay boyun eğmez.Eurasieren har veldig lett for å lære, men den er ingen brukshund.
Tanrılar ve insanlar onlara boyun eğmek zorundaydı.Både guder og mennesker henvender seg til ham med sine rettslige problemer.
Tanrılar ve insanlar onlara boyun eğmek zorundaydı.Tuhan dan manusia sama-sama membencimu.
Ben bir kadın olarak buna boyun eğmek zorundamıyım?Adakah seorang pria terikat pada seorang perempuan?
Hep ezilir ama hiç boyun eğmez.Walau kamu selalu mencela, walau kamu selalu meremehkan.
Hâkim’in buyruk ve eylemlerine boyun eğmek.Melakukan pengawasan atas pelaksanaan tugas dan tingkah laku hakim dan pegawai lainnya.
Buna boyun eğmek denir.Nghi thứ khuyến tu.
Oysa aynı kişi yürüdüğü zaman ıslanmamak için şemsiyesini gidiş yönüne doğru hafifçe eğmek zorundadır.それを一滴もこぼさないように、おじいさんはゆっくりゆっくり歩いてくるの。
Buna boyun eğmek denir.それを前向きにというか。
Buna boyun eğmek denir.이것은 반성해야 할 것이다.
Yazı: "Asla faşizme ve evlerine olan bağlılığa boyun eğmediler.이들은 귀족들의 난폭함에 일으킨 저항이며 알브레히트에게 저항하는 것이 아니라고 밝혔다.
Hâkimiyeti vermek ama saldıran ile işbirliği yapmamak...Baş eğmektense ölümü tercih etmek.למסור את הרכוש, אבל לא לשתף פעולה עם התוקף...להעדיף מוות על פני כניעה.
Hep ezilir ama hiç boyun eğmez.Направено от сърце, но без продължение.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod