Bana eğittiğim adamları anlatma! Sanki onları tanıyormuşsun gibi!Nie mów o moich ludziach, jakbyś ich znał.
Bana eğittiğim adamları anlatma! Sanki onları tanıyormuşsun gibi!¡No hables de los hombres a los que he entrenado como si los conocieras!
Bana eğittiğim adamları anlatma! Sanki onları tanıyormuşsun gibi!Non parlare degli uomini che ho addestrato come se li conoscessi!
Bana eğittiğim adamları anlatma! Sanki onları tanıyormuşsun gibi!Prata inte om mannarna som jag har tränat som att du känner dem.
Bana eğittiğim adamları anlatma! Sanki onları tanıyormuşsun gibi!Tal ikke om de mænd, som jeg har trænet, som om du kender dem.
Bana eğittiğim adamları anlatma! Sanki onları tanıyormuşsun gibi!Μην μιλάς για όσους εκπαίδευσα σαν να τους γνωρίζεις!
Bana eğittiğim adamları anlatma! Sanki onları tanıyormuşsun gibi!Не говорите о людях, которых я обучила, так, будто вы их знаете!
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Az arcukhoz emelve csecsemőjüket szavakkal szeretgették, dorgálták, tanították.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.De höll babyn framför sitt ansikte, smickrade den, tillrättavisade den, utbildade den med ord.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Držale so otroka pred svojim obrazom, ga nagovarjale, ga grajale, ga učile z besedami.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Držali dieťa pred svojou tvárou, prihovárajúc sa mu, karhajúc ho, vzdelávajúc ho za pomoci slov.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Drží před obličejem své dítě, žvatlají si s ním, opakují si s ním, vzdělávají ho slovy.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Elles ont tenu leur bébé face à elles, l'ont cajolé, l'ont grondé, l'ont éduqué grâce aux mots.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Hanno sempre avuto un bambino di fronte a loro, coccolandolo, sgridandolo, educandolo con le parole.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Họ bế đứa trẻ con trước mặt, trêu đùa nó, quở trách nó, dạy dỗ nó bằng lời nói.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.애기 얼굴을 마주보고 안으면서 단어로 부추기고, 꾸짖고, 교육시킵니다.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Seguravam os bebés à frente da cara, persuadindo-os, repreendendo-os, educando-os com palavras.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Ţineau copilul în dreptul feţei lor, dezmierdându-l, dojenindu-l, educându-l cu ajutorul cuvintelor.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Trzymały w ramionach niemowlę, namawiały, upominały, uczyły za pomocą słów.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Und sie hielten das Baby vor ihrem Gesicht, redeten ihm zu, ermahnten es, erzogen es mit Worten.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Ze hielden die baby voor hun gezicht, vleien het, berispen het, voeden het op met woorden.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Κρατούσαν το μωρό μπροστά στο πρόσωπό τους, καλοπιάντοντάς το, επιπλήτοντάς το, εκπαιδεύοντάς το με λέξεις.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Вони тримали це немовля біля свого обличчя, вмовляли його, робили зауваження, виховували його.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Държали са бебето пред лицето си, успокоявайки, мъмрейки или учейки го чрез думи.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.Они держали этого младенца у своего лица, уговаривали его, отчитывали его, воспитывали его словами.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.הן אחזו את התינוק מול פניהן, פינקו אותו, נזפו בו, חינכו אותו באמצעות מילים.
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.فهن أحتفظن بذلك الرضيع أمام وجوههن يتملقن له و يقمن بتأنيبه و تعليمه بالكلمات
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.なだめ しかり 言葉で教育してきたのです そうやってとても強い力を持つようになってきたのです
Bebeği yüzlerinin önünde tutup, sevdiler, kızdılar, kelimelerle eğittiler.佢地將嬰兒放喺面前 哄佢,譴責佢,教佢講嘢
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıAm învățat să apreciez și să înțeleg mult mai bine momentul prezent.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıDet lærte mig -- det gav mig en større påskønnelse, en forståelse for det at være til stede i øjeblikket.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıDet lärde mig, det gav mig en större uppskattning, en förståelse för nuet.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıEnsinou-me - despertou em mim uma maior consciência e compreensão do momento presente.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıEs lehrte mich - es verlieh mir eine höhere Wertschätzung und Verständnis für den gegenwärtigen Augenblick.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıJ'ai appris, appris à mieux apprécier et à mieux comprendre le moment présent.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladı그 일은 저를 더욱 감사할 줄 알도록, 그리고 현재 이 순간을 이해하도록 가르쳤어요.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıMe enseñó... me dio una mayor apreciación, un entendimiento del momento presente.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıMegtanított arra, hogy jobban értékeljem, hogy megbecsüljem a jelen pillanatot.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıMenjadi biarawan mengajarkan saya -- untuk lebih menghargai dan memahami kejadian "saat ini".
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıMi ha insegnato -- mi ha fatto apprezzare di più e comprendere meglio il momento presente.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıNaučil jsem se - získal jsem větší pochopení, porozumnění přítomnosti.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıNaučilo ma to viac si vážiť a chápať prítomný okamih.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıNaučilo me je -- dalo mi je večjo hvaležnost, razumevanje sedanjega trenutka.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıTo sprawiło, że bardziej doceniam i lepiej rozumiem to, co tu i teraz.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıΜου έμαθε - απέκτησα μεγαλύτερη εκτίμηση, και άρχισα να καταλαβαίνω την παρούσα στιγμή.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıЖиття монаха навчило мене цінувати та усвідомлювати теперішню мить життя.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıНаучи мe, даде ми по-голяма признателност и разбиране за настоящия момент.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıЯ научился... это позволило мне ценить и понимать текущее мгновение.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıזה לימד אותי -- זה נתן לי הערכה רבה יותר, הבנה של הרגע הנוכחי.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıلقد علمني ذلك الوقت -- لقد أعطاني المزيد من التقدير، لإستيعاب و فهم الحاضر.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladı学ぶことができました 思考に明け暮れず
Ben onları eğittim, bileklerine güç verdim, Onlarsa bana düzen kuruyor.A ja, ktorý som ich trestal nato, aby som posilnil ich ramená, proti mne vymýšľajú zlé.
Ben onları eğittim, bileklerine güç verdim, Onlarsa bana düzen kuruyor.chính ta đã dạy chúng nó, đã làm cho mạnh cánh tay chúng nó, dầu vậy, chúng nó cũng toan sự dữ nghịch cùng ta.
Ben onları eğittim, bileklerine güç verdim, Onlarsa bana düzen kuruyor.Contudo fui eu que os ensinei, e lhes fortaleci os braços; entretanto maquinam o mal contra mim.
Ben onları eğittim, bileklerine güç verdim, Onlarsa bana düzen kuruyor.Det er jeg som har lært dem op, og som har styrket deres armer; men mot mig har de ondt i sinne.
Ben onları eğittim, bileklerine güç verdim, Onlarsa bana düzen kuruyor.Det var jag som undervisade dem och stärkte deras armar, men de hava ont i sinnet mot mig.
Ben onları eğittim, bileklerine güç verdim, Onlarsa bana düzen kuruyor.dig én tanítottam [õket,] én erõsítettem meg karjokat, és õk mégis gonoszt gondolnak ellenem.
Ben onları eğittim, bileklerine güç verdim, Onlarsa bana düzen kuruyor.Eppure io ho rafforzato il loro braccio, ma essi hanno tramato il male contro di me
Ben onları eğittim, bileklerine güç verdim, Onlarsa bana düzen kuruyor.I-am pedepsit, I-am întărit braţele, dar ei gîndesc rău împotriva Mea.
Ben onları eğittim, bileklerine güç verdim, Onlarsa bana düzen kuruyor.Ich lehre sie und stärke ihren Arm; aber sie denken Böses von mir.