eğitme ile cümle
eğitme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Son analizlerde, metotlar çocukları eğitmezler; insanlar eğitir.In the last analysis, methods don't educate children; people do.
İyi kahveyi kötü kahveden ayırt etmek için dilini eğitmelisin.You must educate your tongue to distinguish good coffee from bad.
Eğitmen onun sağlığını düşünmeli.The trainer must think of her health.
Köpekleri eğitmek kolay değil.It is not easy to train dogs.
Sizde benim otoriter bir eğitmen olduğumu bilseniz iyi olur.You may as well know that I am a strict instructor.
Yunus ve eğitmen beklediğimizden çok daha iyi iletişim kurdu.The dolphin and trainer communicated much better than we expected.
O, yarım yıl boyunca bize eğitmenlik yaptı.He has coached us for half a year.
O yirmili yaşlarda bir aerobik eğitmeni olarak çalıştı.She worked as an aerobics instructor in her twenties.
O, çocuklarını eğitmek için saçını süpürge etti.She took pains to educate her children.
Kanadalı bir İngilizce dil eğitmeni tanıyorum.I know an English language instructor who comes from Canada.
Tom'da iyi bir eğitmen.Tom is also a good instructor.
Tom serbest paraşütçü eğitmeni.Tom is a skydiving instructor.
Eğitmen her gün egzersiz yapmamı tavsiye etti.The instructor advised me to exercise every day.
Erkek kardeşin kayak eğitmeni mi?Is your brother a ski instructor?
Eğitmen tahtaya yazı yazıyor.The instructor writes on the board.
Tom'u eğitmeme izin ver.Let me handle Tom.
Tom'u kendim eğitmeliydim.I should've trained Tom myself.
Tom iyi bir eğitmendir.Tom is a good instructor.
Tom bir köpek eğitmenidir.Tom is a dog trainer.
Eğitmen, Angela'ya yorucu egzersizden kaçınmasını tavsiye etti.The trainer advised Angela to avoid strenuous exercise.
Tom benim dans eğitmenimdi.Tom was my dance instructor.
O kişisel bir eğitmen.He's a personal trainer.
Köpekleri eğitme hakkında bir şey biliyor musun?Do you know anything about training dogs?
Tom deniz paraşütü eğitmenidir.Tom is a parasailing instructor.
Daha çok eğitmemiz gerekiyor.We need to train more.
Dan Linda'yı eğitmek bile istememişti.Dan didn't even want to train Linda.
Kim eğitmenleri eğitti?Who trained the trainers?
Ölüm harika bir eğitmendir.Death is a great instructor.
Mary bir köpek eğitmeni.Mary is a dog trainer.
Paul bir yunus eğitmeni.Paul is a dolphin trainer.
Mary bir at eğitmeni.Mary is a horse trainer.
Tom bir yelkencilik eğitmeni olarak çalışmaktadır.Tom works as a sailing instructor.
Tom uçuş eğitmenidir.Tom is a flight instructor.
Tom bir Pokemon eğitmenidir.Tom is a Pokémon trainer.
Tom bir yoga eğitmenidir.Tom is a yoga instructor.
Çocuklarımızı eğitmeliyiz.We need to educate our children.
Tom bir kayak eğitmeni.Tom is a ski instructor.
Tom profesyonel bir eğitmen.Tom is a professional trainer.
Ben bir köpek eğitmeniyim.I'm a dog trainer.
Tom bir yunus eğitmenidir.Tom is a dolphin trainer.
Leyla bir köpek eğitmeni tuttu.Layla hired a dog trainer.
Tom köpeğini eğitmek için birini kiraladı.Tom hired someone to train his dog.
Kalbi eğitmeden zihni eğitmek hiç eğitim görmemektir.Educating the mind without educating the heart is no education at all.
Tom bir sürüş eğitmeni.Tom is a driving instructor.
Tom bir uçuş eğitmenidir.Tom is a flying instructor.
Tom bir hayvan eğitmeni.Tom is an animal trainer.
Okul saldırısı korkusu Tom'un çocuklarını evde eğitmesine neden oldu.Tom's fear of school shootings caused him to homeschool his children.
Hayvan eğitmeni olarak çalışıyor.He is employed as an animal trainer.
Bazı eğiticiler filleri fiziksel cezalandırma kullanmadan eğitmeyi denemiştir.Some trainers have tried to train elephants without the use of physical punishment.
Drago genellikle eşi ve eğitmenlerinin basına kendi adına konuşması için izin verir.Drago generally allows his wife and trainers to talk on his behalf to the press.
Tam kendi başıma devam etmeye karar vermişken karşıma başka bir ‘eğitmen’ çıkmıştı.I had just decided to go forward on my own and now another 'teacher' had appeared.
Daha sonra, o yardımcıları gibi diğer kadınları eğitmeye başladı.Later, she began training other women as aides.
Çin hükümeti, seks işçilerini HIV/AIDS'in önlenmesi konusunda eğitmek için programlar başlattı.The Chinese government has initiated programs to educate sex workers in HIV/AIDS prevention.
Birçoğu çevirmen veya Rusça eğitmeni olarak gelmiştir.Many came as translators or as Russian language instructors.
Bu pozisyonda birliklerini örgütlemek ve eğitmek için büyük bir yetenek gösterdi.In this position he showed great skill in organizing and training his troops.
Trinity Koleji'ndeki 1912'den 1977'ye kadar süren eğitmenliği bir rekordur.His fellowship of Trinity College from 1912 to 1977 is a record.
Aynı zamanda Terry Taylor onun "ana eğitmen" denilen kişiydi.He also trained with Terry Taylor, whom he has called his "main trainer".
1954-1964 yılları arasında aktörleri eğitmek için üç tiyatro evi kurdu.Between 1954 and 1964, he founded three theatre houses to train actors.
Eşi eski eğitmenidir. ^ "Zeyna ve Pitbul Son Raundu Yaptılar" (Turkish).Check date values in: |date= (help) "Zeyna ve Pitbul Son Raundu Yaptılar" (in Turkish).
Sekiz yaşındayken Helmut Hampel tarafından keşfedilerek Hessen eğitmenliğinde desteklendi.At the age of eight years, he was discovered by Helmut Hampel, a Hessian trainer who promoted him.