Bunu henüz eğimli uzay kavramını geliştirmeden önce geliştirmiştir.Korábban a Pioneer űrszondák fejlesztésében vett részt.
Evin çatısı genelde dört tarafa eğimlidir.A házak alaprajza rendszerint négyzet alakú volt.
Eğimli pozisyonların %90'ı, kütlenin 3 M⊕'ten az olduğuna işaret eder.90 % mahdollisista kaltevuuksista viittaa massaan, joka on alle 3 M E {\displaystyle M_{E}} .
Tabanı, üzerinde pislik durmaması için hafifçe eğimli yapılır.Προπονήσεις με ποικιλία ασκήσεων, ώστε να μην είναι βαρετές.
Hatta, taraf değiştirmeye eğimliydi.Επιπλέον άλλαξε το σύστημα των πλέι οφ.
Daha eğimli pozisyonlar, kütlenin daha yüksek olduğuna işaret eder.En anden af hans teser lyder: Det højere er bedre.
Günümüzde oldukça eğimlidir.I dag virker de noget naive.
Bu durum yüksek eğimli elektrotlar üzerindeki voltajın polarizasyonuna bakarak kararlaştırılır.Hal ini ditentukan oleh polaritas tegangan di elektrode yang kelengkungannya tinggi.
Bunu henüz eğimli uzay kavramını geliştirmeden önce geliştirmiştir.Ini pada awalnya dikembangkan untuk pencitraan berbasis ruang angkasa.
Zeminin eğimli olduğu yerlerde avluya merdivenle çıkılır.Mọi người đang đứng ở dưới sân bắt đầu lên nhà.
Yürürken yüksek bir yerden iniyormuş gibi eğimli bir şekilde yürür (...)歩くときは高いところから降りるときのように傾いて歩く。
Aracın ön tarafında 150 mm kalınlığında eğimli bir zırhı vardı.車体の後背面は160mmの厚みがあった。
Eğimli fazcephesi, sonsuz sayıdaki doğal modlardan da elde edilebilme olasılığı vardır.潜在自然植生を踏襲する場合もある。
Günümüzde oldukça eğimlidir.今日の私ちょっと大胆。
Tyrion burada eğimli zemini olan gökyüzü hücrelerine atılır.ティリオンは、断崖に向かって開き床が傾く〈天空房〉に入れられる。
1990 yılında Irak; Kuveyt'i, eğimli sondaj yaparak kendi petrollerini çalmakla suçladı.1990年,伊拉克谴责科威特通过定向钻井(英语:Directional drilling)技术窃取伊拉克蕴藏的石油。
Örneğin %5 eğimli bir yol dendiği zaman yolun 100 metrede 5 metre yükseldiği anlaşılmalıdır.例如「5%」即表示每前進100米坡道就上昇/下降5米。
Mağara girişleri el bombaları ve alev silahlarına karşı eğimli inşa edildi.洞穴入口處被建成傾斜狀以抵禦手榴彈和火焰噴射器攻擊。
1655 yılında Huygens, Satürn’ün çevresinde ince, düz ve ekliptik eğimli katı bir halka olduğunu ileri sürdü.1655年惠更斯提出,土星被一個堅硬的環圍住,一個薄又扁,向黃道傾斜的環。
Eğer eğimli zırhı ve uzun top namlusunu yok sayarsak Panther tankı tipik bir Alman tankıdır.ללא התותח והשריון המשופע, היה הפנתר טנק גרמני טיפוסי.
Bugünkü cami dikdörtgen planda, eğimli arazide kurulmuştur.המקדש של מיס קרי נמצא כיום בשטח בסיס צבאי.
2004 XR190, bir dağınık disk cismi olup olağandışı yüksek eğimli dairesel bir yörüngesi vardır.2004 XR190 – орбитата му е почти кръгова, но с голяма инклинация.
Köy yerleşim planı dağınık olmasına rağmen hafif eğimli arazi üzerine kurulmuştur.Настаняването на бежанците върви твърде бавно, въпреки изградената околийска комисия.
Yüksek eğimli bir yamaca yerleşmiş olan kasaba, pitoresk Orta Çağ görünümünü korumaktadır.Gradska jezgra Kutaisija sačuvala je svoj srednjovjekovni izgled.
Aracın ön kısmı eğimli bir zırh ile kaplanmıştı.Gornja strana lubanje bila je zaštićena koštanim oklopom.
Tarlaların çoğunluğu küçük ve az eğimlidir.Väčšina domov je malých a jednoposchodových.
2004 XR190, bir dağınık disk cismi olup olağandışı yüksek eğimli dairesel bir yörüngesi vardır.2004 XR190 je novoobjavený transneptúnsky objekt v rozptýlenom disku Slnečnej sústavy.
Ağızları eğimli olanlar en kullanışlı olanlardır.Najbolj so primerni tisti, ki so ujahani na glas.
Birleşik Devletler bahriyesinde farklı modeller fermuarlar ile eğimli cepler kullanıldı.Med ameriško državljansko vojno so bile preizkušene in zavržene različne oblike pontonskih mostov.
2004 XR190, bir dağınık disk cismi olup olağandışı yüksek eğimli dairesel bir yörüngesi vardır.2004 XR190 ima skoraj krožno tirnico in je zaradi tega nekaj posebnega.
Hatta, taraf değiştirmeye eğimliydi.Spremenil se je tudi obseg strani.
Tarlaların çoğunluğu küçük ve az eğimlidir.Dauguma krantų yra žemi ir lygūs.
Çatı olarak çift eğimli bir kırma çatı bulunur.Katusel on kahekordne laastukate.
Galaxy Note 4'ten en büyük farkı, telefonun sağ ekranının eğimli olmasıdır.Suurim uuendus PlayStation 4 puldil on puutetundlik ekraan.
0 eğimli bir doğru şöyle olur.기울기가 0인 직선은 이렇게 생겼죠
0 eğimli bir doğru şöyle olur.Por lo tanto una línea de pendiente 0 se parece a esto. Se parece a una línea horizontal.
0 eğimli bir doğru şöyle olur.Prosta o nachyleniu równym 0 wygląda mniej więcej tak.
0 eğimli bir doğru şöyle olur.So eine 0 geneigte Linie sieht wie folgt aus.
0 eğimli bir doğru şöyle olur.اذاً خط ميله 0 يكون هكذا
Ama yine de aşağı eğimli olacaktır.Спадати буде таким чином.
Ancak yeterince dikkat ederseniz, dağın artık daha az eğimli olduğunu fark edersiniz.Aber wenn ihr aufmerksam seid, erkennt ihr vielleicht, dass der Berg nun weniger steil ist.
Ancak yeterince dikkat ederseniz, dağın artık daha az eğimli olduğunu fark edersiniz.Budete-li ale pozorní, možná zjistíte, že kopec je nyní daleko mírnější.
Ancak yeterince dikkat ederseniz, dağın artık daha az eğimli olduğunu fark edersiniz.Jeśli jednak będziecie uważni, zauważycie, że góra jest teraz łagodniejsza.
Ancak yeterince dikkat ederseniz, dağın artık daha az eğimli olduğunu fark edersiniz.Mais si vous êtes attentif, vous verrez peut-être que la montagne est désormais moins sauvage.
Aynanın kenarınlarının eğimli kesimini görebiliyoruz. Aynadaki yansıma ise İspanya Kral ve Kraliçesine ait.Możemy dojrzeć skośną krawędź szkła i oczywiście odbicie Króla i Królowej Hiszpanii,
Aynanın kenarınlarının eğimli kesimini görebiliyoruz. Aynadaki yansıma ise İspanya Kral ve Kraliçesine ait.Podemos ver a beira em bisel do vidro e, claro, na moldura vemos o reflexo do Rei e da Rainha de Espanha,
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırAhogy öregszenek, a majomkenyérfák belseje megpuhul és kiüregesedik.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırAls de Boababs ouder worden, hebben ze de neiging om van binnen zacht te worden en hol.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırAsí que los baobabs, a medida que envejecen, tienden a ponerse carnosos en el centro y a ahuecarse.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırBaobab træer har en tendens til at blive brede i midten og hule når de ældes.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırBaobaby, ako starnú, zvyknú v strede mäkknúť a vytvára sa tam priehlbina.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırDeci baobabii, pe măsură ce îmbătrânesc, tind să devină moi în centru şi să se golească.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırI Baobab, invecchiando, tendo a diventare polposi al centro e poi a svuotarsi.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırIm Laufe ihres Lebens werden die Baobas innerlich matschig und hohl.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşır뭐냐 하면, 바오밥 나무가 성장함에 따라 속 부분이 부드러운 육상태가 되고, 결국 속이 비게 되죠.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırNhững cây Baobab khi già đi, phần ruột sẽ mềm và rỗng đi.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırOs baobás, à medida que envelhecem, tendem a tornar-se polposos no centro e ocos à volta.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırOtóż baobaby, starzejąc się, miękną i stają się puste w środku.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırΈτσι τα Μπαομπάμπ, καθώς μεγαλώνουν, έχουν την τάση γίνονται πλαδαρά στο κέντρο τους καθώς κουφώνουν.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırИ така баобабите, като остаряват стават по-месести в центровете и кухи.