Eylem programı (çabuk kapama hızına eğilimli)Πρόγραμμα δράσης (με έμφαση στην ταχύτητα κλείστρου)
Eylem programı (çabuk kapama hızına eğilimli)Діяльна програма (ухил в бік швидкості руху затвора)
Eylem programı (çabuk kapama hızına eğilimli)برنامج نشاط (محيّز إلى سرعة الغالقd)
Eylem programı (çabuk kapama hızına eğilimli)アクションプログラム (シャッタースピード高速側にバイアス)
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Nous savons que les adolescents ont tendance à prendre des risques. C'est certain.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz. Öyleler.있다는 것을 우린 잘 알고 있습니다. 애들은 정말 그래요.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz. Öyleler.Nastolatki do tego mają skłonność.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz. Öyleler.We weten dat adolescenten de neiging hebben risico's te nemen.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz. Öyleler.Wir wissen, dass Jugendliche die Tendenz haben, Risiken einzugehen.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz. Öyleler.יש נטייה לקחת סיכונים. באמת.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz. Öyleler.يميلون للمخاطرة، هذا واقع.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz. Öyleler.彼らは子供や大人に比べて
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Sabemos que los adolescentes tienen tendencia a correr riesgos.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Sappiamo che gli adolescenti hanno una tendenza a correre dei rischi.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Știm că adolescenții au tendința să-și asume riscuri.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Tudjuk, hogy a serdülők hajlamosak kockáztatni. Nagyon is.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Vemo, da so najstniki nagnjeni k tveganju.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Víme, že adolescenti mají sklony riskovat.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Vi vet att ungdomar har en tendens att ta risker.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Ξέρουμε ότι οι έφηβοι έχουν την τάση να παίρνουν ρίσκα.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Всім відомо, що підлітки схильні ризикувати. Вони це роблять.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Мы знаем, что подростки склонны рисковать.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.Ние знаем, че юношите имат тенденцията да поемат рискове.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.A hatalomra gondolván hajlamosak voltunk eddig csak a tesztoszteront nézni, hiszen az szól a dominanciáról.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Bij kracht dachten mensen meestal alleen aan testosteron, want dat gaat over dominantie.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Când se gândesc la putere, oamenii tind să se gândească doar la testosteron, căci are legătură cu dominaţia.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Gdy mowa o sile, ludzie myślą tylko o testosteronie, jakby chodziło tylko o dominację.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.사람들은 테스토스테론만을 고려하는 경향이 있어요. 왜냐하면 이것이 지배적 작용을 하는 호르몬이니까요.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Ko pomislite na moč, imajo ljudje v mislih testosteron, ker le-ta nakazuje dominanco.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Når man tænker på styrke, havde folk tendens til kun at tænke på testosteron, fordi det handlede om dominans.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.När man tänker på makt, brukar folk bara tänka på testosteron, för det handlar om dominans.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Pensando alla forza, la gente tende a pensare solo al testosterone, perché è collegato al dominio.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Pri uvažovaní o moci, ľudia zvyknú premýšľať len o testosteróne, pretože ide o dominanciu.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Quando se pensa em poder, as pessoas pensam apenas na testosterona, por se relacionar com o domínio.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Si hablamos de poder, la gente pensaba solamente en la testosterona, por su relación con la dominación.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Когато мислят за сила, хората обикновено мислят само за тестостерон, защото става дума за доминантност.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Когда раньше люди думали о силе, они сводили её к тестостерону, ведь сила обозначала господство.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.Коли йдеться про силу, люди здебільшого думають лише про тестостерон, тому що він відповідає за домінування.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.על כוח, נטו להניח שמדובר רק בטסטוסטרון, כי הוא קשור בשליטה.
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.فإن الناس يميلون إلى التفكير فقط بالتيستوستيرون لأن ذلك يكون متعلقاَ بالسيطرة
Güç dediğimizde insanlar, üstünlükle ilgili olduğu için testesteron hakkında düşünmeye eğilimliler.何しろ支配性を 司るものですから しかし力というのは ストレスへの 反応にも現れます
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Aaron a răspuns: ,,Să nu se aprindă de mînie domnul meu! Tu singur ştii că poporul acesta este pornit la rău.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.A Áron povedal: Nech sa neroznecuje hnev môjho pána! Ty znáš tento ľud, že je náchylný ku zlému.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Aaron sprach: Mein Herr lasse seinen Zorn nicht ergrimmen. Du weißt, daß dies Volk böse ist.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Aaron vastasi: "Älköön herrani viha syttykö; sinä tiedät itse, että tämä kansa on paha.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Ao que respondeu Arão: Não se acenda a ira do meu senhor; tu conheces o povo, como ele é inclinado ao mal.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.A-rôn đáp rằng : Xin chúa tôi đừng nổi_giận , chúa biết rằng dân nầy chuyên làm điều ác !
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.A-rôn đáp rằng: Xin chúa tôi đừng nổi giận, chúa biết rằng dân nầy chuyên làm điều ác!
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Aronne rispose: «Non si accenda l'ira del mio signore; tu stesso sai che questo popolo è inclinato al male
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Aron pa reče: Ne razvnema naj se jeza gospoda mojega! Saj poznaš ljudstvo, da je hudobno.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Aron svarade: »Min herres vrede må icke upptändas; du vet själv att detta folk är ont.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Aron svarede: "Vredes ikke, Herre! Du ved selv, at Folket ligger i det onde,
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Aron svarte: La ikke din vrede optendes, herre! Du vet selv at dette folk ligger i det onde;
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Felele Áron: Ne gerjedjen fel uram haragja: ismered e népet, hogy gonosz.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.아론이 가로되 내 주여 노하지 마소서 이 백성의 악함을 당신이 아나이다
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Odpověděl Aron: Nehněvej se, pane můj. Ty víš, že lid tento k zlému nakloněn jest.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Odpowiedział Aaron: Niech się nie rozpala gniew pana mego; ty znasz ten lud, jako do złego skłonny jest.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir."Word alsjeblieft niet kwaad", verdedigde Aäron zich. "Je weet toch dat dit volk snel tot zonde vervalt?
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Y Aarón respondió: --No se encienda la ira de mi señor. Tú conoces al pueblo, que es inclinado al mal
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Και ειπεν ο Ααρων, Ας μη εξαπτηται ο θυμος του κυριου μου συ γνωριζεις τον λαον, οτι εγκειται εις την κακιαν