Ana içeriğe geç
Sözlük

eğilimli ile cümle

eğilimli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.И Аарон каза: Да не пламне гневът на господаря ми; ти знаеш, че людете упорствуват към злото.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.Но Аарон сказал: да не возгорается гнев господина моего; ты знаешь этот народ, что он буйный.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.ויאמר אהרן אל יחר אף אדני אתה ידעת את העם כי ברע הוא׃
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.فقال هرون لا يحم غضب سيدي. انت تعرف الشعب انه في شر.
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.亞 倫 說 、 求 我 主 不 要 發 烈 怒 、 這 百 姓 專 於 作 惡 、 是 你 知 道 的
Harun, ‹‹Öfkelenme, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.亞倫說 、 求 我 主 不 要 發烈怒 、 這百姓 專於 作惡 、 是 你 知道 的
"Her zaman mutlu bir evlilik yaşamının için bir engel olduğu, kaprisli eğilimli", ama IFebruaryので、2月のplumped
"Her zaman mutlu bir evlilik yaşamının için bir engel olduğu, kaprisli eğilimli", ama I"항상 행복한 결혼 생활에 대한 장벽하는, 변덕스러운되는 경향";지만
"Her zaman mutlu bir evlilik yaşamının için bir engel olduğu, kaprisli eğilimli", ama I"Τείνει να είναι ιδιότροπο, η οποία είναι πάντα ένα εμπόδιο για μια ευτυχισμένη παντρεμένη ζωή"?
"Her zaman mutlu bir evlilik yaşamının için bir engel olduğu, kaprisli eğilimli", ama I"أميل إلى أن تكون متقلبة ، الذي هو دائما عائقا أمام حياة سعيدة تزوج" ، ولكن أنا
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak."Die Aufgabe von Hormonen ist es uns empfänglich zu machen für bestimmte Verhaltensweisen."
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.El "trabajo" de una hormona es crearnos predisposiciones a ciertos comportamientos.
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.Le rôle d'une hormone est de nous prédisposer à certains comportements.
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.O trabalho de uma hormona é tornar-nos predispostos a certos comportamentos.
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.Treaba hormonului este sa ne faca sa fim predispusi la anumite comportamente.
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak."Tugas" hormon adalah untuk membuat kita cenderung kepada perilaku tertentu.
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.Zadaniem hormonów jest stworzenie nam predyspozycji do pewnych zachowań.
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.Δουλειά μιας ορμόνης είναι να μας κάνουν να έχουμε προδιάθεση σε ορισμένες συμπεριφορές
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.התפקיד של הורמון הוא להכין אותנו מראש להתנהגות מסוימת.
Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.しかし、私たちが育ってきた方法、 例えば小さい男の子の例ですが、
Hormonların işi de bu zaten. Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.De taak van een hormoon is om ons aanleg voor bepaalde gedragingen te geven.
Hormonların işi de bu zaten. Hormonların işi, bizi belli davranışlara eğilimli kılmak.Функцията на хормоните ни предразполага към определен тип поведение.
İnsanlar bu tür davranışlara eğilimli olabilir, ancak çevre tetiklemediği sürece davranış kendini göstermez.環境がその引き金を引かなければ、 そういう行動が表に出ることはない。
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Abbiamo aumentato la predisposizione delle persone nel mondo in cui analizzano l'informazione.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Am făcut oamenii mai predispuşi spre modul în care procesează informaţia.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Chúng tôi khiến con người thiên nhiều hơn về cách mà họ xử lý thông tin
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Hacemos que la gente esté más predispuesta en el sentido en el que procesan la información.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.그래서 저희는 사람들을 더 편향적으로 만들었습니다.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Még elfogultabbak lettek az emberek az információ feldolgozásában.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Nous avons rendu les gens plus partiaux dans la manière dont ils traitent l'information.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Ovlivnili jsme způsob, jakým lidé zpracovávají informace.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Skreslili sme spracovávanie informácií týchto ľudí.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Tornámos as pessoas mais condicionadas ao processar as informações.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Vi fik folk til at have en større tilbøjelighed i måden hvorpå de bearbejdede information.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Vi gjorde så att folk behandlade information ännu mer förutsägbart.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.We versterken de geneigdheid in informatieverwerking.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Wir vergrößerten also den Hang zum Optimismus bei der Informationsverarbeitung.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Zmieniliśmy nastawienie badanych do przetwarzanych informacji.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Κάναμε τους ανθρώπους πιο προκατειλημμένους όσον αφορά στον τρόπο που επεξεργάζονται τις πληροφορίες.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Ми зробили людей більш упередженими в тому, як вони обробляють інформацію.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Мы сделали людей ещё более необъективными в отношении того, как они воспринимали информацию.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.Направихме хората по отклонени в начина, по който те анализират информация.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.גרמנו לאנשים להיות יותר מוטים באופן בו הם מעבדים מידע.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.لقد جعلنا الناس أكثر ميلا في أسلوب معالجتهم للمعلومات.
İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.次に 良い情報を取り込む領域に
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Cel rău nu caută decît răscoală, dar un sol fără milă va fi trimes împotriva lui. -
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Csak ellenkezést keres a gonosz, végre kegyetlen követ bocsáttatik ellene.
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Den onde har kun Genstridigbed for, men et skånselsløst Bud er udsendt imod ham.
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Een onhandelbaar mens koestert kwade plannen, daarom stort God hem in het verderf.
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Ein bitterer Mensch trachtet, eitel Schaden zu tun; aber es wird ein grimmiger Engel über ihn kommen.
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.El malo sólo busca la rebelión; un mensajero cruel será enviado contra él
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.En ond manns hu står bare til gjenstridighet, og en ubarmhjertig engel sendes imot ham.
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Il malvagio non cerca altro che la ribellione, ma gli sarà mandato contro un messaggero senza pietà
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Kẻ gian ác chỉ tìm điều phản nghịch; Vì vậy sẽ sai một sứ giả dữ tợn đi hãm đánh nó.
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Kẻ_gian ác chỉ tìm điều phản_nghịch ; Vì_vậy sẽ sai một sứ_giả dữ_tợn đi hãm đánh nó .
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.악한 자는 반역만 힘쓰나니 그러므로 그에게 잔인한 사자가 보냄을 입으리라
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Le méchant ne cherche que révolte, Mais un messager cruel sera envoyé contre lui.
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Orang jahat selalu menimbulkan keonaran, tapi maut datang kepadanya sebagai utusan yang kejam
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.O rebelde não busca senão o mal; portanto um mensageiro cruel será enviado contra ele.
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.Pelkkää onnettomuutta hankkii kapinoitsija, mutta häntä vastaan lähetetään armoton sanansaattaja.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod