eğilim ile cümle

eğilim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.Inými slovami, sklon nachádzať tieto vzorce sa zvyšuje keď chýba kontrola.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.Jinými slovy, náchylnost k nacházení neexistujících vzorců je větší, pokud nekontrolujeme situaci.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.다시 말해, 이런 패턴을 보는 경향은 통제할 수 없을 때 더 커집니다.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.Med andra ord, böjelsen att finna mönster ökar när man upplever sig sakna kontroll.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.Med andre ord, tilbøjeligheden til at finde disse mønstre stiger, når der er en mangel på kontrol.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.Nói cách khác, thiên hướng tìm thấy các khuôn mẫu tăng lên khi bạn cảm thấy thiếu kiểm soát.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.Por outras palavras, a propensão para encontrar estes padrões sobe em situações de descontrolo.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.Toisin sanoen alttius mallien löytämiseen lisääntyy hämmennystilassa.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.С други думи, склонността да намираме модели се увеличава, когато липсва усещане за контрол.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.במילים אחרות, הנטייה לאתר דפוסים כאלה עולה במצבים של חוסר שליטה.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.بعبارة اخرى، ان الميل الى البحث عن هذه الأنماط يرتفع عندما يكون هناك نقص في السيطرة
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.コントロールできない状況下で上がります 例えば野球選手はバッターボックスに立つときに
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Aceștia tind să se muște unul pe celălalt, de multe ori chiar fioros și de obicei pe față.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Chúng hay cắn lẫn nhau, rất hung dữ và thường là ở trên mặt.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Costumam morder-se uns aos outros, frequentemente muito ferozmente e usualmente no focinho.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.De har en tendens att bita varandra, ofta helt kraftfullt och vanligen i ansiktet.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.그들은 서로를 무는 경향이 있습니다 때론 꽤나 격렬하게, 일반적으로 얼굴을 말이죠
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Mają tendencję do gryzienia się, często dość zaciekłego i często po pyskach.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Mají sklon se navzájem kousat, často velmi zuřivě a většinou do obličeje.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Mereka cenderung saling menggigit sering dengan ganas dan biasanya pada wajahnya.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Sie beißen sich gegenseitig, oft ziemlich heftig und normalerweise im Gesicht.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Szokásuk harapdálni egymást, sokszor eléggé ádázul, és legtöbbször a pofájukon.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Tendono a morsicarsi l'un l'altro, spesso abbastanza ferocemente e sul muso.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Tienden a morderse bastante ferozmente y usualmente en la cara.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Ze hebben de neiging om elkaar te bijten. Vaak vrij woest en meestal in het gezicht.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Τείνουν να δαγκώνουν το ένα το άλλο, συχνά αρκετά βιαία και συνήθως στο πρόσωπο.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Они имеют склонность кусать друг друга, часто очень сильно и как правило за морду.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Те са склонни да се хапят помежду си, често доста яростно и обикновено по лицето.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.הם נוטים לנשוך האחד את השני, לעתים באופן פראי למדי ובדרך כלל בפנים.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.ﺍﻧﻬﺎ ﺗﻤﻴﻞ ﺍﻟﻲ عضّ بعضها البعض بشراسة غالبا وعادةً في الوجه
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.激しくかじる癖があります その時 腫瘍から落ちたガン細胞が
Birden, sahada yerel yönetimden eylemler görüyoruz. Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Deodată am văzut acțiune pe teren din partea guvernului local.
Birden, sahada yerel yönetimden eylemler görüyoruz. Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Helt plötsligt ser vi händelser i marknivå från våra lokala myndigheter.
Birden, sahada yerel yönetimden eylemler görüyoruz. Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Nenadoma opažamo spremembe s strani lokalnih oblasti.
Birden, sahada yerel yönetimden eylemler görüyoruz. Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Plots zien we acties op het terrein van de plaatselijke overheid.
Birden, sahada yerel yönetimden eylemler görüyoruz. Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Widać, że coś zaczyna się dziać, że to bardzo ważne.
Birden, sahada yerel yönetimden eylemler görüyoruz. Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Zrazu vidíme kroky v teréne zo strany miestnej samosprávy.
Bir dereceye kadar genlerimiz de eğilimlerimizi belirler, ama ahlak sistemimizde bir etkisi yoktur.Genetica, într-o anumită măsură, stabilește înclinațiile, dar ea nu ne dă un sistem valoric.
Bir dereceye kadar genlerimiz de eğilimlerimizi belirler, ama ahlak sistemimizde bir etkisi yoktur.La Genética, hasta cierto punto, establece la propensión pero no nos da un sistema de valores.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Aber der allgemeine Trend innerhalb einer Gruppe je höher die Zahl, Je größer das Atom.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Ale obecný trend v rámci skupiny je, že čím více protonů (a elektronů), tím větší atom.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Ale taki ogólny trend w grupie to im wyższa liczba atomowa, tym większy atom.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.그러나 한 족에서는 원자 번호가 증가 할 수록 원자는 커집니다.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Mas a tendência geral dentro de um grupo, quanto maior o número, quanto maior for o átomo.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Men den generelle tendens inden for en gruppe, jo højere antallet, jo større den atom.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Sin embargo, la tendencia general dentro de un grupo, mayor es el número, cuanto mayor sea el átomo.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Загальна тенденція в межах групи: більший номер - більший атом.
Birini kural şöyle: Her cisim sabit olma halini devam ettirme eğilimindedir.자, 첫번째 이론: 모든 물체는 멈춰있는 상태를 유지하려 한다
Birini kural şöyle: Her cisim sabit olma halini devam ettirme eğilimindedir.И така, първият закон: всяко тяло запазва състоянието си на покой.
Birini kural şöyle: Her cisim sabit olma halini devam ettirme eğilimindedir.החוק הוא: כל גוף במנוחה יתמיד במצבו:
Birini kural şöyle: Her cisim sabit olma halini devam ettirme eğilimindedir.إذاً فالقانون الأول : كل جسم يبقى فى حالة السكون
Birini kural şöyle: Her cisim sabit olma halini devam ettirme eğilimindedir.静止した状態を維持するか、
Biri son on bin yıla ait bir eğilim, öteki de en az son 25 yılın eğilimi.지난 몇 만년동안, 그리고 확실히 지난 25년 동안,
Biri son on bin yıla ait bir eğilim, öteki de en az son 25 yılın eğilimi.O enem, ki traja zadnjih 10.000 let, in o drugem, ki traja vsaj 25 let.
Biri son on bin yıla ait bir eğilim, öteki de en az son 25 yılın eğilimi.אחת של 10,000 השנים האחרונות, והשנייה - ודאי של 25 השנים האחרונות
Biri son on bin yıla ait bir eğilim, öteki de en az son 25 yılın eğilimi.الأول كان فى ال 10,000 سنة الأخيرة و الثاني فى ال25 سنة الأخيرة
Biri son on bin yıla ait bir eğilim, öteki de en az son 25 yılın eğilimi.これらはあの3つの脳のシステム-性欲 恋愛 愛着に
Biri son on bin yıla ait bir eğilim, öteki de en az son 25 yılın eğilimi.過往一萬年- 至少係過去25年 -
Bir kez daha, bu, merkezi eğilimi düşünmenin bir yolu.Also das ist auch eine Art, eine Maßzahl für das "Zentrum" zu definieren.
Bir kez daha, bu, merkezi eğilimi düşünmenin bir yolu.Ancora una volta, questo è un modo di pensare la tendenza centrale.
İlgili Sayfalar