eğilim ile cümle
eğilim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama bunu duymazdan gelme eğilimimiz var, şöyle düşünüyoruz:Se gândesc:
Ama bunu duymazdan gelme eğilimimiz var, şöyle düşünüyoruz:ומיד אנחנו נוטים לאבד קשב, ואנחנו חושבים,
Ama bunu duymazdan gelme eğilimimiz var, şöyle düşünüyoruz:ونميل إلى إبعادها عن أذهاننا، ونعتقد،
Ama bunu duymazdan gelme eğilimimiz var, şöyle düşünüyoruz:「俺は男だ 女の子の問題なんか」とね
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Aber Individuen mit ernsthafter Depression haben einen Hang zum Pessimismus.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Ale lidé s těžkou depresí mají zálibu v pesimismu.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Ale osoby s ťažkou depresiou, zase trpia pesimistickým skreslením.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Dar indivizii cu depresie gravă au o prejudecată pesimistă.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.De a súlyosan depressziósak a pesszimizmus felé hajlanak.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.하지만 심한 우울증을 앓고 있는 사람들은 부정적인 편견을 가지고 있습니다.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Maar mensen met zware depressie hebben een pessimisme-tendens.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Mais les personnes souffrant de dépression sévère subissent le biais de pessimisme.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Mas as pessoas com uma depressão grave têm tendência para o pessimismo.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Men individer med svære depressioner, de har en pessimistisk tilbøjelighed.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Men människor med allvarliga depressioner, de har negativa förväntningar.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Mentre gli individui con una depressione grave hanno un'inclinazione al pessimismo.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Natomiast osoby z ciężką depresją mają nastawienie pesymistyczne.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Nhưng những cá nhân bị trầm uất nặng họ có khuynh hướng bi quan.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Sin embargo, las que sufren depresión severa, tienen una predisposición al pesimismo.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Αλλά τα άτομα με βαριά κατάθλιψη, αυτά έχουν απαισιόδοξες προκαταλήψεις.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Але індивіти з глибокою депресією мають песимістичну схильність.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Но у людей с тяжёлой депрессией наблюдается склонность к пессимизму.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.Но хората със силна депресия се отклоняват към песимизъм.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.אולם אנשים עם דכאון חמור, להם יש הטיית פסימיות.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.لكن الأشخاص الذين لديهم إحباط شديد، يملكون ميلاً للتشاؤم.
Ama ciddi depresyondaki kişilerin kötümserlik eğilimi var.悲観主義バイアスがあります 彼等は将来が
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Ale dobrá správa je, že uvedomenie si optimistického skreslenia nerozbíja ilúziu.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Dar vestea bună e că devenind conștienți de tendința spre optimism nu spulberă iluzia.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.De jó hír, hogy az, hogy kezelni tudjuk az elfogult optimizmusunkat, nem zúzza szét az illúziókat.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Dobrá zpráva je, že pochopení sklonu k optimismu nerozbíjí iluzi.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Doch die gute Nachricht ist, dass unsere Illusion nicht kaputt geht, wenn wir uns dieses Hangs bewusst werden.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Felizmente, ter consciência da tendência para o otimismo não destrói a ilusão.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.하지만 좋은 소식은 낙관주의적 편견이 환상을 깨지는 못하는다는 것은 인식해 가고 있습니다.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Maar het goede nieuws is, dat bewustwording van de optimisme-tendens de illusie niet wegneemt.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Mais la bonne nouvelle est que la prise de conscience du biais d'optimisme ne brise pas l'illusion.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Ma la buona notizia è che diventare consapevoli dell'inclinazione all'ottimismo non distrugge l'illusione.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Men den gode nyhed er, at blive klar over den optimistiske tilbøjelighed ikke fjerner illusionen.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Men tack och lov så kommer medvetenheten om våra positiva förväntningar inte att krossa illusionen.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Nhưng tin tốt là việc biết về khuynh hướng lạc quan không phá đi ảo ảnh
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Pero la buena noticia es que ser consciente de la predisposición al optimismo no destruye la ilusión.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Świadomość optymistycznego nastawienia nie burzy pozorów.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Αλλά τα καλά νέα είναι ότι το να γίνεις γνώστης της προκατάληψης της αισιοδοξίας δε διαλύει την ψευδαίσθηση.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Но добрата новина е, че когато знаем за отклонението към оптимизъм, това не унищожава илюзията.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Но спешу вас порадовать, что осознание собственной склонности к оптимизму не развеивает иллюзии.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Та, хорошою новиною є те, що, стаючи свідомим оптимістичних відхилень, ми не розбиваємо ілюзію.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.החדשות הטובות הן שמודעות להטיית האופטימיות לא מונעת מאיתנו את האשליה.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.لكن البشرى هي أن اكتساب الوعي بالميل للتفاؤل لا يحطّم الوهم.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.幻想は壊れないということです 視覚の錯覚と同じように
Ama o hala orda. O taktirde, iyi ki Satsanga geliyorsun çünkü bu tutunma eğilimine bakmaya başlayabilirsin.Pero eso sigue ahí
Ama şöyle düşünün: borcun özsermayeye oranı (eğilim) sizin mal varlığınız ile net varlığınızın oranıdır.レバレッジとは、あなたがどの位の資産と、 どの位の資本を持っているかの比率です。
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Američané mají tendenci věřit, že dosáhli jakéhosi vrcholu co do způsobu rozhodování.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Američania sú náchylní veriť, že dosiahli určitý vrchol v spôsobe, ako uplatňujú možnosť voľby.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Americanii cred că au atins un soi de culme în felul în care îşi exercită libertatea de a alege.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Amerikanen geloven meestal dat ze een soort toppunt hebben bereikt in de manier waarop zij de keuze beoefenen.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Amerykanie wierzą, że osiągnęli szczyt w sztuce wyboru.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Az Amerikaiak szentül hiszik, hogy az életöröm tetőfokára értek azzal, hogy szabadon választhatnak.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Gli statunitensi tendono a credere di aver raggiunto una sorta di apice nel modo in cui esercitano la scelta.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.I USA verkar man tro att man på något sätt är bäst på hur man gör bra val.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.미국인은 그들이 선택하는 방법으로 목표에 도달했다고 믿는 경향이 있습니다.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Los estadounidenses tienden a creer que han alcanzado cierto tipo de cumbre en la forma en la que eligen.
İlgili Sayfalar