Anneniz ikinizle de gurur duyuyor.Ваша мама так вами гордится.
Asil ruhum. Vücudun olarak seninle gurur duyuyorum.Jalo sieluni, astianasi olen ylpeä sinusta.
Asil ruhum. Vücudun olarak seninle gurur duyuyorum.Moja szlachetna duszo, jestem dumny, będąc twoim naczyniem.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.De fapt, chiar îmi respect eul şi funcţia lui.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.De fato, eu respeito o meu Eu e a sua função.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.En fait, je respecte mon moi et sa fonction.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.En verdad, le tengo respeto a mi sí mismo y a su función.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.Faktum är att jag respekterar självet och dess funktion.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.Hanem ellenkezőleg, tisztelem az énemet, a funkciójával együtt.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.Ik respecteer mijn zelf en zijn functie.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.In realtà, rispetto il mio sé e la sua funzione.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.In Wahrheit, respektiere ich mein Selbst und seine Funktion.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.Kenyataannya, aku menghormati diriku dan fungsinya.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.사실, 저는 제 자신과 그 기능을 존중합니다.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.Tôi tôn trọng bản ngã của tôi và những đặc tính của nó.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.Ve skutečnosti respektuji své já a jeho roli.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.W rzeczywistości, szanuję je i jego rolę.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.Για την ακρίβεια, σέβομαι τον εαυτό μου και τη λειτουργία του.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.Всъщност, уважавам него и неговата функция.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.На самом деле, я уважаю свое я и его функцию.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.Насправді, я поважаю своє я і його функцію.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.לאמיתו של דבר, אני מכבדת את העצמי שלי ואת התפקיד שלו.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.للحقيقة، أنا احترم هذه الذات وأدوارها.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.事實上, 我開始尊重自己 自我運轉的功能。
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.尊敬しています 時間と練習を重ねることで
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.E na verdade, este projeto precisa de todo mundo.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.Ennek a projektnek valójában mindenkire "szüksége van".
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.Et en fait, ce projet *a besoin* de tout le monde.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.In feite heeft dit project iedereen nodig.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.I tak właściwie ten projekt "potrzebuje" wszystkich.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.Ja itse asiassa tämä projekti tarvitsee kaikkia.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.그리고 사실, 이 프로젝트는 우리 모두를 필요로 합니다.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.La verità è che questo progetto ha bisogno di tutti.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.Limbile nu sunt încastrate în piatră.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.Og faktisk behøver dette projekt alle.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.Überhaupt, dieses Projekt braucht jede Menge Helfer.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.Y de hecho, este proyecto nos necesita a todos.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.Και πραγματικά αυτό το εγχείρημα "χρειάζεται"τον καθένα.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.И на практика всеки има своето място в този проект.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.И на самом деле, наш проект нуждается в каждом из вас.
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor..ובעצם הפרויקט הזה צריך את כולם
Aslında bu proje herkese ihtiyaç duyuyor.言語は不変のものではありません。
Avimelek, ‹‹Bunu kimin yaptığını bilmiyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.››Abimelec respondió: --No sé quién haya hecho esto. Tú no me lo hiciste saber, ni yo lo había oído hasta ahora
Avimelek, ‹‹Bunu kimin yaptığını bilmiyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.››아비멜렉이 가로되 누가 그리하였는지 내가 알지 못하노라 너도 내게 고하지 아니하였고 나도 듣지 못하였더니 오늘이야 들었노라
Avimelek, ‹‹Bunu kimin yaptığını bilmiyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.››Авимелех же сказал: не знаю, кто это сделал, и ты не сказал мне; я даже и не слыхал о том доныне.
Avimelek, ‹‹Bunu kimin yaptığını bilmiyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.››Но рече Авимелех: Не знам кой е сторил това нещо; нито ти си ми явил за това, нито аз съм чул, освен днес.
Avimelek, ‹‹Bunu kimin yaptığını bilmiyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.››ויאמר אבימלך לא ידעתי מי עשה את הדבר הזה וגם אתה לא הגדת לי וגם אנכי לא שמעתי בלתי היום׃
Avimelek, ‹‹Bunu kimin yaptığını bilmiyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.››فقال ابيمالك لم اعلم من فعل هذا الامر. انت لم تخبرني ولا انا سمعت سوى اليوم.
Avimelek, ‹‹Bunu kimin yaptığını bilmiyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.››亞 比 米 勒 說 、 誰 作 這 事 我 不 知 道 、 你 也 沒 有 告 訴 我 、 今 日 我 纔 聽 見 了
Avimelek, ‹‹Bunu kimin yaptığını bilmiyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.››亞比 米勒說 、 誰作這 事 我 不 知道 、 你 也 沒有 告訴 我 、 今日 我 纔聽見了
Avrupa Komisyonu'nun da bu alanda AÇA için açık bir rol olduğunu görmesinden sevinç duyuyorum.Mă bucur că în cadrul Comisiei Europene se acordă un rol clar AEM -ului în acest domeniu.
Avrupa Komisyonu'nun da bu alanda AÇA için açık bir rol olduğunu görmesinden sevinç duyuyorum.Těší mne, že rovněž Evropská komise vidí jasnou úlohu EEA v této oblasti.
Ay Güneş'in ışığına ihtiyaç duyuyor, keyfini çıkardığımız yarattığı bu serinlik için bile.La luna depende de la luz del sol para reflejar incluso este frescor del que gozamos.
Ay Güneş'in ışığına ihtiyaç duyuyor, keyfini çıkardığımız yarattığı bu serinlik için bile.La lune dépend de la lumière du soleil, de façon à réfléchir même cette fraîcheur que nous apprécions.
Aynı zamanda biz ona birşeyler yapmasını söylediğimizde bizim komutlarımızı da duyuyor.Ed ascolta anche le nostre istruzioni quando gli dicamo di fare qualcosa.
Aynı zamanda biz ona birşeyler yapmasını söylediğimizde bizim komutlarımızı da duyuyor.En hij hoort ook onze instructies als we hem vragen om dingen te doen.
Aynı zamanda biz ona birşeyler yapmasını söylediğimizde bizim komutlarımızı da duyuyor.Er hört unsere Befehle auch, wenn wir ihm etwas befehlen.
Aynı zamanda biz ona birşeyler yapmasını söylediğimizde bizim komutlarımızı da duyuyor.Et il entend également nos instructions quand nous lui disons de faire quelque chose.
Aynı zamanda biz ona birşeyler yapmasını söylediğimizde bizim komutlarımızı da duyuyor.Han hör också våra instruktioner när vi ber honom göra saker.
Aynı zamanda biz ona birşeyler yapmasını söylediğimizde bizim komutlarımızı da duyuyor.그는 지시도 듣고 있죠. 우리가 뭔가 하라고 할때요.