Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?What are you talking about?
"Seni görmeliyim, birer yetişkin olarak birbirimizi tanıyamadığımız için hayal kırıklığı duyuyorum.I'm disappointed that we never got to know each other as adults.
Rio de Janeiro şehrine verildiğini söylemekten onur duyuyorum. (Tezahürat, alkışlama)(Cheering)
Bazı "Aa!" ve "Ah!"'lar duyuyorum.I hear some "Aw!" and I hear some "Ah!"
Annemin bağırışlarını, babamın bağırışlarını duyuyordum.I could hear my mother yelling, I hear my father yelling.
Biz zaten dahil olduğumuzda, bununla gurur duyuyorduk.We were already that when we came in.
Ancak sevgili kardeşler, sizlerle konuşabilmekten dolayı memnuniyet duyuyorum.But, brothers and sisters, I appreciate these few minutes of speaking to you.
Oxfam, Save the Children hastane ve okul yaptırmak için para alamayacaklarından endişe duyuyorlar.Oxfam, Save the Children wouldn't get the money to build their hospitals and schools.
Bu tür şeyleri hep duyuyorsun.You hear that all the time:
On beş adet duyuyoruz.So we'd go 1, 2, 3, 4 -- bam!
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.You hear the text of the Fairytale that it is somehow just like that, okey so it was in a way.
PD, beni duyuyor musun? Duyamıyorsan sorun var.Hello PD, can you hear me? if you can't you're in trouble.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.And I'm honored to meet you, the future leaders of Great Britain and this world.
Aslında, benliğime ve işlevine saygı duyuyorum.In fact, I respect my self and its function.
Hatta utanç duyuyordum.And I even felt a sense of shame because of that.
Onlari dogru durust anlayamadim, zar zor duyuyordum.My family is around, crying and clueless about what is going to happen.
Bu yüzden de bu etkinliğin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.So that's why I'm so proud to be part of this event.
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Do you hear voices telling you not to eat?
"Topu yuvarlıyorsun, bazı lobutların düştüğünü duyuyorsun.They said, "You roll the ball, you hear some pins go down.
Sen bana duyuyor musun?Do you hear me know?
Ben, efendim kahverengi takım elbise koyarak duyuyorum. "I am putting out the brown suit, sir."
"Ben efendim, bunu düşünmeye eğilimli duyuyorum.""I am inclined to think so, sir."
Doğru mu duyuyorum?Am I hearing correctly?
Evet, bunlardan çok duyuyoruz.Yeah, we do get a lot of that.
Ve ben de pek çoğunuz gibi, şüphe duyuyorum insanların geleceği görebileceklerine inanmıyorum.And like most of you, I suspect, I don't really believe that people can see into the future.
Ama konuştuklarınızı duyuyorumHow lame! Actually I can hear everything-
Dediklerimizi duyuyormuş hah malHe can hear everything! Lame.
En önemlisi, bedeniniz iyileşmek için neye ihtiyaç duyuyor?And most importantly, what does your body need in order to heal?
Sizin çıkardığınız gürültüyü duyuyorum.I can feel your noise.
Seninle gurur duyuyordum, Dan.I was proud of you, Dan.
Kapı kapalı olsa da, seni görebiliyorum... ...ve seni duyuyorum, aptal.Even with the door shut, you can see everything and hear everything, you fool.
Ve bundan çok heyecan duyuyoruz.And we're so excited.
Seni duyuyorum!I can hear you!
Dünya yeni düşünceler ve liderler için fırsatlara ihtiyaç duyuyor.Now, the world needs opportunities for new leaders and new ideas.
Dünyanın en büyük oyun tasarım organizasyonuna ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyuyoruz.We are so proud to be hosting, this, the World's largest game creation event.
Sizinle gurur duyuyorum.Son ders yılı boyunca hep birinci sırada kaldınız ve...I am very proud of you. Over the course of last year, you have stayed first and...
İnsanlar, peyzajı değiştiren birşeylere ihtiyaç duyuyorlar. Sonuçta çölün ortasında yaşıyorlar.The people need something to change the landscape, they live in the middle of the desert.
Ve bunları savaşın neden varolduğunu anlayan insanlardan duyuyordum.And I'd heard that from the people who really understood what conflict was about.
İkinci olarak da dünya bunu yapabilecek yetkiye sahip insanlara ihtiyaç duyuyor.And the second thing, I think, is that the world needs to have people in charge of that.
Bir lider olma niyetinde olan yeni modellere ihtiyaç duyuyoruz.We need new models of what it means to be a leader.
Biz dünyada bir lider ve bir insan olan... ...yeni modellere ihtiyaç duyuyoruz.We need new models of being a leader and a human in the world.
Çoğunuzun fısıldaştığını duyuyorum.I hear a lot of you whispering.
Burada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.I'm delighted to be here.
Ama yaptığım bu şey -- size ilk defa burada göstermekten mutluluk duyuyorum.But what I've just made -- and I'm delighted to show you, first time in public here.
Sağlık Hizmetleri çok önemli ve,şey,yaşlandıkça buna hepimiz ihtiyaç duyuyoruz.Health Care is very important and, erm, we all need it as we age.
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Hey, can you hear those crickets crying?
Seninle gurur duyuyorum,Ha Ni!I'm so proud of you, Ha Ni!
Sen de uyuma ihtiyacı duyuyorsundur.You must be feeling the need of sleep too.
Bu hafta bir dizayn ile ilgili bir şeyler konuşuyoruz ve duyuyoruz.So we spoke and we heard some about design this week.
Nanoteknoloji, nano partiküller, bunlarla ilgili bir sürü şey duyuyorsunuz.Nanotechnology, nanoparticles, you hear a lot of worry about this.
Bizler zamanı öğrenmek için zamanı bize söyleyecek bir alete ihtiyaç duyuyoruz.And so for us, if you want to know the time, you have to wear something to tell it.
Bu işten memnuniyet duyuyoruz.So we are pleased with that.
Sizlerle çok gurur duyuyorum.I am so proud of you guys.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.But then I hear people saying, "There is no progress in Africa.
Çünkü duyularımız çalışıyor, duygularımız, hislerimiz var, acıyı duyuyor, mutluluk hissediyoruz...Because we have sensations, we have feelings, we have emotions, we fell pain, we fell happiness...
Ve fetüs sürekli annesiyle birlikte olduğu için annesinin sesini pek çok kez duyuyor.And because the fetus is with her all the time, it hears her voice a lot.
Güney Kutbuna gitmemizle ilgili hikayeler duyuyorduk.The stories we were hearing got us to the South Pole.
Alçakgönüllü kişiliğimle gurur duyuyorum.I pride myself on being very humble.
Kendimle gurur duyuyorum cunku herhalde Amerika'da bir Yehova Sahidi'nden daha uzun sureI'm very proud because
Bununla gurur duyuyorum.I'm proud of it.