General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.Đại Tướng Goerge Custer tuyên bố về việc phát hiện ra vàng tại khu Lakota, cụ thể là khu Black Hills.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.General George Custer je oznanil odkritje zlata na območju Lakote, bolj natančno v Črnih hribih.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.Generał George Custer ogłosił znalezienie złota na terytorium Lakotów, a szczególnie w Górach Czarnych.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.Generál George Custer oznámil objav zlata na lakotskom území, osobitne v pohorí Black Hills.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.Generál George Custer oznámil objev zlata na území Lakotů, konkrétně v Černých horách.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.Generalul George Custer a anunţat descoperirea aurului pe teritoriul Lakota, mai exact în Munţii Black Hills.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.George Custer tábornok bejelentette, hogy aranyat találtak a lakoták földjén, főképp pedig a Fekete Hegyekben.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.Jenderal George Custer mengumumkan penemuan emas di daerah Lakota, khususnya di Black Hill.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.조지 커스터 장군은 라코타 영토에서의 금 발견을 발표하였습니다. 자세히 말하자면, 블랙힐즈에서 말이죠.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.Генерал Джордж Кастер объявил об открытии залежей золота на территории Лакота, особенно в Блек-Хиллс.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.Генерал Джордж Къстър обявява откриването на злато на територията на Лакота, по специално в Черните Хълмове.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.הגנרל ג'ורג' קאסטר מודיע על גילוי זהב בשטחי הלאקוטה, ובייחוד בגבעות השחורות.
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.أعلن الجنرال جورج كستر اكتشاف الذهب في أراضي قبائل الـ"لاكوتا" تحديدا في "التلال السوداء"
General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu; özellikle Siyah Tepeler'de.ブラックヒルズを名指ししました そのニュースによって 大量の白人開拓者が
Halkın karşısında duyurdu.Ne me dis pas qu'il parle de la totalité de ses biens ?
Halkın karşısında duyurdu.Szerinted tényleg megteszi?
Halkın karşısında duyurdu.Αποκλείεται να δώσει όλη την περιουσία του.
Halkın karşısında duyurdu.بكم تقدر ثروته؟
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Assim chamaram os porteiros, e estes o anunciaram dentro da casa do rei.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.A ten zavolal druhých bránnych, ktorí to oznámili domu kráľovmu, do vnútra.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Da rief man den Torhütern zu, daß sie es drinnen ansagten im Hause des Königs.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Detta ropades sedan ut av dem som höllo vakt vid porten, och man förkunnade det också inne i konungens hus.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.De wachters gaven het nieuws door aan de mensen in het paleis.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.In kličejo vratarjem, in ti povedo notri kraljevi družini.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.I volal ten na jiné branné, a ti ohlásili to po všem domě královském.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Kiáltának azért a kapunállók, és hírré tevék ott benn a király házában.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.저가 문지기들을 부르매 저희가 왕궁에 있는 자에게 고하니
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Le guardie allora gridarono e la notizia fu portata dentro la reggia
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Les gardes de la porte crièrent, et ils transmirent ce rapport à l`intérieur de la maison du roi.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Los porteros lo proclamaron y lo anunciaron dentro de la casa del rey
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Para pengawal meneriakkan berita itu, sehingga orang menyampaikannya ke istana
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Portinvartijat huusivat ja ilmoittivat tämän kuninkaan linnaan.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Portvægterne råbte det ud, og man meldte det inde i Kongens Palads.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Portvokterne ropte det ut, og det blev meldt helt inn i kongens hus.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Quân canh cửa bèn gọi người đi báo tin ấy vào trong đền vua .
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Quân canh cửa bèn gọi người đi báo tin ấy vào trong đền vua.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Străjerii dela poartă au strigat, şi au trimes vestea aceasta înlăuntrul casei împăratului.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Tedy on zawołał na inne wrotne, a ci opowiedzieli to w domu królewskim.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.Και εβοησαν οι θυρωροι και ανηγγειλαν τουτο ενδον εις τον οικον του βασιλεως.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.И вратарите извикаха и известиха това вътре в царския дом.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.И позвали привратников, и они передали весть в самый дворец царский.
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.ויקרא השערים ויגידו בית המלך פנימה׃
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.فدعا البوابين فاخبروا بيت الملك داخلا
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.守 城 門 的 、 叫 了 眾 守 門 的 人 來 . 他 們 就 進 去 、 與 王 家 報 信
Kapı nöbetçileri haberi duyurdu. Haber kralın sarayına ulaştırıldı.守 城門 的 、 叫 了 眾守門 的 人來 . 他 們就進去 、 與王 家 報信
Kurtarıcı'nın Günü'nde düzenlenen senelik toplantılarında, onun yeni ismini, Muhammad Ali'yi, duyurdular.구원의 날에 그들의 연례 대회에서 그의 새로운 이름, 무하마드 알리, 발표 했다.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.ale do tvári bijem svoje telo a podmaňujem ho, aby som snáď iným kážuc nebol sám taký, ktorý sa nedokázal.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.Ale karzę ciało moje i w niewolę podbijam, abym snać inszym każąc, sam nie był odrzucony.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.Ale podmaňuji tělo své a v službu podrobuji, abych snad jiným káže, sám nebyl nešlechetný.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.내가 내 몸을 쳐 복종하게 함은 내가 남에게 전파한 후에 자기가 도리어 버림이 될까 두려워함이로라
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.sondern ich betäube meinen Leib und zähme ihn, daß ich nicht den andern predige, und selbst verwerflich werde.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.temuč tarem svoje telo in ga usnužnujem, da ne bi kako, ko sem drugim oznanjeval, sam bil zavrgljiv.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.αλλα δαμαζω το σωμα μου και δουλαγωγω, μηπως εις αλλους κηρυξας εγω γεινω αδοκιμος.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.А морю тіло мов і підневолюю, щоб, иншим проповідуючи, самому инодї не бути нікчемним.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.Нито да блудствуваме, както блудствуваха някои от тях, и паднаха в един ден двадесет и три хиляди души.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.но усмиряю и порабощаю тело мое, дабы, проповедуя другим, самому не остаться недостойным.
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.כי אם אדכא את גופי ואשעבדנו פן אהיה אני הקורא לאחרים נאלח בעצמי׃
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.بل اقمع جسدي واستعبده حتى بعد ما كرزت للآخرين لا اصير انا نفسي مرفوضا
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.我 是 攻 克 己 身 、 叫 身 服 我 . 恐 怕 我 傳 福 音 給 別 人 、 自 己 反 倒 被 棄 絕 了
Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.我 是 攻克 己身 、 叫身 服 我 . 恐怕 我 傳 福音 給別 人 、 自己 反倒 被 棄絕 了