Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Dzięki niej można zobaczyć to co jest niewidzialne.
Evlendiği büyücü, duyumlara göre, Flitwick adında bir büyücüydü.Jej matka utrzymuje, że jest słynną wiedźmą znaną jako Flemeth.
Onu, kendisini duyumsuyormuş gibi duyumsar.Aby ją zauważyła, postanawia przebić sobie uszy.
Duyuma ve algılara dayanır.Poszukuję swoich zainteresowań i pasji.
Onu, kendisini duyumsuyormuş gibi duyumsar.Jag tror jag vet hur han känner.
Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Alla informeras att man absolut inte får prata minnen med honom.
Duyuma ve algılara dayanır.Вони повністю залежать від звуків і відчуттів.
Titchener, temelde üç bilinç durumunun varlığına inanmaktadır: duyumlar, imgeler ve duygusal durumlar.Тітченер елементи свідомості ділив на три категорії: відчуття, образ і почуття.
Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Проти дивного почуття, що тебе ніхто не розуміє.
Onu, kendisini duyumsuyormuş gibi duyumsar.Придивившись, він помічає, що це його власне тіло.
John Locke'un empirizminden etkilenerek Sensualizm(duyumculuk) adlı bir bilgi kuramı geliştirmiştir.Джон Локк розвинув сенсуалістичну теорію пізнання.
Çoğunlukla kişi bilincini yitirir veya ciddi duyumsal sorunlar yaşar.Їхній інтелект зазвичай знижений, аж до розумової відсталості, або ж у них є психічне захворювання.
Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Neslyší nic, co není projevem obdivu.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Smutek je jedna z emocí, stav nálady, který je opakem radosti.
Bilgilerimiz, nesnelerin değişimlerine ve o andaki duyumlarımıza bağlı olarak meydana gelir.To modelujeme podle našich reakcí v komunikačních situacích, jimž jsme vystaveni a podobně.
İyi bir koku alma duyum var.Am un bun simț al mirosului.
Bilgilerimiz, nesnelerin değişimlerine ve o andaki duyumlarımıza bağlı olarak meydana gelir.A sorsunkat mi teremtjük a gondolataink, majd a cselekedeteink által.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Mielihyvä on mieluisuuden, tyytyväisyyden ja ilon tunne.
Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Minusta tuntuu kuin siellä ei uskottaisi tiedonantojani.
Ayrıca eşitlikler ile ilgili duyum ikiliğine sahipti.Lisäksi hänen vastuualueellaan olivat tasa-arvoasiat.
AS ve OSB’li birçok kişide başka sıradışı duyumsal ve algısal beceri ve deneyimler bulunur.Πολλά άτομα με AS και ASD εκθέτουν άλλες ασυνήθιστες αισθητηριακές και αντιληπτικές ικανότητες και εμπειρίες.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Et simpelt eksempel er "jeg er hundesulten".
Süreklilik (duration), bir duyumun zaman içerisindeki seyrini açıklar.Frem fra glemselen: kjente viser fra en svunnen tid.
Ancak yanımızdan hiç oralı olmayıp geçer giderse problem duyum algı farkına işaret ediyor olabilir.Dersom andre sender samtidig kan det bli problem med å høre meldinger til seg.
Onu, kendisini duyumsuyormuş gibi duyumsar.Sam nhận ra bà ta có thể nghe thấy anh.
Ayrıca eşitlikler ile ilgili duyum ikiliğine sahipti.Ông cũng đề cao ý tưởng về bình đẳng.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Có chăng là kỷ niệm, là hạnh phúc, là khổ đau.
Süreklilik (duration), bir duyumun zaman içerisindeki seyrini açıklar.一生涯の悟りの境地が表された遺偈は偈の中でも特に珍重される。
Bu konuda köy halkından duyumlar alınmaktadır.はなす 住民から話を聞く。
Ayrıca eşitlikler ile ilgili duyum ikiliğine sahipti.また公平性を重んじる性格でもある。
Süreklilik (duration), bir duyumun zaman içerisindeki seyrini açıklar.日沒的精確地方時取決於觀測者所在地時區經度的精確度。
Duyu organlarını düzenleyen duyumsal kısım.传达感官输入的丘脑连接形成。
Duyum belleği, uyarıcıları çok kısa bir süre tutarak bu geçişi kolaylaştırır.但動畫版在敘述這段情節時,則將過程簡化不少。
Bu liste 44.000'den fazla duyum niteliğini içermektedir.모어 화자는 4600만 명을 넘는다고 알려져 있다.
Titchener, temelde üç bilinç durumunun varlığına inanmaktadır: duyumlar, imgeler ve duygusal durumlar.טיצ'נר זיהה שלוש קטגוריות: תחושות, רגשות ודימויים.
Duyuma ve algılara dayanır.זה מתייחס למצרף התחושות או הרגשות.
Onu, kendisini duyumsuyormuş gibi duyumsar.Това показва, че ги слушате.
Ortaçağ Arabistanı'nda, haremlerde kadınlar arası ilişkiler yaşandığına dair duyumlar bulunmaktadır.Iz perioda srednjeg vijeka postoje svjedočanstva iz Arabije o vezama između ženâ u haremima.
Kolaylıkla duyum ile karıştırılabilmektedir.Dá sa pomerne ľahko rolíšiť.
Ayrıca eşitlikler ile ilgili duyum ikiliğine sahipti.Pracoval aj na integrálnych rovniciach.
Ayrıca eşitlikler ile ilgili duyum ikiliğine sahipti.Hans je prav tako imel svoje mnenje o pravičnosti.
Onu, kendisini duyumsuyormuş gibi duyumsar.Sprašuje se, če o njej razmišlja tudi on.
Bilgilerimiz, nesnelerin değişimlerine ve o andaki duyumlarımıza bağlı olarak meydana gelir.Nuo jų priklauso, kaip vystosi mūsų emocijos bei kinta jų turinys.
Kulak fonetiği: İnsan duyumunun yeteneğiyle uğraşan kuramsal sesbilgisinin alanıdır.Kurtumas – klausos sistemos negalia, kuomet žmogus praranda gebėjimą girdėti.
Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Nii et ma ei näe midagi, mida saaks näidata ilma märkideta.
Duyum ve algı psikolojisi.Alateadvus ja psühhoanalüüs.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 anni dopo mi è tornata la vista.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 años más tarde recobré la vista.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 ans plus tard, j'ai retrouvé la vue.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 år senere fik jeg synet tilbage.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 jaar later kreeg ik mijn zicht terug.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 Jahre später gewann ich mein Augenlicht zurück.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10년 후에 시력을 되찾았어요.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 lat później odzyskałam wzrok.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 năm sau tôi lấy lại được ánh sáng.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 rokov neskôr som získala svoj zrak späť.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 tahun kemudian penglihatan saya kembali.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.10 χρόνια αργότερα ξαναβρήκα την όρασή μου.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım.După încă 10 ani mi-am recăpătat vederea.
10 yıl sonra görme duyumu geri kazandım. Sihirli bir şekilde değil.Dez anos mais tarde, recuperei a minha visão.