Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.(76:19) Глас грома Твоего в круге небесном; молнии освещали вселенную; земля содрогалась и тряслась.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.(77:19) Ton tonnerre éclata dans le tourbillon, Les éclairs illuminèrent le monde; La terre s`émut et trembla.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.A felhõk vizet ömlesztének; megzendülének a fellegek, és a te nyílaid széllyel futkostanak.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.A voz do teu trovão estava no redemoinho; os relâmpagos alumiaram o mundo; a terra se abalou e tremeu.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Bobnel je grom tvoj v viharju, bliski so razsvetljevali vesoljni svet, potresla se je zemlja in trepetala.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.De wolken lieten de regen neervallen en de donder rolde langs de hemel. Uw pijlen werden afgeschoten.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.din bragende Torden rullede, Lynene oplyste Jorderig, Jorden bæved og skjalv;
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Es donnerte im Himmel, deine Blitze leuchteten auf dem Erdboden; das Erdreich regte sich und bebte davon.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Guntur menggelegar, kilat berpijar, bumi goncang dan gemetar
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.훼리바람 중에 주의 우뢰의 소리가 있으며 번개가 세계를 비취며 땅이 흔들리고 움직였나이다
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Le nubi rovesciarono acqua, scoppiò il tuono nel cielo; le tue saette guizzarono
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Lialy sa vody oblakov; nebesia vydaly hrmot, a tvoje šípy lietaly sem a ta.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Molnen göto ut strömmar av vatten, skyarna läto höra sin röst, och dina pilar foro omkring.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Obłoki wydały powodzi; niebiosa wydały gromy, a strzały twoje tam i sam biegały.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Pilvet purkivat vettä, pilvet antoivat jylinänsä, sinun nuolesi lensivät.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Skyene utøste vann, himlene lot sin røst høre, ja dine piler fløi hit og dit.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Tiếng sấm Chúa ở trong gió trốt ; Chớp_nhoáng soi sáng thế_gian ; Ðất bèn chuyển_động và rung_rinh .
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Tiếng sấm Chúa ở trong gió trốt; Chớp nhoáng soi sáng thế gian; Ðất bèn chuyển động và rung rinh.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Tunetul Tău a isbucnit în vîrtej de vînt, fulgerile au luminat lumea: pămîntul s'a mişcat şi s'a cutremurat.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Vydali povodně oblakové, vydala hřmot nebesa, ano i kameníčko tvé skákalo.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.Гласът на гърма Ти бе вихрушката; Светкавиците осветиха вселената; Земята се потресе и се разклати.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.קול רעמך בגלגל האירו ברקים תבל רגזה ותרעש הארץ׃
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.صوت رعدك في الزوبعة البروق اضاءت المسكونة. ارتعدت ورجفت الارض.
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.你 的 雷 聲 在 旋 風 中 . 電 光 照 亮 世 界 . 大 地 戰 抖 震 動
Kasırgada gürleyişin duyuldu, Şimşekler dünyayı aydınlattı, Yer titreyip sarsıldı.你 的 雷聲 在 旋風 中 . 電光 照亮 世界 . 大地 戰抖 震動
Kelimelere ihtiyaç duyulduğunda konuşacağıma ve onlar olmadığında sessizliği paylaşacağımaA falar quando é preciso e a partilhar o silêncio quando necessário.
Kelimelere ihtiyaç duyulduğunda konuşacağıma ve onlar olmadığında sessizliği paylaşacağımaMluvit, když slova jsou potřeba a sdílet ticho, když potřeba nejsou.
Kelimelere ihtiyaç duyulduğunda konuşacağıma ve onlar olmadığında sessizliği paylaşacağımaTe spreken wanneer er woorden nodig zijn en om de stilte te delen als ze er niet is.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü.1万人が飢え死にし 何千の人が病に落ちました ナチス包囲時には この他にも
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü.De 'Hongerwinter', zoals hij genoemd werd, doodde ongeveer 10.000 mensen en verzwakte duizenden meer.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü.El "Invierno del Hambre", como se lo conoció, mató a unas 10.000 personas y debilitó otras miles.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."Głodowa zima", jak potem została nazwana, zabiła około 10,000 ludzi i osłabiła wiele tysięcy więcej.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."Hladová zima," jak vešla do historie, zabila kolem 10 000 lidí a oslabila tisíce dalších.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."Hunger Winter(배고픈 겨울)"에 약 1만명의 사람이 죽었고 수천 명이 쇠약하게 되었습니다
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."Iarna Foametei", cum e cunoscutǎ, a ucis circa 10.000 de oameni şi a îmbolnǎvit alte mii.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü.O "Inverno da Fome", como ficou conhecido, matou cerca de 10 000 pessoas e enfraqueceu outros milhares.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."Sultens Vinter", som den blev kendt, dræbte cirka 10.000 mennesker og afkræftede flere tusinde.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."Zima lakote", kot so jo imenovali, je umorila okoli 10.000 ljudi in oslabila še na tisoče več.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."Гладната зима," както станала известна, убила около 10 000 души и отслабила хиляди други.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."Голодная зима", как её потом назвали, унесла жизни около 10 тысяч людей и ослабила многие тысячи.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü.Так звана " Зима Голоду" знищила 10 тисяч людей і знесилила тисячі інших.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."חורף הרעב", כפי שנהוג לזכור אותו, הרג כ-10,000 בני אדם והחליש עוד אלפים רבים.
"Kıtlık Kışı" duyulduğunda 10.000 kişi ölmüş ve binlerce kişiyi de zayıf düşürmüştü."شتاء الجوع"، كما كان يسمّى بعد ذلك، تسبّب بمقتل نحو 10.000 شخص وبِهُزَالِ آلاف آخرين.
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Ah! paese dagli insetti ronzanti, che ti trovi oltre i fiumi di Etiopia
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Ai da terra do roçar das asas, que está além dos rios da Etiópia;
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!¡Ay de la tierra del zumbido de alas, que está más allá de los ríos de Etiopía
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Beda zemi šumiaceho zvuku krýdel hmyzu, ktorá je za riekami Kúša;
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Běda zemi zastěňující se křídly, kteráž jest při řekách země Mouřenínské,
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Biada ziemi, którą zaćmiają skrzydła, która jest przy rzekach ziemi Murzyńskiej!
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Dari sebuah negeri di seberang sungai-sungai Sudan terdengar dengingan serangga
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Gorje deželi s šumečimi perutmi, ki je onkraj rek etiopskih,
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Hör, du land där flygfän surra, du land bortom Etiopiens strömmar,
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Hør, du land med hvinende vinger* bortenfor Etiopias strømmer, / {* fullt av larmende hærer.}
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Hør Land med de surrende Vinger hinsides Ætiopiens Strømme,
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Jaj a szárnysuhogás országának, a mely Szerecsenország folyóin túl van;
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!슬프다 구스의 강 건너편 날개치는 소리 나는 땅이여
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Ôi ! đất đập cánh ào_ào kia , là đất ở bên kia các sông của Cút ;
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Ôi! đất đập cánh ào ào kia, là đất ở bên kia các sông của Cút;
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Terre, où retentit le cliquetis des armes, Au delà des fleuves de l`Éthiopie!
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Vai de tine, ţară, în care răsună zîngănit de arme, şi care eşti dincolo de rîurile Etiopiei!