Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.Och en röst kom från himmelen: »Du är min älskade Son; i dig har jag funnit behag.»
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.og der kom en Røst fra Himlene: "Du er min Søn, den elskede, i dig har jeg Velbehag."
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.Og det kom en røst fra himmelen: Du er min Sønn, den elskede; i dig har jeg velbehag.
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.Und da geschah eine Stimme vom Himmel: Du bist mein lieber Sohn, an dem ich Wohlgefallen habe.
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.Y vino una voz desde el cielo: "Tú eres mi Hijo amado; en ti tengo complacencia.
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.και φωνη εγεινεν εκ των ουρανων Συ εισαι ο Υιος μου ο αγαπητος, εις τον οποιον ευηρεστηθην.
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.И глас был с небес: Ты Сын Мой возлюбленный, в Котором Мое благоволение.
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.І зійшов голос із небес: Ти єси Син мій любий, що я вподобав:,
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.През тия дни дойде Исус от Назарет Галилейски и се кръсти от Йоана в Йордан.
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.ויהי קול מן השמים אתה בני ידידי אשר רצתה נפשי בו׃
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.وكان صوت من السموات. انت ابني الحبيب الذي به سررت
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.又 有 聲 音 從 天 上 來 說 、 你 是 我 的 愛 子 、 我 喜 悅 你
Göklerden, ‹‹Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum›› diyen bir ses duyuldu.又 有 聲音從 天上來說 、 你 是 我 的 愛子 、 我喜悅你
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Ääni Näkymätön mies kuultiin ensimmäistä kertaa, huudamme jyrkästi, kun Poliisi kulki hänen jalka.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.A hang az Invisible Man hallatszott először, kiabálás el élesen, mint a rendőr taposta a lábát.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.A voz do Homem Invisível foi ouvida pela primeira vez, gritando agudamente, como o policial pisou em seu pé.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Die Stimme des Invisible Man war zum ersten Mal hörte, schrie scharf, wie Der Polizist trat auf seinen Fuß.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Glas o Invisible Man je slišal prvič, kričal ven močno, kot je policist trod na svoje noge.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Głos Invisible Man został przesłuchany po raz pierwszy, krzycząc ostro, jak policjant stąpał na nogę.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Hlas Neviditelný zazněla poprvé, křičel ostře, as policista šlapal na nohu.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Hlas Neviditeľný zaznela prvýkrát, kričal ostro, as policajt šliapal na nohu.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.투명 인간의 목소리로 급격하게 밖으로 소리 처음 들었다는
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.La voz del hombre invisible se escuchó por primera vez, gritando fuertemente, como el policía pisó el pie.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Rösten av den osynlige mannen hördes för första gången, skriker ut kraftigt, polismannen trampade på hans fot.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Suara Invisible Man terdengar untuk pertama kalinya, berteriak keluar tajam, sebagai polisi menginjak kakinya.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Гласът на невидим човек се чу за първи път, да крещи, рязко, тъй като полицай стъпи върху крака му.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Голос Людина-невидимка було чутно в перший раз, крики різко, як Поліцейський наступив на ногу.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.Голос Человек-невидимка было слышно в первый раз, вопли резко, как Полицейский наступил на ногу.
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.وسمع صوت الرجل الخفي للمرة الأولى ، الصراخ بصورة حادة ، كما
Görünmez Adam sesi olarak, keskin bir şekilde bağırıyor, ilk kez duyuldu polis ayağını açtılar.警官は徒歩で踏んだ。それから彼は情熱的に叫んだと彼の
gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulduğunda gerçekleşir)(koná sa, keď je potrebná revíziaakreditácie) akreditácie)
gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulduğunda gerçekleşir)Nãoregulamentada (ocorre quando é necessário rever a acreditação)
gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulduğunda gerçekleşir)(probíhá v případě, že je zapotřebí provést revizi akreditace)
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.Anunțul a fost făcut în ultimele săptămâni.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.Conocí el anuncio justo hace algunas semanas.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.Diese Ankündigung kam in den letzten paar Wochen raus.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.몇 주전에 발표됐습니다.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.L'annonce est sortie quelques semaines auparavant.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.L'annuncio è uscito da qualche settimana.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.Oświadczenie nadeszło w ciągu ostatnich tygodni.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.Oznámili to len pred pár týždňami.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.Η ανακοίνωση εξεδόθηκε πριν λίγες εβδομάδες.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.Обявата тъкмо излезе през последните няколко седмици.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.Это стало известно в последние несколько недель.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.ההודעה על כך יצאה לפני מספר שבועות
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.الإعلان خرج للتو في الاسابيع القليلة الماضية.
Haberi birkaç hafta önce duyuldu.地中海に近い、アレキサンドリアで
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.A počuly o ňom národy; lapený bol do ich jamy, a doviedli ho za obrúčky do Egyptskej zeme.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Các dân nghe tiếng về nó; nó bị bắt trong hầm; sau khi đã đặt móc nơi hàm, các nước điệu nó sang đất Ê-díp-tô.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Da das die Heiden von ihm hörten, fingen sie ihn in ihren Gruben und führten ihn an Ketten nach Ägyptenland.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Da opbød man Folkene mod den, i Grav blev den fanget, de slæbte den bort med Kroge til Ægyptens Land.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.És meghallák ezt róla a népek; vermökben megfogaték, és elvivék õt horgokon Égyiptom földjére.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.In slišali so o njem narodi; ujet je bil v njih jami in peljali so ga z obroči v nosnicah v deželo Egiptovsko.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.이방이 듣고 함정으로 그를 잡아 갈고리로 꿰어끌고 애굽 땅으로 간지라
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Las naciones oyeron de él, y fue cazado en la trampa de ellas. Y lo llevaron con ganchos a la tierra de Egipto
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Ma contro di lui le genti fecero lega, restò preso nella loro fossa e in catene fu condotto in Egitto
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Mutta kansat kuulivat siitä: se pyydystettiin heidän kuoppaansa ja vietiin turpakoukussa Egyptin maahan.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Ora as nações ouviram falar dele; foi apanhado na cova delas; e o trouxeram com ganchos � terra do Egito.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.To gdy usłyszały o nim narody, w jamie ich pojmany jest, a zawiedziony w łańcuchach do ziemi Egipskiej.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.To když uslyšeli národové, v jámě jejich polapen jest, a doveden v řetězích do země Egyptské.