Ashton da terör örgütleriyle mücadelede ortak çabaya ihtiyaç duyulduğunu kabul etti.Ashton agreed on the need for joint efforts in fighting terrorist organisations.
Sadece bir tur oylamaya gerek duyuldu.Only one round of voting was needed.
Site büyüdükçe talebi karşılamak için ek gelir kaynaklarına ihtiyaç duyuldu.As the site grew, it needed additional sources of revenue to keep up with demand.
Her yıl yaklaşık 12.000 yeni işe ihtiyaç duyulduğu tespit edildi.It found that about 12,000 new recruits were needed each year.
Bir süre onun yardım çığlıkları duyuldu.For some time her cries for help were heard.
Gerekçe olarak, bu paraya Reform hareketinin maliyetini karşılamak için ihtiyaç duyulduğu belirtildi.Als Begründung gab man an, dass dieses Geld für die verursachten Kosten der Reformation gebraucht würde .
Ancak ihtiyaç duyulduğu zamanlarda kısa forvet ve uzun forvet pozisyonlarında da oynayabilmektedir.Ferner kann er bei Bedarf andere Ausschüsse und Unterausschüsse schaffen.
Bu "ıslık sesi" birkaç kilometre uzakta olan Hulme semtinden bile duyulduğu iddia edilmektedir.Es ist jedoch so laut, dass es bis zu einen Kilometer weit zu hören ist.
Filme büyük bir ilgi duyuldu.Der Film erhielt einige Aufmerksamkeit.
Ses duyulduğu anda ok atılır.Nachdem er wieder nüchtern ist, wird er vernommen.
Yahudilerden şüphe duyuldu.Gerüchte über die Juden.
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.Ses hurlements de souffrance sont entendus de loin.
Yahudilerden şüphe duyuldu.Les Juifs sont suspectés.
Kısa bir süre sonra Sovyet top ve tank atışları Budapeşte'nin her tarafında duyuldu.Peu après, les tirs de l'artillerie et des chars étaient entendus dans toute la ville.
Britanya'da bazıları artık müttefiklere ihtiyaç duyulduğunu düşünmektedir.L'accès à Paris est maintenant offert aux alliés.
Yayınlanan fetva duyulduğuna fetvanın, Fransa hükümeti ile ulemanın uzlaşarak yayınladığı ortaya çıktı.L'annonce du Concordat signé entre le Vatican et le gouvernement français est accueilli avec satisfaction.
Adı, birkaç yıl içinde Amerika sınırları dışında da duyuldu.Durant les fins de semaine, on peut aussi y entendre, pendant quelques heures, du country américain.
Uzun forvet pozisyonunda görev yapan oyuncu, gerek duyulduğu zaman pivot olarak da oynayabilmektedir.Le joueur le plus gradé est également prioritaire pour occuper le poste de commandant s'il le souhaite.
EP, Londra'daki etkili bir radyo kanalı olan Kiss FM'de kendine yer buldu ve böylece kitlelerce duyuldu.L'EP figure sur la playlist de Kiss FM, une radio influente de Londres, qui contribue à sa popularité.
İhtiyaç duyulduğu zamanlarda şutör gard pozisyonunda da görev yapabilmektedir.Il peut également occuper le poste de latéral gauche si nécessaire.
II. Constantius yardım sözü verdi ama ihtiyaç duyulduğunda bu yardımı sağlayamadı.Constantino I prometió ayudarle pero no pudo proporcionarle los socorros que necesitaba.
Bunun için yeni bir tank tasarımına ihtiyaç duyuldu.Es por esto que se encontró una nueva función para este tanque.
Tembel değerlendirmeli dillerde değerler, ihtiyaç duyulduğu anda üretilir, daha önce değil.La calidad del diseño tendría que ser evaluado cuando se está creando, no después.
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.En algunas ocasiones, sus gritos son oídos a kilómetros de distancia.
Yeni bir topa ihtiyaç duyulduğu açıktı.Richiede l'utilizzo di una palla.
Özellikle bu yıllar, yörede duyulduğu ve sevildiği dönemdir.Gli ultimi anni sono dediti ad ascoltare e amare quello che la generazione successiva fa.
Ayrıca dört el silah sesi duyuldu.Quattro riprese di tiro.
"Do Want U Want"ın bir bölümü ilk olarak 17 Ekim 2013'te Best Buy/Beats'in ABD tanıtımlarında duyuldu.Также фрагмент «Do What U Want» был использован в рекламе наушников вBest Buy / Beats 17 октября 2013 года.
Filme büyük bir ilgi duyuldu.Фильм вызвал большой интерес.
Kendilerine saygı duyulduğu için hep önde otururlar.Они всегда настороже, так как раньше были выведены для пастушества.
Bunun için yeni bir tank tasarımına ihtiyaç duyuldu.Требовалось создание полностью нового танкового шасси.
Haber duyulduktan sonra Eflak ve yanındaki bazı Baasçılar Irak'tan Suriye'ye kaçtı.Кроме одного, бежавшего и принёсшего весть в Сули.
Aynı zamanda ihtiyaç duyulduğunda çok uzaktaki yerlere de taşınabilir.При необходимости их можно передвинуть на другое место.
Patlamalar duyuldu ve Osmanlı topları tekrar ateşlendi.Опять уже рвутся снаряды, опять уже свистят пули.
Kısa bir süre sonra makineli tüfek sesleri ve üç patlama duyuldu.Через некоторое время мы услышали, как стреляли из пулемётов и автоматов.
Akabinde de gerek duyulduğunda ayrıt edici özellikleri sorgulanarak bu dokümana ulaşılır.Перед тем как их вложить в какое либо дело посоветуйтесь с нами, сообщив характеристику этого дела.
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.Звон был слышен на очень далёком расстоянии.
Madonna'nın Pepsi reklamlarından birinde "Like a Prayer" şarkısı ilk kez duyuldu.وسُمعت أغنية مادونا مثل الصلاة أول مره في اعلان لشركو بيبسي.
Hastalığı hafif olarak geçiren kimselerde, kısa etkili ilaçların ihtiyaç duyuldukça kullanılması önerilir.ينصح المرضى الذين يعانون من درجة مرض خفيفة باستخدام المضادات قصيرة المفعول عند الحاجة.
Ancak ilk isminin duyulduğu takım Çanakkale Dardanelspor oldu.ومنه يسمعان اسم أمهما أول مرة.
Patlamalar duyuldu ve Osmanlı topları tekrar ateşlendi.استشعر دوي الأنفجارت و وتكرر إطلاق النار من المدافع العثمانية .
Kısa bir süre sonra Sovyet top ve tank atışları Budapeşte'nin her tarafında duyuldu.Logo depois, a artilharia soviética e tanque de incêndio foram ouvidos em todos os distritos de Budapeste.
Silah sesleri duyulduktan bir süre sonra kuşatmada sona gelindi ve Kouachi kardeşler öldü.O cerco mais tarde chegou ao fim quando os irmãos Kouachi foram mortos a tiros.
Uçuş esnasında Su-24’ler 3 kez yakıt ikmali yaparken, Su-34’lerde sadece 2 ikmale gerek duyuldu.Su-24M foram reabastecidos três vezes, enquanto os Su-34 foram duas vezes.
Işıklar yeniden açıldığında Nexus’un giriş müziği duyuldu.Alternativamente, luzes de néon foram utilizados.
Kısa zamanda namı her tarafta duyuldu.E começou a ouvir-se por toda a parte.
Kısa bir süre sonra makineli tüfek sesleri ve üç patlama duyuldu.Er werd ongeveer 30 minuten geweervuur en explosies gehoord.
Ayrıca dört el silah sesi duyuldu.Er werden vier kanonnen buitgemaakt.
Bunun için yeni bir tank tasarımına ihtiyaç duyuldu.Men moest dus op zoek naar een andere tank.
Kısa zamanda namı her tarafta duyuldu.En onze naam is overal bekend...
Adı, birkaç yıl içinde Amerika sınırları dışında da duyuldu.Al snel werd ze ook buiten de landsgrenzen bekend.
Allah-ü Teala ondan razı olmuştur!” sesi duyuldu.Hand Of God – What Do You Hear (ang.).
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.Porozumiewają się krzykami, które słychać z daleka.
Buna rağmen, saldırı planı Paris'teki Türk elçiliği tarafından duyuldu.W 1997 roku komando Tajnej Armii zaatakowało ambasadę Turcji w Brukseli.
Bunun için yeni bir tank tasarımına ihtiyaç duyuldu.Opracowano wymagania, jakim miał odpowiadać nowy czołg.
Abbas'ın adı, 1985'te İtalyan yolcu gemisi Achille Lauro'nun kaçırılması ile duyuldu.Oskarżany o zainicjowanie porwania włoskiego statku wycieczkowego „MS Achille Lauro” w października 1985 roku.
Kısa bir süre sonra makineli tüfek sesleri ve üç patlama duyuldu.W krótkim odstępie czasu doszło do trzech eksplozji i sześciu strzelanin.
Kısa zamanda namı her tarafta duyuldu.Han skrek så det hördes överallt.
Bu durumda yeni, düzenli ve dâimî bir savaşçı orduya ihtiyaç duyuldu.Därför behövde han också en starkare reguljär armé.
Bu nesil, 323 adının ilk duyulduğu nesildi ve bu isim yalnızca ihracat piyasalarında kullanıldı.Namnet 323 användes nu för första gången, och det var i linje med namngivningen på andra aktuella modeller.