Ana içeriğe geç
Sözlük

duyulacak ile cümle

duyulacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu gurur duyulacak bir şey.That's something to be proud of.
Gurur duyulacak hiçbir şey yok.There's nothing to be proud of.
O gurur duyulacak bir şey değil mi, Tom?Isn't that something to be proud of, Tom?
Enstrümanlar amplifikasyon vs. vs. olmadan duyulacak kadar yüksek sesliler.The instruments are loud enough that they can be heard without amplification, etc., etc.
Hatta bu kitapta 1 yıldız almak, gelmiş geçmiş onur duyulacak en büyük şeydir!Getting even 1 star in that book is the most honorable thing ever!
Horonayimden feryat duyulacak: ‹Kent mahvoldu, büyük yıkıma uğradı!›The sound of a cry from Horonaim, desolation and great destruction!
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Moab is destroyed; her little ones have caused a cry to be heard.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››At the noise of the taking of Babylon the earth trembles, and the cry is heard among the nations.
Oysaki evleri kaygı duyulacak durumda değildi; sadece kaçmak istiyorlardı.Their only intention was to run away.
Haydi Kosova'yı gurur duyulacak bir devlet haline getirelim." dedi.Let's make Kosovo a state to take pride in," Haradinaj said.
Şimdi ise gurur duyulacak bir tesis haline geldi.Now it is a facility to be proud of.
Gurur duyulacak bir şey yok.Тут нечем гордиться.
Bu durumda sağlık ögelerine ihtiyaç duyulacak.В таких случаях будет необходима медицинская помощь.
Patlamayı ise, birkaç yıl sonra, tam da ona ihtiyaç duyulacak sırada yapacaktı ve zaman gelip çatmıştı.Ao colocar uma bomba, a mesma levará algum tempo até que se exploda, permitindo-lhe tempo para fugir.
Patlamayı ise, birkaç yıl sonra, tam da ona ihtiyaç duyulacak sırada yapacaktı ve zaman gelip çatmıştı.Stejně tak, když zaslechneme výstřel, na několik sekund se zastavíme a přemýšlíme, odkud přišel.
Bu hıza ileride HDTV (High Definition - yüksek çözünürlüklü TV) uygulamalarında ihtiyaç duyulacaktır.Tekniikka tunnetaan myös lyhenteellä HDTV (lyhenne sanoista High-definition television).
Her bir görev için ihtiyaç duyulacak kuvvet yapısı ve organizasyon üye ülkelerin ortak kararı ile belirlenir.Για κάθε έργο, η απαιτούμενη δύναμη και η οργάνωση, συμφωνείται από κοινού από τα συμμετέχοντα κράτη.
Ancak, amacına ulaşmak için, sadece Viyana'da sunulan müzikte yüksek öğretime ihtiyaç duyulacaktı.Men hvis han skulle nå sin drøm, skulle han modtage uddannelse, der kun blev tilbudt i Wien.
Bu dretnotların her biri için dört adet refakat muhribine gerek duyulacaktı.Derudover skal der fire mand, med hver sin kode, til at åbne dørene.
Bu durumda sağlık ögelerine ihtiyaç duyulacak.Trong các trường hợp này cũng cần chăm sóc y tế sau đó.
Her bir görev için ihtiyaç duyulacak kuvvet yapısı ve organizasyon üye ülkelerin ortak kararı ile belirlenir.各任務のために必要な部隊と機関は参加国によって一般合意される。
Bu durumda sağlık ögelerine ihtiyaç duyulacak.この場合、保健所が管轄することになる。
Bu hıza ileride HDTV (High Definition - yüksek çözünürlüklü TV) uygulamalarında ihtiyaç duyulacaktır.映像の解像度をSDTV - HDTV - UHDTVと分類した場合、UHDTV(Ultra High Definition Television、超高精細テレビ)で行われる放送に該当する。
Bu hıza ileride HDTV (High Definition - yüksek çözünürlüklü TV) uygulamalarında ihtiyaç duyulacaktır.其他硬體上的增加包括更新了影像处理管線,名為HDVP (high definition video processor)。
Bu hıza ileride HDTV (High Definition - yüksek çözünürlüklü TV) uygulamalarında ihtiyaç duyulacaktır.2002년 5월 쯤 UHDTV(Ultra High Definition Television) 를 개발하였다.
Bu dretnotların her biri için dört adet refakat muhribine gerek duyulacaktı.לכל אחד מארבעת עמודי התווך הללו צריכה להיות חשיבות משמעותית עבור חניכי המכינה.
Bu hıza ileride HDTV (High Definition - yüksek çözünürlüklü TV) uygulamalarında ihtiyaç duyulacaktır.Съкращението HD идва от High Definition TV (HDTV).
Bu durumda sağlık ögelerine ihtiyaç duyulacak.V omenjenih primerih se je treba obrniti na zdravniško pomoč.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Al fragore della presa di Babilonia trema la terra, ne risuonerà il clamore fra le nazioni»
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Ao estrondo da tomada de Babilônia estremece a terra; e o grito se ouve entre as nações.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Au bruit de la prise de Babylone la terre tremble, Et un cri se fait entendre parmi les nations.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Babilon bevételének zajától megindul a föld, és kiáltása hallatszik a nemzetek között!
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››De strigătul luării Babilonului se cutremură pămîntul, şi se aude un strigăt de durere printre neamuri.``
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Huuto käy: `Baabel on valloitettu!` ja maa vapisee, parku kuuluu kansoissa."
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››바벨론의 함락 하는 소리에 땅이 진동하며 그 부르짖음이 열방 중에 들리리라 하시도다
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››När man ropar: »Babel är intaget», då bävar jorden, och ett skriande höres bland folken.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Nghe tiếng Ba-by-lôn bị bắt lấy , đất đều rúng_động , và có_tiếng kêu nghe_ra giữa các người .
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Nghe tiếng Ba-by-lôn bị bắt lấy, đất đều rúng động, và có tiếng kêu nghe ra giữa các người.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Od glasu: Babilon je vzet! se potrese zemlja, in vpitje se bo čulo med narodi.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Od hlasu, že je dochytený Babylon, zatrasie sa zem, a medzi národami sa počuje krik.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Od huku przy dobywaniu Babilonu poruszy się ta ziemia, a krzyk między narodami słyszany będzie.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Od zvuku při dobývání Babylona třásti se bude ta země, a křik mezi národy slyšán bude.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Und die Erde wird beben von dem Geschrei, und es wird unter den Heiden erschallen, wenn Babel gewonnen wird.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Ved det rop: Babel er inntatt, bever jorden, og det høres skrik blandt folkene.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Ved Råbet: "Babel er indtaget!" skal Jorden skælve, og deres Skrig skal høres blandt Folkene.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››Απο του ηχου της αλωσεως της Βαβυλωνος εσεισθη η γη, και η κραυγη ηκουσθη εν τοις εθνεσι.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››От слуха за превземането на Вавилон Земята се потресе, И вопълът се разчу между народите.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››От шума взятия Вавилона потрясется земля, и вопль будет слышен между народами.
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››מקול נתפשה בבל נרעשה הארץ וזעקה בגוים נשמע׃
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››من القول أخذت بابل رجفت الارض وسمع صراخ في الشعوب
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››因 巴 比 倫 被 取 的 聲 音 、 地 就 震 動 、 人 在 列 邦 都 聽 見 呼 喊 的 聲 音
‹Babil düştü› sesiyle yeryüzü titreyecek, Çığlığı uluslar arasında duyulacak.››因 巴比倫 被 取的 聲音 、 地 就 震動 、 人 在 列邦 都 聽見 呼喊 的 聲音
Enstrümanlar amplifikasyon vs. vs. olmadan duyulacak kadar yüksek sesliler.A hangszerek elég hangosak ahhoz, hogy kierősítés nélkül is hallhatóak, stb.
Enstrümanlar amplifikasyon vs. vs. olmadan duyulacak kadar yüksek sesliler.De instrumenten zijn luid genoeg om ze te horen zonder versterking, enzovoorts.
Enstrümanlar amplifikasyon vs. vs. olmadan duyulacak kadar yüksek sesliler.Die Instrumente sind laut genug, daß sie ohne Verstärkung gehört werden können, usw., usw.
Enstrümanlar amplifikasyon vs. vs. olmadan duyulacak kadar yüksek sesliler.Gli strumenti suonano abbastanza forte da poter essere sentiti senza amplificazione, etc, etc...
Enstrümanlar amplifikasyon vs. vs. olmadan duyulacak kadar yüksek sesliler.Instrumentele sună îndeajuns de tare încât să poată fi auzite fără amplificare, etc., etc.
Enstrümanlar amplifikasyon vs. vs. olmadan duyulacak kadar yüksek sesliler.Instrumenty są na tyle głośne że nie potrzeba wzmocnienia, itd.
Enstrümanlar amplifikasyon vs. vs. olmadan duyulacak kadar yüksek sesliler.그곳의 악기들은 소리가 커서 음의 증폭 등등이 없이 들릴수 있습니다.
Enstrümanlar amplifikasyon vs. vs. olmadan duyulacak kadar yüksek sesliler.Les instruments sont assez puissants pour être entendus sans amplification, etc.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod