Vicdan azabı duymuyorum.Не испытываю угрызений совести.
Sizi pek iyi duymuyorum.أنت لا تصغي له فعلا.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)إني اخترت طريق الحق وأحكامك لم أنس.
Hayır, bir an bile pişmanlık duymuyorum") eski KGB ajanı John Symonds'tan bir alıntıdır.Não, eu não me arrependo um minuto." é do espião John Symonds.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Pois, não há pensamento sem discurso. (...)
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)"Ik aanvaard de mens zoals hij is - totaal, zonder iets af te wijzen. (..)
Sizi pek iyi duymuyorum.Nie słyszę cię dobrze.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Żadnego przyrzeczenia ani też (...) przysięgi nie składałem.
Sizi pek iyi duymuyorum.Nu te mai pot auzi!
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Nu promovează promiscuitatea dar nici nu o judecă. (...)
Vicdan azabı duymuyorum.N-am nimic pe conștiință.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Θυμάμαι ακόμα πολύ καλά εκείνον τον κριτικό που το έκανε και δεν τον έχω συγχωρήσει.
Sizi pek iyi duymuyorum.De har imidlertid ikke vært veldig kjent.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Và em nghĩ rằng chúng tôi không tôn trọng hay lắng nghe em.
Vicdan azabı duymuyorum.Tôn Hạo không nghe.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)ועל זה אנחנו לא נסלח, ולא נשכח!".
Sizi pek iyi duymuyorum.Seda ei tajuta helina.
ABD'nin ne kadar enerji kullandigini duymuyorum?"어제" 에너지를 얼마나 사용했는지에 대한 뉴스는 듣지 않는 걸까요?
ABD'nin ne kadar enerji kullandigini duymuyorum?או כמה אמריקה צרכה אתמול?
ABD'nin ne kadar enerji kullandigini duymuyorum?او الولايات المتحدة البارحة
ABD'nin ne kadar enerji kullandigini duymuyorum?炭酸ガスの排出を毎年3%削減するという
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;(37:14) а я, как глухой, не слышу, и как немой, который не открывает уст своих;
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;(38:14) Et moi, je suis comme un sourd, je n`entends pas; Je suis comme un muet, qui n`ouvre pas la bouche.
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Iar eu sînt ca un surd, n'aud; sînt ca un mut, care nu deschide gura.
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Ich aber muß sein wie ein Tauber und nicht hören, und wie ein Stummer, der seinen Mund nicht auftut,
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Jaz pa kakor glušec ne slišim in sem kakor mutec, ki ne odpre svojih ust.
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;나는 귀먹은 자 같이 듣지 아니하고 벙어리 같이 입을 열지 아니하오니
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Mas eu, como um surdo, não ouço; e sou qual um mudo que não abre a boca.
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Men jeg er som en døv, der intet hører, som en stum, der ej åbner sin Mund,
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Nhưng tôi như kẻ điếc , không nghe chi , Như người câm , không mở_miệng .
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Nhưng tôi như kẻ điếc, không nghe chi, Như người câm, không mở miệng.
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Pero yo, como si fuera sordo, no escuchaba, y era como un mudo que no abre la boca
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Tende lacci chi attenta alla mia vita, trama insidie chi cerca la mia rovina. e tutto il giorno medita inganni
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Tetapi aku seperti orang tuli yang tidak mendengar, seperti orang bisu yang tidak bicara
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Αλλ' εγω ως κωφος δεν ηκουον και ημην ως αφωνος, μη ανοιγων το στομα αυτου.
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;Но аз, като глух, не чувам, И съм като ням, който не отваря устата си.
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;ואני כחרש לא אשמע וכאלם לא יפתח פיו׃
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;واما انا فكاصم. لا اسمع. وكابكم لا يفتح فاه.
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;但 我 如 聾 子 不 聽 、 像 啞 巴 不 開 口
Ama ben bir sağır gibi duymuyorum, Bir dilsiz gibi ağzımı açmıyorum;但 我 如 聾子 不 聽 、 像啞 巴 不 開口
Artık o kadar duymuyorum ama kariyerimin ilk yıllarında herkes bana "kötü çocuk" diyordu.Ahora no tanto, pero al principio de mi carrera era considerado un chico malo una y otra vez.
Artık o kadar duymuyorum ama kariyerimin ilk yıllarında herkes bana "kötü çocuk" diyordu.Berulang-ulang kali tapi tidak sering sekarang, namun diawal-awal karir saya ada perkara anak nakal ini.
Artık o kadar duymuyorum ama kariyerimin ilk yıllarında herkes bana "kötü çocuk" diyordu.지금은 별로 안그렇지만 초기에 제 작품에서는 계속해서
Artık o kadar duymuyorum ama kariyerimin ilk yıllarında herkes bana "kötü çocuk" diyordu.Per molto tempo all'inizio della mia carriera veniva ripetuto all'infinito questo concetto del ragazzaccio.
Artık o kadar duymuyorum ama kariyerimin ilk yıllarında herkes bana "kötü çocuk" diyordu.שוב ושוב ושוב, לאורך כל הקריירה המוקדמת שלי
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Ich höre nicht mehr den geflügelten Wagen der Zeit nahen, zumindest nicht mehr so oft wie vorher.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Ik zie niet langer de zandloper der tijd leeglopen, of ten minste niet meer zoveel als ik dat vroeger deed.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Je n'entends plus le char ailé du temps se rapprocher, ou du moins plus autant qu'avant.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Již více neslýchám čašem okřídlený vůz (citace básně) nebo aspoň ne tak jako dříve.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.저는 더이상 날개단 듯 빠른 시간의 수레바퀴가 가까이 오는 소리를 듣지 않습니다, 적어도 예전에 들었던 것 만큼 듣지는 않습니다.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Már nem hallom, hogy az időszekér egyre közeleg, vagy legalábbis nem annyira, mint azelőtt.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Nie słyszę już, że czas to nadciągający skrzydlaty powóz, a przynajmniej nie aż tak często.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Non sento più il minaccioso ticchettio dell'orologio o per lo meno non tanto quanto lo sentivo prima.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Nu mai aud carul inaripat al timpului cum se apropie, sau cel putin nu atat cat il auzeam inainte.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Už nepočúvam ten okrídlený koč času, ktorý popri mne letí, alebo ho aspoň nepočúvam tak často, ako som zvykol.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Ya no escucho al carruaje alado del tiempo acercarse, o por lo menos no tanto como antes.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Δεν ακούω πλέον το φτερωτό άρμα του χρόνου να πλησιάζει ή τουλάχιστον όχι τόσο όσο παλιά.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Я більше не чую цокання годинника в голові, або, принаймні, не так часто як раніше.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Я больше не слышу постоянное тиканье часов в голове, по крайней мере, не так часто, как раньше.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.אני לא שומע יותר את מרכבת הזמן המכונפת נושפת בעורפי, או לפחות לא כמו בעבר.