"Orta Amerika'da hiç kimse sanatçının ikilemi hakkında çılgınca endişe duymuyor" dedi."No one in middle America is wildly concerned about the dilemma of the artist," he said.[1]
Dollond tarafından alıntılanan Newton deneylerinin doğruluğundan şüphe duymuyordu.He did not doubt the accuracy of Newton's experiments quoted by Dollond.
Kendime saygı duymuyorum.Ich habe kein Selbstwertgefühl.
Fizik öğretmenime artık saygı duymuyorum.Ich habe keinen Respekt mehr vor meiner Physiklehrerin.
Tom size özel bir sempati duymuyor.Tom empfindet auch keine besondere Sympathie für Sie.
Camilerinizde ibadet etmek arzusunu duymuyor musunuz?Definieren sie sich von ihrem Gottesdienst her?
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Was wir erlebt und gesehen haben, werden wir nicht so schnell vergessen. (...)
Biz birbirimizi çok iyi tanıyoruz ve hiçbir söze ihtiyaç duymuyoruz.Sie sind sich aber nicht sonderlich nah und wissen nicht besonders viel voneinander.
Vicdan azabı duymuyorum.Ich verstehe Sklaverei nicht.
Yaptığım şeyden hiçbir pişmanlık duymuyorum.Je n'ai vraiment aucun regret pour ce que j'ai fait.
Babamın fakirliğinden utanç duymuyorum.Je n'ai pas honte de la pauvreté de mon père.
Sol kulağı tamamen duymuyor.Elle est complètement sourde de l'oreille gauche.
Onlara saygı duymuyorum.Je ne leur rends pas hommage.
Size saygı duymuyorum.Je ne vous rends pas hommage.
Kimse bana saygı duymuyor.Personne ne me respecte.
Biz birbirimizi çok iyi tanıyoruz ve hiçbir söze ihtiyaç duymuyoruz.Nous nous comprenions sans avoir besoin de nous parler.
Dış dünyaya ilgi duymuyordur ve dış dünyada bile değildir.Mais l’Esprit n'est pas seulement extérieur, il est aussi intérieur.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Ou bien on fait son devoir, ou bien on ne veut pas le faire. (...)
Beni duymuyor musun?¿No me oye?
Bağırıyor ama kimse onu duymuyor.Grita y nadie le escucha.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)No os olvidaremos y esperamos que vosotros tampoco lo hagáis ;-).
Vicdan azabı duymuyorum.No puedo percibir tu conciencia.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Mi ha insegnato tutto, senza impormi niente. (...)
Sizi pek iyi duymuyorum.Non sanno molto.
Ama genç Lamarck araştırmaya ilgi duymuyordu.Ma il dottor Sloan indaga...
Göründüğü kadarıyla ayak seslerimi duymuyordu.Видимо, он не слышал моих шагов.
Lafları duymuyorlardı.Вы не слушали.
Sizi pek iyi duymuyorum.Вы меня хорошо слышите?
Vicdan azabı duymuyorum.Не испытываю угрызений совести.
Konuştuğum zaman kimse duymuyor.Ты меня не слушаешь.
Sizi pek iyi duymuyorum.أنت لا تصغي له فعلا.
"1:2 Ya RAB, ne zamana dek seni yardıma çağıracağım, Beni duymuyor musun?لوقا 14:27 " وَمَنْ لاَ يَحْمِلُ صَلِيبَهُ وَيَتْبَعُنِي، فَلاَ يُمْكِنُهُ أَنْ يَكُونَ تِلْمِيذاً لِي ".
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)إني اخترت طريق الحق وأحكامك لم أنس.
Hayır, bir an bile pişmanlık duymuyorum") eski KGB ajanı John Symonds'tan bir alıntıdır.Não, eu não me arrependo um minuto." é do espião John Symonds.
Dış dünyaya ilgi duymuyordur ve dış dünyada bile değildir.Não crê em beleza exterior, só interior.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Pois, não há pensamento sem discurso. (...)
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)"Ik aanvaard de mens zoals hij is - totaal, zonder iets af te wijzen. (..)
Lafları duymuyorlardı.Niemand luisterde.
Sizi pek iyi duymuyorum.Nie słyszę cię dobrze.
Öfke de duymuyordum." demektedir).Nie bezcześci jej żadna stopa wroga".
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Żadnego przyrzeczenia ani też (...) przysięgi nie składałem.
Lafları duymuyorlardı.Jag hörde inte röster.
SoftBook bilgisayar bağlantısına ihtiyaç duymuyordu.Viking saknade datorer.
Ancak Bodin dinî eğitime ilgi duymuyordu.Dow brydde sig inte om materiella tillgångar.
Biz birbirimizi çok iyi tanıyoruz ve hiçbir söze ihtiyaç duymuyoruz.Вони не знають один одного, і не можуть спілкуватися.
Hiç kimse bana saygı duymuyor.Мене ніхто не поважає.
Hiç kimse bana saygı duymuyor.Ніхто мене не поважає.
Kimse bana saygı duymuyor.Мене ніхто не поважає.
Kimse bana saygı duymuyor.Ніхто мене не поважає.
Dış dünyaya ilgi duymuyordur ve dış dünyada bile değildir.A ani tobě, ani žádné moci vnějšího světa se nevzdáme.
Lafları duymuyorlardı.Ei nu auzeau nimic.
Sizi pek iyi duymuyorum.Nu te mai pot auzi!
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Nu promovează promiscuitatea dar nici nu o judecă. (...)
Doktor onu ilk başta duymuyor ve Gaga yüksek sesle tekrar ediyor.Louise nu înțelege la început, iar Thelma îi repetă.
Vicdan azabı duymuyorum.N-am nimic pe conștiință.
Konuştuğum zaman kimse duymuyor.Itt sem halljuk megszólalni.
Biz birbirimizi çok iyi tanıyoruz ve hiçbir söze ihtiyaç duymuyoruz.Asukkaat tuntevat toisensa eikä salaisuuksia ole.
Camilerinizde ibadet etmek arzusunu duymuyor musunuz?Kuuluuko rukouskutsu Helsingissä, jos moskeija rakennetaan?
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Θυμάμαι ακόμα πολύ καλά εκείνον τον κριτικό που το έκανε και δεν τον έχω συγχωρήσει.
Sizi pek iyi duymuyorum.De har imidlertid ikke vært veldig kjent.