Sınırları duymazdım.Ich hörte die Grenzen nicht.
Sınırları duymazdım.Je n'entendais pas de limites.
Sınırları duymazdım.제겐 (음악 장르간의) 경계가 없었습니다.
Sınırları duymazdım.Não ouvia as fronteiras.
Sınırları duymazdım.Nem hallottam a határokat.
Sınırları duymazdım.Nepočula som hranice medzi nimi.
Sınırları duymazdım.Nie widzę granic.
Sınırları duymazdım.Nisem slišala omejitev.
Sınırları duymazdım.Non percepivo confini.
Sınırları duymazdım.Nu auzeam diferenţele.
Sınırları duymazdım.Saya tidak mendengar batasan.
Sınırları duymazdım.Tôi không nghe thấy sự khác biệt của sự ranh giới.
Sınırları duymazdım.Δεν άκουγα τα όρια.
Sınırları duymazdım.Не чувах ограниченията.
Sınırları duymazdım.Я не чувствовала границ.
Sınırları duymazdım.לא הבחנתי בגבולות.
Sınırları duymazdım.لم اسمع الحدود
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Chúng ta đứng trên góc phố, cố hét to để át tiếng ồn và giả vờ như nó không tồn tại.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Ci mettiamo agli angoli di una strada, gridando sopra a rumori tipo questo, facendo finta che non esistano.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Encontramo-nos nas ruas, gritando por cima de barulho como este, fingindo que não existe.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.우리는 길 모퉁이에서 이런 소음 속에 서 있게 되면 큰 소리로 말합니다. 마치 시끄럽지 않은 척하면서요.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Nos paramos en las esquinas, gritando por encima de sonidos como este, haciendo como si no existieran.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Op straat overschreeuwen we dit lawaai en doen alsof het er niet is.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Stăm la colţul străzii, strigând pentru a acoperi zgomot ca acesta, şi prefăcându-ne că nu există.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Stáváme na pouličních rozích, překřikujeme hluk, jako je tento, a předstíráme, že neexistuje.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Stoimy na rogu ulicy, przekrzykując hałas taki jak ten i udajemy, że nie istnieje.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Stojíme na rohu ulice a snažíme sa prekričať takýto hluk. Predstierame, že neexistuje.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Stojimo na uličnih vogalih, kričimo preko takega hrupa, in se pretvarjamo, da ne obstaja.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Utca sarkon állunk, ilyen zajt kiabálunk túl, és úgy teszünk, mintha nem is létezne.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Vi står på gadehjørner, at råbe over denne lyd, og lader som om den ikke findes.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Wir stehen an Straßenecken, schreien gegen diesen Lärmpegel an und tun so, als gäbe es ihn gar nicht.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Στεκόμαστε στο δρόμο, φωνάζοντας πάνω από θόρυβο, σαν αυτό, και προσποιούμενοι ότι δεν υπάρχει.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Ми стоїмо на перехрестях, кричачи на тлі такого шуму, і удаємо, що його немає.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Мы разговариваем на углу улицы, пытаясь перекричать подобный звук и делая вид, что он не существует.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.Стоим на улични ъгли, крещим така, за да надвикаме шума, и се преструваме, че той не съществува.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.אנו עומדים בקרן הרחוב וצועקים מעל רעש כזה, ומתנהגים כאילו הוא איננו קיים.
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.فنحن نقف على حافات الطرق .. نحاول رفع أصواتنا أثناء التحدث كما أفعل .. مُدعين أن هذا الضجيج غير موجود
Sokak köşelerinde dururuz, bunun gibi gürültüler arasında bağırır, ve onları duymazdan geliriz.こうやって叫んでます このように音に打ち勝とうとする行動は
Son söylediklerim aklınızı karıştırdıysa duymazdan gelin.Ignorar lo que decir si se le confunde.
Son söylediklerim aklınızı karıştırdıysa duymazdan gelin.تجاهلوا ما قلته اذا كان قد اربككم
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Acolo cei puşi în lanţuri sînt lăsaţi toţi în pace, nu mai aud glasul asupritorului;
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.A foglyok ott mind megnyugosznak, nem hallják a szorongatónak szavát.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Ali os presos descansam juntos, e não ouvem a voz do exator.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.alle de fangne har Ro, de hører ej Fogedens Røst;
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Daar komen zelfs de gevangenen tot rust, omdat er geen gevangenbewaarder is die hen dwarszit.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Da haben doch miteinander Frieden die Gefangenen und hören nicht die Stimme des Drängers.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.där hava alla fångar fått ro, de höra där ingen pådrivares röst.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Der har alle fanger ro, de hører ikke driverens røst.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.I prigionieri hanno pace insieme, non sentono più la voce dell'aguzzino
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Juga tawanan merasa lega, bebas dari hardik para penjaga
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.kaikki vangit ovat rauhassa, eivät kuule käskijän ääntä.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.거기서는 갇힌 자가 다 함께 평안히 있어 감독자의 소리를 듣지 아니하며
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Les captifs sont tous en paix, Ils n`entendent pas la voix de l`oppresseur;
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Los prisioneros están juntos en descanso y no escuchan la voz del capataz
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Ở đó những kẻ bị tù đồng nhau được bình tịnh , Không còn nghe tiếng của kẻ hà_hiếp nữa .
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Ở đó những kẻ bị tù đồng nhau được bình tịnh, Không còn nghe tiếng của kẻ hà hiếp nữa.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Také i vězňové pokoj mají, a neslyší více hlasu násilníka.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.tam mirno ležé vkup vsi zasužnjenci, ne slišijo več glasu priganjalca.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Tam sú spolu bezpeční i väzni, nepočujú hlasu pohoniča.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Tamże więźniowie sobie wydychają, a nie słyszą głosu trapiącego ich,