Ana içeriğe geç
Sözlük

duygusu ile cümle

duygusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu şiire eşlik eden melodi de ihtişamı ve zafer duygusunu hissettirir.Melodia care însoțește de obicei acest poem are un caracter de grandoare și triumf.
Yalnızlık duygusu istek dışı bir yalnız kalma durumundan dolayı ortaya çıkar.Ceea ce am realizat este consecința existenței singuratice.
Uzun yıllar boyunca onun yüreğinde kadınlara karşı bir korku duygusunun oluştuğunu anlar.Remarcă că în popor persista un sentiment de frică de a-și pierde limba.
Konya Ayaklanması Din duygusu kullanılarak kışkırtmalarla çıkmıştır.Logică Apelul la frică Apelul la emoție
Trene binmeden önce acıma duygusu onu tekrar tutar ve dr.După intrarea în tură, Pascu se duce să-l ia pe dr.
Hayatın Trajik Duygusu.A tragikus életérzés.
Ancak, sözcüğün utanç duygusuyla da çok yakın ilgisi vardır.A büszkeség szó ebben az értelemben a szégyen ellentéte.
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".Sikerült megragadnia benne az érzelmet.”
Mutluluk duygusunun zıddı olarak görülebilir.Rajta látható a Boldogasszony szobra.
Bu konuda hissettiğim suçluluk duygusunu tarif etmeye kelimeler yetmez.Elmondhatatlan bűntudatom van mindezen dolgok miatt.
Çartist Hareket'e katılmak, işçi sınıfına kesinlikle bir öz güven duygusu getirdi.Jobs-szal együtt dolgozni igazi érzelmi hullámvasút volt a munkatársak számára.
Annelik duygusu gelişir.A szellem fejlődéstörvénye.
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.Mi sem állt távolabb a valóságtól.
Güven verici aile ortamını yitirdikleri duygusuna kapılırlar.Szatyinéknál végre megtalálta a rég elveszettnek hitt családi légkört.
Daha sonraları insan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu.A harmadik napon az embereknek értelmet, nyelvet és érzékeket adott.
Şehvet cinsel istek duygusudur.A libidó a nemi vágyat jelenti.
Suçluluk duygusuna kapılan Bobby, bir gün annesinin kendisini kabul edeceğini umarak kuzenine taşınır.Syyllisyyden kalvama Bobby muuttaa serkkunsa luokse toivoen, että joku päivä hänen äitinsä hyväksyisi hänet.
Mutluluk duygusunun zıddı olarak görülebilir.Mielihyvän vastakohtana voidaan nähdä mielipaha.
Merhamet duygusu yoktur.Korpi ei tunne armoa.
Köylülerin aidiyet duygusu çok gelişmiştir.Eväjalkaisten tuntoaisti on hyvin kehittynyt.
Görme duyusu zayıf da olsa koku ve tat duygusu çok gelişmiştir.Sen näköaisti on heikko, mutta kuulo- ja hajuaistit ovat hyvin kehittyneet.
İçinde hiç acıma duygusu hissetmez.Mikään ei kuitenkaan anna hänelle mielenrauhaa.
Merhamet, acıma duygusudur.Nöyryys − intohimo.
Ama onlar acı çektirmeyi hiçbir zaman hınç ya da intikam duygusuyla gerçekleştirmediler.Viisas ei myöskään ole koskaan vihainen, eikä taipuvainen sääliin tai kateuteen.
Annelik duygusunun yaşanması için bebek ve birey arasında kan bağı olmasına ihtiyaç yoktur.Sikiön ja äidin verenkierto eivät siis joudu kosketuksiin toistensa kanssa.
Eldeki bütün işaretler Maxwell'in daha o yaşta bitmeyen bir merak duygusuna sahip olduğunu göstermiştir.Όλες οι ενδείξεις δείχνουν ότι ο Μάξγουελ είχε μια άσβεστη περιέργεια από νεαρή ηλικία.
Tablo van Gogh'un kendisi için aradığı huzur duygusunu iletir.Αυτό το έργο αποπνέει τη γαλήνη που επιζητούσε ο Βαν Γκογκ για τον εαυτό του.
İntikam duygusu hala yanmaktadır.Η φοβερή εκδίκηση της Ήρας συνεχίζεται.
Merhamet, acıma duygusudur.Motivet var medlidenhed.
Bunun yanında açlık duygusunu ve yeme miktarını da düzenler.Som et svar på dette spiser personen og reduceres følelserne af sult.
Bu durum onu derinden etkilemiş ve bu yalnızlık duygusu sanatının ilham kaynağı olmuştur.Hans stil byggede på symbolismen, og han var selv en stor inspirationskilde til ekspressionismen.
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".Det frarøvede mig helt glæden over karaktererne."
Suçluluk duygusuna kapılan Bobby, bir gün annesinin kendisini kabul edeceğini umarak kuzenine taşınır.Bobby får likevel stor skyldfølelse og håper at at Mary en dag vil ta imot ham.
İntikam duygusu hala yanmaktadır.Tanker om hevn dukket opp.
Çünkü o zaman işin duygusu olmuyor.Arbeidet føles meningsløst.
Merhamet, acıma duygusudur.Medlidenhet er et synonym for sympati.
Konya Ayaklanması Din duygusu kullanılarak kışkırtmalarla çıkmıştır.Bruk av dominanten skaper en følelse av spenning.
Çartist Hareket'e katılmak, işçi sınıfına kesinlikle bir öz güven duygusu getirdi.Partiet forstod imidlertid behovet for å sikre seg en viss støtte i arbeiderklassen.
Mefistofeles, Faust'u gençleştirir ve ona aşk duygusunu tattırır.Mefistofeles griper Faust og drar ham ned til Helvete.
Sahiplenme, bir şeyi veya birini sahiplenme duygusudur.Hjemmel angir at noe tilhører, hører hjemme i, noe.
Sevinç içinde bulunduğu durumdan tam anlamıyla hoşnut olma duygusudur.Det eneste stedet hvor hun følte seg virkelig lykkelig.
İçinde hiç acıma duygusu hissetmez.Tidak ada rasa gentar dalam dirinya.
Bu özel sahne için, Chazelle şehrin ne kadar geniş olduğunun duygusunu vermek istedi.Khusus adegan ini, Chazelle ingin menunjukkan betapa luasnya kota Los Angeles.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Mengetahui hal itu, Tony didera rasa bersalah.
Tablo van Gogh'un kendisi için aradığı huzur duygusunu iletir.Lukisan ini menampilkan esensi keheningan yang van Gogh rasakan sendiri.
Bu konuda hissettiğim suçluluk duygusunu tarif etmeye kelimeler yetmez.Tak bisa dilukiskan lagi betapa merasa bersalahnya aku atas hal-hal tersebut.
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.Mendorong orang lain untuk melecehkan korban.
Raven: (İngilizce seslendiren Tara Strong) Oldukça yalnız ve duygusuz bir yarı iblis kızdır.Angel (Eriska Rein) adalah seorang gadis tuna rungu yang jujur dan baik hati.
Allah onlara şehvet duygusu verip dünyaya indirmiş.Jibril membangkitkannya dan menyampaikan wahyu Allah di telinganya.
İçimde de ne o zamana ne de o mekâna aitmişim duygusu...” sözlerinden alır..“Saya tidak tahu apa-apa pada saat itu dan takut adalah satu-satunya hal yang saya rasakan.
İntikam duygusu hala yanmaktadır.Hati Jiman dipenuhi dendam.
Okula gidebilirler ve bir aileye ait olma duygusuna sahiptirler.Chúng có thể đến trường và vẫn có cảm giác thuộc về một gia đình.
Tablo van Gogh'un kendisi için aradığı huzur duygusunu iletir.Bức tranh này truyền tải một cảm giác thanh thản mà Van Gogh tìm kiếm cho chính mình.
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".Niềm vui đã truyền cảm hứng cho tôi."
Eldeki bütün işaretler Maxwell'in daha o yaşta bitmeyen bir merak duygusuna sahip olduğunu göstermiştir.Mọi chứng cứ gợi ý rằng Maxwell đã có tính tò mò không ngừng ngay từ hồi nhỏ.
Bundan sonra içinde bir acıma duygusu oluşur.Từ đó, họ dần có tình cảm.
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.Mục đích của tôi không phải là khiến người khác bực dọc.
Görme duyusu zayıf da olsa koku ve tat duygusu çok gelişmiştir.Tuy không có thị giác nhưng thính giác, khứu giác và vị giác đều phát triển rất nhạy.
Yalnızlık duygusu istek dışı bir yalnız kalma durumundan dolayı ortaya çıkar.Tình yêu mới là cái cần thiết để thoát khỏi cảnh cô đơn.
İçinde hiç acıma duygusu hissetmez.Họ không tìm được niềm vui trong đó.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod