Ana içeriğe geç
Sözlük

duygusu ile cümle

duygusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hayatın Trajik Duygusu.Đó là bi kịch đời nàng.
Annesinin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyir.Cuộc sống bình thường của cô bị cắt ngang bởi sự xuất hiện của Paul.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.ジョンは罪の意識に苦しむ。
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.他人に迷惑をかける事に一切の躊躇がない。
Annelik duygusu gelişir.シママの進化形。
İçinde hiç acıma duygusu hissetmez.そこには恐怖心など何もない。
Hepsinin altında derin bir mizah duygusu yatıyor.思慮深さの奥に、激しい感情が。
1955 yılında "Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları" adlı eserini yayımlandı .1955年、論文「心理機能の系的性質について」を発表。
Tanrı'nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun 'kaçış duygusu' vermek amacım.主君の仇討ちという大願を果たした祭神に因み、「大願成就」の神徳で信仰を集める。
Bu bir yükümlülük duygusudur.これは責任感の問題だ。
İnsanlara öfke duygusu verir.「怒りは誰もが経験する感情だ。
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".」と喜びの雄叫びを上げていた。
Sahiplenme, bir şeyi veya birini sahiplenme duygusudur.感情を持ち、相手に憑依する事も可能。
Hayatın Trajik Duygusu.人生の意義 幸福主義
"Avrupa Resminde Gerçek Duygusu".ヨーロッパ編〜」には実際に登場している。
Görme duyusu zayıf da olsa koku ve tat duygusu çok gelişmiştir.視力はあまり良くないが嗅覚と聴覚は発達している。
Grupla özdeşleşme, bireyin üyesi olduğu gruba yönelik aidiyet ve bağlılık duygusu olarak tanımlanmaktadır.その資質として、所属クラブからの尊敬と信頼をえていること。
İnsanların epizodik hatırlamada felaket bozukluklara rağmen, benlik duygusunu korudukları gösterilmiştir.他人の自己嫌悪エピソードを聞くと元気を取り戻す。
Güven verici aile ortamını yitirdikleri duygusuna kapılırlar.自信家で負けず嫌いな性格。
Böylece utanç duygusunu geliştirmenin yanında harmonik bir şekilde düzene gireceklerdir."真如相廻向(しんにょそう・えこう) 修するところの善根を真如に合わせて廻向を完成する。
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.それは現実世界と遠いから。
Okula gidebilirler ve bir aileye ait olma duygusuna sahiptirler.親が有力者で学校にも影響を持つ。
Öykünün son sahnesi ise, anlatıcının suçluluk duygusunun sonucudur.不过,故事最后的情景是,叙述者感到了内疚。
Bu özel sahne için, Chazelle şehrin ne kadar geniş olduğunun duygusunu vermek istedi.對於這個特定的一幕,查澤雷想要呈現這座城市多麽寬廣的感覺。
Allah onlara şehvet duygusu verip dünyaya indirmiş.於是王答應,並派他去齊國。
Hepsinin altında derin bir mizah duygusu yatıyor.與空之間有著堅定深厚的感情。
Allah onlara "Size şehvet duygusunu verseydim siz insanlardan daha çok günah işlerdiniz" demiş.王忱知道後大驚,說:「我以為你有多的,才向你索討這竹蓆。
Çünkü o zaman işin duygusu olmuyor.於苦苦具無恚為性。
Ancak kin duygusu daha farklıdır.不過,食感會有點差異。
Tanrı'nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun 'kaçış duygusu' vermek amacım.為神靈『吾之命定之物-荒吐神』的所有人、能夠捕食眾神。
Utanç duygusunu yaşama eylemine ise utanma adı verilir.觀他有恥說名為愧。
Kendi eşyalarına (oyuncak gibi) karşı aşırı sahiplenme duygusu vardır.由於他的忠信、勇敢的表現,他結果獲准進入應許之地。
Öyle ki bu korku duygusu nedeniyle karşısına fazla düşman çıkmaz.這也是他能毫不畏懼的面對強敵的緣故。
Her ne olursa olsun dikkatimi başka her şeyden çekip 'Ben' duygusunda kalmaya devam ettim.나는 무슨 일이 일어나든 그것에 대해 관심을 끊고 '내가 있음'에 대한 느낌을 유지하였다.
"Avrupa Resminde Gerçek Duygusu".'진짜 유럽 이야기'에서 내용을 보충하였다.
Hayatın Trajik Duygusu.민간의 사고 감정인.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.조는 죄책감에 시달리게 된다.
Suçluluk duygusuna kapılan Bobby, bir gün annesinin kendisini kabul edeceğini umarak kuzenine taşınır.죄의식에 짓눌린 바비는 그의 사촌네 집으로 떠나는 것을 엄마가 허락해줄 것을 바랐다.
İçinde hiç acıma duygusu hissetmez.하지만 그것에 대해서 어떠한 감정이 들어가 있지 않는다.
İnsanlara öfke duygusu verir.국민들도 분노의 목소리를 내고 있다.
İntikam duygusu güçlü biridir.감정 기복이 큰 성격이다.
İnsanlara öfke duygusu verir.כעס מוביל לשנאה.
Son olarak Adlandırılamayan'da tüm zaman ve mekân duygusu yok edilmişti.לבסוף, ב-"The Unnamable" כל התחושות של זמן ומקום נעלמו אף הם.
Ama onlar acı çektirmeyi hiçbir zaman hınç ya da intikam duygusuyla gerçekleştirmediler.מעל הכל סירבתי להרגיש שנאה או נקמה.
Temel kaygı duygusu kişinin kendisinin yetersiz olduğu ve bu eksikliğini farkında olmasıdır.לא קיים שום בסיס אורגני לחששותיו של אותו אדם לגבי כך שהוא באמת חולה.
Merhamet, acıma duygusudur.אתה רוצה רחמים.
Merhamet duygusu yoktur.בנפשה אין כלל רחמים.
Hayatın Trajik Duygusu.הטרגדיה האנושית.
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.אני לא הולך יותר מדי רחוק מהמציאות ...
Bu da filme fazladan bir gerçekçilik duygusu katmaktadır.בתום הסרט, שלומי מתמודד עם מציאות עצובה מאוד.
İntikam duygusu hala yanmaktadır.Кръвното отмъщение е все още разпространено.
Görme duyusu zayıf da olsa koku ve tat duygusu çok gelişmiştir.Имат слабо зрение, но сетивата им за мирис и слух са много добре развити.
Sevinç içinde bulunduğu durumdan tam anlamıyla hoşnut olma duygusudur.На мен лично ми харесва да получавам радостите, докато съм жив.
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Завистта е следствие от чувството за собствена непълноценност.
İnsanlara öfke duygusu verir.Бруталността предизвиква яростта на хората.
Eldeki bütün işaretler Maxwell'in daha o yaşta bitmeyen bir merak duygusuna sahip olduğunu göstermiştir.По всичко личи, че Максуел е проявявал упорито любопитство от ранна възраст.
Hayatın Trajik Duygusu.Страданието в трагедията.
Eldeki bütün işaretler Maxwell'in daha o yaşta bitmeyen bir merak duygusuna sahip olduğunu göstermiştir.Brojni pokazatelji ukazuju da je od najmanje dobi Maxwell pokazivao nezasitnu znatiželju.
Trene binmeden önce acıma duygusu onu tekrar tutar ve dr.Opet dobije napadaj panike i opet ga primi dr.
Son olarak Adlandırılamayan'da tüm zaman ve mekân duygusu yok edilmişti.Napokon, u Bezimenome nestaje i osjećaj mjesta i vremena.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod