Açıkçası duygular yüksektir.Obviously emotions are high.
Tom'un çelişkili duyguları vardı.Tom had conflicting feelings.
Karışık duygularım var.I have mixed emotions.
Bunun hakkında karışık duygularım var.I have mixed emotions about this.
Onun duygularına daha fazla dikkat etmem gerekirdi.I should have paid more attention to her feelings.
Jamal duygularını kontrol edemedi.Jamal lost control of his emotions.
Duygularını incitmek istemiyorum.I don't wanna hurt your feelings.
Sadece duygularını kontrol et.Just control your emotions.
Tom duygularını incitti.Tom got his feelings hurt.
İnsanların duygularını karıştıramazsın.You can't mess with people's feelings.
Tom duygularını kontrol edemiyor.Tom can't control his emotions.
Tom, Mary'nin duygularını incitebileceğinden korkuyor.Tom is afraid he might hurt Mary's feelings.
Benim için duyguların yokmuş gibi davranmaya devam edemezsin.You can't keep pretending you don't have feelings for me.
Senin için duygularım yokmuş gibi davranmaya devam edemem.I can't keep pretending that I don't have feelings for you.
Senin için duygularım yokmuş gibi davranamam.I can't pretend I don't have feelings for you.
Neden duygularımla oynuyorsun?Why do you play with my feelings?
Duygularımı kontrol etmekte zorlanıyorum.I have trouble controlling my emotions.
Keşke duygularımı kontrol edebilsem.I wish I could control my emotions.
Duygularımı kontrol etmek benim için zordur.It is difficult for me to control my emotions.
Duygularımı kontrol etmeyi zor buluyorum.I find it difficult to control my emotions.
Duygularımı kontrol etmek benim görevim değil.Controlling my emotions is not my forte.
Duygularımın kararımı gölgelemesine izin vermemeye çalışıyorum.I try not to let my emotions cloud my judgment.
Duygularımın eylemlerime karışmasına izin veremem.I cannot allow my emotions to interfere with my actions.
Duygularımızın eylemlerimize müdahale etmesine izin veremeyiz.We can't allow our emotions to interfere with our actions.
Duygularımı tanımlayacak kelimeleri bulamıyorum.I lack the words to describe my emotions.
Sami suçluluk duygularıyla mücadele etti.Sami struggled with feelings of guilt.
Genellikle duygularımı belli etmem.I don't usually show my feelings.
Genellikle duygularımı açığa vurmam.I don't usually show my feelings.
Bazen arkadaşlar birbirleri için duygular geliştirebilirler.Sometimes friends can develop feelings for each other.
Duygularım yaralandı.My feelings were hurt.
Duygularım incindi.My feelings are hurt.
Tom duygularını açığa vurmadı.Tom kept a straight face.
Tom duygularını kontrol etmekte zorlanıyor.Tom has trouble controlling his emotions.
Tom'un duygularını incitmekten korkuyordum.I was afraid I might hurt Tom's feelings.
Sami'nin Leyla için güçlü duyguları vardı.Sami had strong feelings for Layla.
Tom duygularını nasıl saklayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to hide his emotions.
İnsanlar sık sık gerçek duygularını saklarlar.People often hide their true feelings.
Duygularını dizginledi.He got a grip on his emotions.
Duygularının kararlarını etkilemesine izin verme.Don't let emotion cloud your judgement.
Duygularınızın düşüncelerinizi etkilemesine izin vermeyin.Don't let emotion cloud your judgement.
İnsani duygulardan yoksun.He doesn't have any human feelings.
İnsani duygulardan nasibini almamış.He doesn't have any human feelings.
Duygularına hakim olmalısın.You've got to pull yourself together.
Bana karşı olan duyguları değişmeye başladı.Her feelings towards me began to change.
Karl, Rima'nın duygularını önemsiyor gibi görünüyordu.Karl seemed to care about Rima’s feelings.
Buna karşılık Madonna, "Hiçbir şekilde turne kimsenin duygularını incitmiyor.In response, Madonna said, "The tour in no way hurts anybody's sentiments.
Ben bir İtalyan olarak duygularaim çaresiz bir tutku gibidir."I shall feel it as an Italian, with a desperate passion."
Japon İmparatorluğu askeri liderleri saldırı hakkında karışık duygulara sahipti.Imperial Japanese military leaders appear to have had mixed feelings about the attack.
Buradayken erkekler için duygularını keşfetmeye başladı.Whilst there he began to explore his feelings for men.
Hande'nin elektronik döneminde müzik iyiydi ama duygular soğuktu.Hande's electronic music was good but it lacked emotions.
Fikirlerimiz depolanmış duygulardan kopya edilmiştir.Our ideas are copied from stored-up sensations.
Fritz duygularını açıklar ve ikisi de aşklarını itiraf ederler.Fritz reveals his feelings for her and the two admit their love.
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası için slogan, 24 Ocak 2007 tarihinde seçildi: Duygularını koru.The slogan for UEFA Euro 2008 was chosen on 24 January 2007: Expect Emotions.
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.Scientists debate the extent to which elephants feel emotion.
Bu durum Katolik İspanyollar arasında vatansever duyguların oluşumuna yol açmıştır.This resulted in a surge of patriotic sentiment among Catholic Spaniards.
Paris'te, resim yapmasının duygularını sakinleştirdiği ve düzenlediği görülür.In Paris, it seemed that painting leveled and calmed his emotions.
Figürlerindeki pozlar ve duygular Canovanınkilerden daha resmi ve serttir.The poses and expressions of his figures are much more stiff and formal than those of Canova's.
Şimdi hem duygular çok sıcak hem de müzik çok iyi olacak."Now the album will be hot on an emotional level and the music will be good as well."
Hem diyet yapanlar hem de yapmayanlar, film izlerken duygularını bastırmaya çalışmışlardır.Both dieters and non-dieters attempted to suppress their emotional responses while watching a movie.
Duygularımı tarif edemiyorum.I cannot begin to describe my emotions.