Ana içeriğe geç
Sözlük

duygular ile cümle

duygular kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.他者の姿を完璧に模擬出来る。
Bu duygularla evden ayrılır ertesi gün eve çiçek gönderir.来日後桃花は彼の家で生活する。
Kurama göre duygular için sağlıklı ve sağlıksız olmak bir ayrım yapılmaktadır.個人の主観によって健全と非健全の定義は異なる。
Çocuk ölümden bahsettiğinde oldukça masum duygulara sahiptir.子供ならではの無邪気な残酷さを持つ。
Sanat bilgisi öznel bir bilgidir, duygulara ve yaratıcı akla dayalıdır.著作とは知的・芸術的創造であり、抽象的な実体である。
Duyguları taklit etmeye programlanmış bir robot türü.ロボットを思わせる顔をしている。
Ve şov dünyası hakkında kararsız duyguları gelişti.ピアノ演奏に関して統合失調感情障害に陥った。
Aşkın gözü kör olabilir, ama duygularının olduğu yadsınamaz.盲目だがその動きはそれを感じさせない。
Buna karşılık Madonna, "Hiçbir şekilde turne kimsenin duygularını incitmiyor.瑪丹娜回應:“這次巡演絕不是要傷害任何人的情緒。
Samimi duygulardan uzaklaşma.別離情緒惡。
Onların gerçek duyguları oldu.描写具体感受。
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.”“如果有人因误解而遭受伤害,我感到非常抱歉。
Duygularımı tarif edemiyorum.不容易顯示自己的感情。
Şeytan, insanın içindeki hayvani duyguları, içgüdüleri ve dürtüleri temsil eder.但我們有時卻忘記了動物的本能與感情。
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği.她文笔细腻,感情深沉。
Fitnat'ın duyguları da öyle.此是梁唐之異也。
Duygularımı tarif edemiyorum.감정을 표현하지 못한다.
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.조조는 코끼리의 몸무게가 얼마나 되는지 궁금했다.
Fakat duygular sıklıkla korundu.그러나 관용명은 종종 보존된다.
Koşma coşkun duyguları ifade etmeyi sağlayan bir nazım (dizem) biçimidir.이(異)는 온갖 유위법으로 하여금 능히 쇠퇴하게 하는 성질을 말한다.
Ama duygularını açığa vuramazlar.감정을 겉에 내지 않는다.
Çocuk ölümden bahsettiğinde oldukça masum duygulara sahiptir.어린이같은 말투로 제대로 된 윤리관을 가지고 있지 않다.
Çok iyi yön duyguları vardır.이로 제제는 좋은 감정이 생긴다.
Güdüleri ve duyguları çarpıtma denebilir.또 감정이나 상황의 영향을 받는다고 했다.
Onunla gurur duyuyorum" diyerek duygularını dile getirdiler.라는 감각을 그리고 싶었다."라는 발언을 하였다.
Ancak bu sayede de, bölümün bütün duygularını daha iyi anlayabiliyoruz.이에 따라서, 부분군의 크기는 그 전체 군의 크기의 약수임을 알 수 있다.
Ve şov dünyası hakkında kararsız duyguları gelişti.극의 전개 과정에서 개연성이 떨어졌다는 비판을 받았다.
Rahul Anjali’ye karşı eski duygularının canlandığını hisseder.리노가 유키에게 가지고 있는 감정을 눈치채고 있다.
Vicdan ve merhamet duygularından yoksundur.도덕심과 자제심이 강하다.
Pasifist duygular bir kuşak sonra 1960'larda tekrar yükseldi.הלכי הרוח הפציפיסטיים התעוררו מחדש דור אחד מאוחר יותר בשנות ה-60.
Diğer kişilerin duygularını anlayabilir.האם אתה יכול להבין את רחשי הלב של אחרים?
Kurosawa, yönetmenin filmleriyle ilgili olarak, "Sözcükler olnlarla ilgili duygularımı anlatmaya yetmez.אקירה קורוסאווה אמר על סרטיו של קיארוסטמי: "מילים אינן מסוגלות לבטא את תחושותיי כלפיהם...
Ulusal duyguların gelişmesine yol açmıştır.מציני תרם להתפתחות הגדרת הלאומיות.
Tüm bu duygular nereden geldi?מאיפה הרעיונות האלו באו?
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.הלב, ולא המוח, נחשב למושב המחשבות והרגשות.
Birincisinde kişinin duyguları, ikincisinde ise toplumun duyguları söz konusudur.תחילה על בריאת העולם ולאחר מכן על בריאת האדם.
Güdüleri ve duyguları çarpıtma denebilir.האוכל יכול לחסום רגשות ותחושות.
Ama duygularını açığa vuramazlar.מתקשה להביע את רגשותיה.
Duyguları harekete geçiren.הולכת אחר רגשותיה.
Şimdi hem duygular çok sıcak hem de müzik çok iyi olacak."היחס אלינו כאן מאוד חם ואנחנו מרגישים בטוחים מאוד".
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği.ניגוניו נחשבים לניגונים עמוקים ומעוררי לב.
Bizler toplum olarak farkında olmadan duygularımızı daha soslu kullanabiliyoruz.כחברה אנו חיים מעבר ליכולתנו.
Onu insan yapan tüm duyguları da gözler önüne serer.הם גורמים לכל מי שמביט בעיניהם להתאבן.
Duygular bilinçaltının yansımasıdır.רוחניות משמעה התעוררות.
Başka birinin duyguları ile oynamaktan hoşlanmaz ve bunu yaparsa istemi dışınadır.זה חייב להיות בדרך שבה זה חייב להיות ואם זה לא מוצא חן בעיניכם, אז עזבו אותי בשקט.
Bu mektup Elizabeth’in Darcy’ye de Wickham’a da olan duygularını yeniden şekillendirmesine neden olur.אליזבת משוכנעת שמר דארסי הוא האשם בכך, כמו גם בצרות שנגרמו למר ויקהם.
Duygularına göre kafasını değiştirir.כנראה ששיניו השתנו עם התבגרותו.
Locke, Boone'un Shannon'a karşı bazı duyguları olduğunu anlamıştır.ברודי מבין שאולי עוד נשארו לו רגשות כלפי קריסטין.
Başlangıçta Burton, önceki filme dair karışık duyguları olduğu için devam filmini yönetmeyi istemedi.Първоначално Бъртън няма желание да режисира продължението, поради смесените емоции от предишния филм.
Bu duygulardan korkmamakla ilgili bir şey.Чувство, че емоциите не са техни.
Edebiyat, okurun maneviyatını güçlendirmeli, onu aydınlatmalı ve duygularını harekete geçirmelidir.Литературата трябва да възпитава читателя морално, да го просветлява, да буди неговия разум.
Figürlerindeki pozlar ve duygular Canovanınkilerden daha resmi ve serttir.Телата на същинските бои са по-дълги и по-тежки от тези на пясъчните.
Pasifist duygular bir kuşak sonra 1960'larda tekrar yükseldi.Нивото на толерантност към хомосексуалните хора през тези години се възвръща отново една през 60-те години.
Bilgilerimiz duygularımızla alabildiğimiz kadardır, bunda öteye geçmez.В опита си ние свикваме с тях и не ги подлагаме на съмнение.
Duygulara ve aile içi bağlara önem vermez.Емоциите и поведението са вътрешно свързани.
Güdüleri ve duyguları çarpıtma denebilir.Действието може да засилва емоциите и чувствата.
Keşke duygularım hakkında konuşma cesaretim olsa.Иска ми се да имах смелостта да говоря за чувствата си.
Bunlar algıdaki farklılıklar, motor becerilerde, uyku ve duygularda sorunlar olabilir.U to spadaju razlike u percepciji i problemi s motoričkim sposobnostima, spavanjem ili emocijama.
Koku insanlarında duygularını sakinleştirir.Miris cvijeta umiruje osjećaje ljudi.
Bu durum Katolik İspanyollar arasında vatansever duyguların oluşumuna yol açmıştır.Ta je pobjeda rezultirala valom patriotskog sentimenta među katoličkim Španjolcima.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod