Ana içeriğe geç
Sözlük

duygular ile cümle

duygular kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Ale je zde akceptovatelné veřejně ukazovat své emoce.
Duygulara ve aile içi bağlara önem vermez.Protože naše pány ani zbla nezajímáš ani ty ani tvá rodina.
Başka birinin duyguları ile oynamaktan hoşlanmaz ve bunu yaparsa istemi dışınadır.Nemají rádi přítomnost člověka a pokud to jde, snaží se mu vyhýbat.
Hipokampus, özellikle uzamsal olmak üzere çeşitli belleklerin işlenmesi yoluyla duygularla bağlantılıdır.Hippocampus je spojen s emocemi prostřednictvím zpracování některých druhů paměti, zejména prostorových.
Duygular bilinçaltının yansımasıdır.Myslení je kombinace pocitů.
Bu mektup Ferdindand’ın eline geçer ve kıskançlık gibi kindar duygular uyanmaya başlar.Tento dopis se dostane k Ferdinandovi a vyvolá to v něm naprosté zoufalství.
Onların gerçek duyguları oldu.A afișat emoții autentice.
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.Oamenii de știință dezbat măsura în care elefanții simt emoții.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Inima, și nu creierul, era considerată organul de gânduri și emoții.
Doğrudan duygularımı yansıttığım müziklerimin öfkeli bir yönü olduğunu düşünüyorum."Cred că există un aspect de animozitate în muzică, care reflectă direct sentimentele mele din acea perioadă.”
Tanrılar nirvana’ya ulaşmamışlar, dolayısıyla kıskançlık, öfke, yanılgı ve keder gibi duygulara sahiptir.Zeii nu au atins Nirvana, și sunt încă supuse emoții, inclusiv gelozia, furia, iluzii, durere, etc...
Tüm bu duygular nereden geldi?De unde îi vin toate acestea?
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Părea că simboliza tot ceea ce simțise la acea vreme.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.În general, consoana își păstrează toate trăsăturile.
İnsanları aynı düşünceler, aynı duygular, aynı heyecanlar çevresinde toplar.Avem aceleași gesturi, facem aceeași trudă, creăm cu aceeași bucurie.
Fitnat'ın duyguları da öyle.Se resimt și efecte locale de fohn.
Oscar, Bea'ye aşıktır ama duygularını açıklayamaz.Oaki o place pe Simona, dar nu se încumetă să își dezvăluie sentimentele.
Bu mektup Elizabeth’in Darcy’ye de Wickham’a da olan duygularını yeniden şekillendirmesine neden olur.La lumina acestor revelații Elizabeth este nevoită să-și revizuiască sentimentele față de Darcy.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Ordinele de protecție sunt de multe ori încălcate.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Reprezintă emoțiile omului.
Onların gerçek duyguları oldu.Valódi érzéseket közvetítenek.
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası için slogan, 24 Ocak 2007 tarihinde seçildi: Duygularını koru.A 2008 Európa-bajnokság szlogenjét 2007. január 24-én választották ki: Számíts érzelmekre!
Duygularımı tarif edemiyorum.Érzelmeit nem mutatja ki.
Dünya anlayışı için gelen duyguları anlamlı bilgiler haline çevirmek gereklidir.Ahhoz, hogy a világot megértsük, fontos, hogy a bejövő érzékleteket értelmes információkká szervezzük.
Bu dizi aynı zamanda sevinç, üzüntü ve öfke gibi duyguları da içerir.Ez a csoport magában foglal olyan érzelmeket, mint az öröm, a szomorúság és a harag.
Yetersizlik duyguları.Negatív érzelmek.
Zamanla Oscar'a beslediği duygular aşka dönüşür.Férjével szembeni gyűlölete idővel szerelemmé változik.
Bunu vokal, performans ve duygular için yapıyorum."Hogy csak az ének, a teljesítmény, a lüktetés és az érzelem."
Ancak bu duygular daha ziyade geçip giden “gökteki bulutlar” olarak algılanır.Ezek az érzések úgy tünnek fel, mint „felhők az égen“, melyek elvonulnak.
Tarif edilemez duygular içindeyim.Meghatározatlan érzelmekről ír.
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.Soha nem mutat ki érzelmet.
Kötü duygulardan beslenirler.Rosszindulatú emberi érzésekből készülnek.
Çok iyi yön duyguları vardır.Roppant jó üzleti érzékük van.
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği.Kapcsolatuk nagyon bonyolult és mély érzelmekkel teli.
O duygular kişi ile özleşmemekte, sağlıklı bir mesafeden algılanabilmektedir.Vagyis ezekkel már nincs azonosulás, egészséges távoltartással veszik tudomásul őket.
Duygularının derinliği, ifadesinin kudreti bakımından Beethoven'i hatırlatır.Zeneszerzői nagyságát legjobban Beethoven elismerő véleménye bizonyítja.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Egy-egy kézmozdulatom megformálásán sokat töprengtem.
Bu mektup Elizabeth’in Darcy’ye de Wickham’a da olan duygularını yeniden şekillendirmesine neden olur.Lady Catherine története arra bátorítja Darcyt, hogy Elizabeth iránti érzelmeit megerősítse a lánynak.
Bu olay Polonya soylularının yurtseverlik duygularını kamçıladı.Ez kiváltotta a lengyel országlakosok tiltakozását.
Duyguların sayısı ve sınıflandırılması konusu tartışmalıdır.A hazugság-érzékelés eredményessége kérdéses.
Duygularını pek açığa çıkaran birisi değil.Nem sűrűn fejezi ki az érzéseit.
Duygularını incittiysem, özür dilerim.Bocsáss meg, ha megsértettelek.
Örneğin farklı duygular yaşadığı zaman saç rengini değiştirebilmektedir.Eri ikävaiheissa hiusten väri voi vaihdella.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Toisten tunteet ovat tärkeitä.
Gerçek sorumlulukları olan evli bir kadın, karışık duyguları olan acınası bir kızdım.Hän oli uskonnollinen mies, jolla oli suuria tunnontuskia naida pakanallinen nainen.
Zamanla Oscar'a beslediği duygular aşka dönüşür.Victorin sympatia Kikiä kohtaan muuttuu rakkaudeksi.
Sonra o duygular sanat hayatım boyunca devam etti.Taiteelliset harrastukset jatkuivat kuitenkin koko eliniän.
Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu.Hänen on helppo eläytyä muiden asemaan ja ymmärtää heitä.
Bu tablo onda daha önce hiç hissetmediği duygular uyandırır.Kuvaus: Saa aisteja joita ei ole ennen omistanut.
Dünya anlayışı için gelen duyguları anlamlı bilgiler haline çevirmek gereklidir.Seuraus: Paikallinen informaatio voi johtaa globaaliin viisauteen.
Tüm bu duygular nereden geldi?Mistä meille tämä armo.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.Euforia on kaikki muut tunteet ohittava hyvänolontunne.
Duygularının ortaya çıkmasına izin verme.Älä näytä, miltä sinusta tuntuu.
Buna karşılık Madonna, "Hiçbir şekilde turne kimsenin duygularını incitmiyor.Σε απάντηση, η Μαντόνα είπε: "Η περιοδεία σε καμία περίπτωση δεν βλάπτει τα συναισθήματα κανενός.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Η πηγή των σκέψεων και των συναισθημάτων θεωρούνταν η καρδιά, αντί για το κεφάλι.
Duyguları vardı; yeme, içme, dövüşme, ağlama gibi eylemlerde buluuyor, hastalanıp ölebiliyorlardı.Έχουν συναισθήματα, τρώνε, πίνουν, πολεμάνε, κλαίνε, αρρωσταίνουν, και πεθαίνουν.
Duygularımı tarif edemiyorum.Δεν μπορώ να περιγράψω την ψυχική μου κατάσταση.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Τα συναισθήματα παρεμβαίνουν συχνά.
Vicdan ve merhamet duygularından yoksundur.Δεν του λείπουν όμως και τα αισθήματα, και η συμπόνοια.
Bu eserin kapsadığı konu o zamanki Viyanalıların ahlâk duygularını hiç rencide etmemiştir.Μάλιστα προσπάθησε σκληρά να μην προσβάλλει το θρησκευτικό τους συναίσθημα.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod