Ana içeriğe geç
Sözlük

duygular ile cümle

duygular kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kısaca, herhangi bir renk, iki ayrı insanda aynı duyguları uyandırmayacaktır.Powstały w ten sposób kolor nie jest jednakowy u wszystkich osobników.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Zdaje sobie sprawę, jak bardzo zraniła uczucia nieszczęśliwego człowieka.
Başka birinin duyguları ile oynamaktan hoşlanmaz ve bunu yaparsa istemi dışınadır.Lubi oglądać ból innych ludzi i nie ma z wykorzystywaniem tego.
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Wydaje się symbolizować to, co czuliśmy w owym okresie.
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.Nigdy jednak nie wyraża słowami swych uczuć.
Björk, Matthew Barney'den ayrıldıktan sonra hissettiği duyguları bu albümde anlattığını belirtti.Björk powiedziała, że album ten wyraża jej uczucia przed i po jej rozstaniu z artystą Matthew Barneyem.
Kaçışları, ikisinin de daha önce bilmediği duyguları ateşler.Objawia się ona sympatią, przed którą oboje wciąż uciekają.
Aşkın gözü kör olabilir, ama duygularının olduğu yadsınamaz.Pies spogląda w górę, lecz nie wiemy, co przykuwa jego wzrok.
Şarkı, her iki sanatçının da diğerinin sesini duymaktan duygularını anlattığı şarkının gücüyle ilgileniyor.Tekst piosenki dotyczy tęsknoty, jaką oboje odczuwają.
Bu sırada rehabilitasyonu sona eren Willow, karmaşık duygular içerisinde Sunnydale’e dönmek üzere yola çıkar.W końcu ucieka z Sunnydale by odzyskać duszę, co w końcu mu się udaje.
Cinsel anlamda uygunsuz provokatif davranışlar sergileyebilir, duygularını etkileyici tarzda dışavururlar.Mogą czuć się niekomfortowo, wyrażając swoje emocje.
Yaşadığı duyguları da bir şekilde paylaşmak istiyor.Odżywa łączące ich niegdyś uczucie.
Tabii ki, yapı dönemin duygularını kısıtlı anlatımında klasik değildir.Na jego obrazach prawie nigdy nie brakuje elementów architektury.
Yıllar sonraki karşılaşmaları eski duygularını alevlendirir.Przez kolejne godziny próbuje odtworzyć zdarzenia wczorajszego dnia.
15 yaşına geldiğinde kadınsı duyguları hissetmeye başlayan Gia aynı yaşlarda hormon tedavisine başladı.W Holandii już osoba szesnastoletnia może ubiegać o proces zmiany płci i rozpoczęcie hormonoterapii.
Ulusal duyguların gelişmesine yol açmıştır.Przyczyniły się do pobudzenia świadomości narodowej.
Emir alıp vermek benim kişiliğimle, duygularımla hiç bağdaşmayan bir şey.O tym, co mnie wewnętrznie dotyczy i angażuje, nie mogę mieć opinii.
Bu olay Polonya soylularının yurtseverlik duygularını kamçıladı.Spowodowało to wrogość okolicznych mieszkańców narodowości polskiej.
Görme ve koklama duyguları zayıf olur.Widzę, jak moje ciało chudnie i słabnie.
Buna rağmen ustasının diğer yaşayan varlıklar için hissettiği derin duygulardan yoksundur.Czy mogłoby Mu brakować cech, których wymaga od swych stworzeń?
Kurama göre duygular için sağlıklı ve sağlıksız olmak bir ayrım yapılmaktadır.Jest tak, bo dla zdrowego nie ma żadnej różnicy pomiędzy myślą a językiem.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Jest w stanie wyczuwać emocje innych.
Tüm bu duygular nereden geldi?Vad kommer alla bilderna ifrån?
Kısa süre sonra Eichi evlat edinildi ve Mitsuki ona duygularını açılayamadan Amerika’ya göç etti.Strax efter var Eichi antogs och emigrerade till Amerika innan Mitsuki kunde uttrycka sina känslor för honom.
Bazı durumlarda gözlerin karşı karşıya gelmesi güçlü duygular doğurur.I vissa sammanhang väcker ögonkontakt starka känslor till liv.
Dışadönüklük - enerji, olumlu duygular ve diğerlerinin ortaklığını ve teşviğini aramaya eğilim.Extraversion - energi, positiva känslor, självsäkerhet, och en tendens att söka stimulans och andras sällskap.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Starkt negativt omdöme om någons mentala kapacitet.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Hjärtat, inte hjärnan, ansågs vara källan till både tankar och känslor.
Oscar, Bea'ye aşıktır ama duygularını açıklayamaz.Nobita är kär i henne, men hon ger inte intryck av att besvara känslorna.
Böyle duygular onları kurtuluşun dinde olduğu anlamına geliyordu.Exempel Att göra det vore som att svära i kyrkan.
Juliet de Romeo'nun duygularına karşılık verir.Julie inväntar otåligt Romeos ankomst.
Aşkın gözü kör olabilir, ama duygularının olduğu yadsınamaz.Han är förälskad i Bright Eyes men vet inte hur han ska visa sina känslor.
Yetersizlik duyguları.Dålig självkänsla.
Bu duygulardan korkmamakla ilgili bir şey.Man får inte vara sentimental i dessa frågor.
O kişilerin kendilerine karşı duygularının üç aşamalı bir süreç ile belirlendiğini savunmuştur.Det förväntas av kvinnan att hon själv ska säga till när dessa tre månader förflutit.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Dessa är ofta skyddade av patent.
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği."Det är fullt realiserat, bedövande vackert och känslomässigt delar.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Våra sinnens olikheter.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Серце, а не мозок, вважалося вмістилищем думок і емоцій.
Kötü duygulardan beslenirler.Оточують людей з поганими емоціями.
Yıllar sonraki karşılaşmaları eski duygularını alevlendirir.Випадкова зустріч пробуджує в них колишні почуття.
Ama duygularını açığa vuramazlar.Я не могла пояснити їх ентузіазм.
Duygularımı tarif edemiyorum.У мене немає слів, щоб висловити свої почуття.
Böyle duygular onları kurtuluşun dinde olduğu anlamına geliyordu.Це переживання характеризувалося отриманням упевненості в спасінні.
Tüm bu duygular nereden geldi?Звідки ти береш всю цю любов?
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.Ми ніколи не бачили як вона плаче.
Öyle ki duyguları çoğu zaman aklının önüne geçiyor.Іноді його почуття переважають над розумом.
Onların gerçek duyguları oldu.Гуляли реальні люди.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.Неймовірним чином загострюються всі його відчуття.
Bir zamanlar John Alden'nın bebeğini taşıdı ve hala ona karşı içinde güçlü duygular vardır.У неї є дитина від Джона Олдена, до якого вона досі небайдужа.
Yani kişi, davranışı yönünde duygular içinde bulunur.На щастя, люди, в принципі, контролюють свою поведінку.
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Поточна емоція персонажа визначається показниками настрої, які він має на даний момент.
Prensi ikna etmek için de onun yurtseverlik duygularına hitap eder.Щоб переконати князя, він апелює до його патріотичних почуттів.
Çok iyi yön duyguları vardır.Mají výborný orientační smysl.
Kötü duygulardan beslenirler.Živí se negativními emocemi.
Duygularımı tarif edemiyorum.Vůbec nedokážu slovy popsat své pocity.
Görev başındayken asla duygularını belli etmez.Kariéra pro ně není nikdy na prvním místě.
Ama duygularını açığa vuramazlar.Nedává najevo své city.
Daha çok duygularıyla hareket etmektedir.Vaas: Dej do toho víc emocí.
Oscar, Bea'ye aşıktır ama duygularını açıklayamaz.Rád by si začal chodit s Betou, ale neví, jak jí svých citech říct.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod