duygularını ile cümle

duygularını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı. Feminist olduğuma karar verdim.Ked v 18tich moji mužský kamaráti neboli schopní vyjadriť svoje pocity som sa rozhodla, že som feministka.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Když v osmnácti moji mužští kamarádi nebyli schopní vyjádřit své pocity.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Ketika pada usia 18 tahun, teman-teman pria saya tak mampu menyampaikan perasaan mereka...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Khi lên 18 tuổi, những bạn nam không thể để lộ cảm xúc của họ
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Lorsqu"à 18 ans, mes copains étaient incapables d'exprimer leurs sentiments.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.När jag var 18 var mina killkompisar oförmögna att uttrycka sina känslor.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Op m'n 18de sloten jongens zich af.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Quando a 18 anni i miei amici maschi non erano in grado di esprimere i propri sentimenti...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Quando, aos 18, meus amigos homens eram incapazes de expressar sentimentos.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Όταν στα 18 μου οι φίλοι μου δεν μπορούσαν να εκφράσουν τα συναισθήματα τους...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.В 18 мої друзі-хлопці не могли висловити свої почуття...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.В восемнадцать мои друзья-парни не способны были выразить свои чувства.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.כשבגיל 18 חברי הבנים לא יכלו לבטא את רגשותיהם...
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Åh, jag ber om ursäkt!" Ropade Alice hastigt, rädd att hon hade ont de fattiga djurets känslor.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Åh, undskyld!" Råbte Alice hastigt, bange for, at hun havde slået de fattige dyrets følelser.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.'아, 네 뭐라 고요! "앨리스는 그녀가 가난한 사람을 다치게했다는 두려움, 급하게 외쳤다
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Ó, bocsánatot kérek!" Kiáltott Alice sietve, attól, hogy ő fájt a szegény állat érzéseit.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Och, przepraszam!" Zawołała Alice pospiesznie, obawiając się, że zranił ubogich zwierząt uczuć.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.'Oh, chiedo scusa!' Gridò Alice in fretta, ha paura che aveva fatto male i poveri dell'animale sentimenti.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, ich bitte um Verzeihung!", Rief Alice schnell, aus Angst, dass sie den Armen schaden tierische Gefühle.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, omlouvám se!" Zvolal Alice rychle, strach, že jí bolí chudé zvířecí pocity.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, ospravedlňujem sa!" Zvolal Alice rýchlo, strach, že jej bolí chudobných zvieracie pocity.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.'Oh, pardon!' Riep Alice haastig, bang dat ze de armen pijn dier gevoelens.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, Prosim!" Je vzkliknil Alice prenagljeno, strah, da je imela bolelo revne čustva živali.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, pyydän anteeksi!" Huusi Alice hätäisesti, pelkäsin, että hän oli loukkaantunut köyhien eläimen tunteita.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, saya mohon maaf!" Seru Alice buru-buru, takut bahwa ia telah merugikan kaum miskin perasaan hewan.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, scuzaţi-mă!" A strigat Alice în grabă,-e teamă că ea a ranit pe cei săraci animalului sentimente.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Ω, με συγχωρείτε!" Φώναξε Αλίκη βιαστικά, φοβούνται ότι είχε πλήξει τους φτωχούς τα συναισθήματα του ζώου.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.- Извика Алис прибързано, страхувайки се, че тя е наранена бедните животното чувства.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."אוי, סליחה!" צעקה אליס בחופזה, חושש שהיא פגעה העניים
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."أوه ، عفوا! أليس بكى على عجل ، ويخاف أنها تضر بالفقراء
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.動物の気持ち。 "私はとてもあなたが猫を好きではなかった忘れてしまった。"
Ama bu, onların duygularını ifade etmedikleri ya da duygusuz oldukları anlamına gelmez.No signifique que ellos no muestren sus emociones ni sean emocionales,
Andre! O, bütün algılama duygularını sağlar.Asta are sens, André.
Andre! O, bütün algılama duygularını sağlar.Mindennek meg van az értelme, André.
Andre! O, bütün algılama duygularını sağlar.- Tout gagne un sens, André.
Andre! O, bütün algılama duygularını sağlar.To wszystko ma sens, André.
Andre! O, bütün algılama duygularını sağlar.Tutto acquista un senso, André.
Andre! O, bütün algılama duygularını sağlar.Všechno má svůj smysl, André
Andre! O, bütün algılama duygularını sağlar.Όλα έχουν νόημα, Andre.
Andre! O, bütün algılama duygularını sağlar.Это всё имеет смысл, Андре.
Atalarımızın kendilerine yeterince güveni yok mu veya varoluş duygularını kaybettiler mi?Nos ancêtres n'ont pas assez de confiance ou ont-ils perdu leur sens de l'existence?
Atalarımızın kendilerine yeterince güveni yok mu veya varoluş duygularını kaybettiler mi?Ya no debemos usarlo, sino usar el año nuevo lunar.
Başka birini oynamaktan, başkasının duygularını taklit etmekten utanıyordum.Ευχαριστώ, Βίκτωρ.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Az agy egy élet érzelmeinek a feljegyzése.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Creierul este înregistrarea sentimentelor unei vieţi.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Das Gehirn ist die Aufzeichnung der Gefühle eines Lebens.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.El cerebro es el registro de los sentimientos de una vida.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Het brein is het register van de gevoelens in een leven.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Il cervello registra tutto ciò che sentiamo nella vita.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.뇌는 삶의 감정 기록입니다.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Le cerveau est l'enregistrement des sentiments d'une vie.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Mozek je zápis pocitů jednoho života.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Mózg jest spisem uczuć życia.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Mozog je nahrávkou životných pocitov.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Não bộ là bản ghi lại cảm xúc của một cuộc đời.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.O cérebro é o registo dos sentimentos de uma vida.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Otak adalah rekaman berbagai perasaan dalam hidup.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Το μυαλό είναι το αρχείο των συναισθημάτων μας.
Beyin bir yaşamın duygularının kaydıdır.Мозг содержит запись чувств в течение жизни.

İlgili Sayfalar