duyguları ile cümle
duyguları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Părea că simboliza tot ceea ce simțise la acea vreme.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.În general, consoana își păstrează toate trăsăturile.
Fitnat'ın duyguları da öyle.Se resimt și efecte locale de fohn.
Oscar, Bea'ye aşıktır ama duygularını açıklayamaz.Oaki o place pe Simona, dar nu se încumetă să își dezvăluie sentimentele.
Bu mektup Elizabeth’in Darcy’ye de Wickham’a da olan duygularını yeniden şekillendirmesine neden olur.La lumina acestor revelații Elizabeth este nevoită să-și revizuiască sentimentele față de Darcy.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Reprezintă emoțiile omului.
Onların gerçek duyguları oldu.Valódi érzéseket közvetítenek.
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası için slogan, 24 Ocak 2007 tarihinde seçildi: Duygularını koru.A 2008 Európa-bajnokság szlogenjét 2007. január 24-én választották ki: Számíts érzelmekre!
Duygularımı tarif edemiyorum.Érzelmeit nem mutatja ki.
Dünya anlayışı için gelen duyguları anlamlı bilgiler haline çevirmek gereklidir.Ahhoz, hogy a világot megértsük, fontos, hogy a bejövő érzékleteket értelmes információkká szervezzük.
Bu dizi aynı zamanda sevinç, üzüntü ve öfke gibi duyguları da içerir.Ez a csoport magában foglal olyan érzelmeket, mint az öröm, a szomorúság és a harag.
Yetersizlik duyguları.Negatív érzelmek.
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.Soha nem mutat ki érzelmet.
Çok iyi yön duyguları vardır.Roppant jó üzleti érzékük van.
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği.Kapcsolatuk nagyon bonyolult és mély érzelmekkel teli.
Duygularının derinliği, ifadesinin kudreti bakımından Beethoven'i hatırlatır.Zeneszerzői nagyságát legjobban Beethoven elismerő véleménye bizonyítja.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Egy-egy kézmozdulatom megformálásán sokat töprengtem.
Bu mektup Elizabeth’in Darcy’ye de Wickham’a da olan duygularını yeniden şekillendirmesine neden olur.Lady Catherine története arra bátorítja Darcyt, hogy Elizabeth iránti érzelmeit megerősítse a lánynak.
Bu olay Polonya soylularının yurtseverlik duygularını kamçıladı.Ez kiváltotta a lengyel országlakosok tiltakozását.
Duyguların sayısı ve sınıflandırılması konusu tartışmalıdır.A hazugság-érzékelés eredményessége kérdéses.
Duygularını pek açığa çıkaran birisi değil.Nem sűrűn fejezi ki az érzéseit.
Duygularını incittiysem, özür dilerim.Bocsáss meg, ha megsértettelek.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Toisten tunteet ovat tärkeitä.
Gerçek sorumlulukları olan evli bir kadın, karışık duyguları olan acınası bir kızdım.Hän oli uskonnollinen mies, jolla oli suuria tunnontuskia naida pakanallinen nainen.
Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu.Hänen on helppo eläytyä muiden asemaan ja ymmärtää heitä.
Dünya anlayışı için gelen duyguları anlamlı bilgiler haline çevirmek gereklidir.Seuraus: Paikallinen informaatio voi johtaa globaaliin viisauteen.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.Euforia on kaikki muut tunteet ohittava hyvänolontunne.
Duygularının ortaya çıkmasına izin verme.Älä näytä, miltä sinusta tuntuu.
Buna karşılık Madonna, "Hiçbir şekilde turne kimsenin duygularını incitmiyor.Σε απάντηση, η Μαντόνα είπε: "Η περιοδεία σε καμία περίπτωση δεν βλάπτει τα συναισθήματα κανενός.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Η πηγή των σκέψεων και των συναισθημάτων θεωρούνταν η καρδιά, αντί για το κεφάλι.
Duyguları vardı; yeme, içme, dövüşme, ağlama gibi eylemlerde buluuyor, hastalanıp ölebiliyorlardı.Έχουν συναισθήματα, τρώνε, πίνουν, πολεμάνε, κλαίνε, αρρωσταίνουν, και πεθαίνουν.
Duygularımı tarif edemiyorum.Δεν μπορώ να περιγράψω την ψυχική μου κατάσταση.
Vicdan ve merhamet duygularından yoksundur.Δεν του λείπουν όμως και τα αισθήματα, και η συμπόνοια.
Bu eserin kapsadığı konu o zamanki Viyanalıların ahlâk duygularını hiç rencide etmemiştir.Μάλιστα προσπάθησε σκληρά να μην προσβάλλει το θρησκευτικό τους συναίσθημα.
Osmanlıların bu aşka izin vermeyeceğinin farkında ancak duygularına engel olamıyor.Αλλά η αγάπη που νιώθουν δε θα το επιτρέψει.
Tim Burton'ın önceki filmden dolayı karışık duyguları vardı.Ο Τιμ Μπάρτον είχε ανάμεικτα συναισθήματα από το πρώτο Μπάτμαν.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Κατά την διάρκεια της μανίας η προσοχή ενός ατόμου διασπάται εύκολα.
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği.Παρατηρήσεις πάνω στο αίσθημα του ωραίου και του υπέροχου.
Mello sıklıkla duygularının onu mutlu etmesine izin verir.Ο κόκκορας συχνά καταφεύγει στις φαντασιώσεις του.
Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu.Γνωρίζει ανθρώπους διαφορετικών νοοτροπιών και μοιράζεται τις απόψεις του μαζί τους.
Yetersizlik duyguları.Tomhedsfølelse.
Sonra da "Massenet bir Fransız gibi kadınlar hakkında duyguları pudra ve minuet hakkındadır.Han tilføjede, "Massenet føler det som en franskmand, med pomade og menuetter.
Milli duyguları yüksek vatansever insanlardır.1) Danskeren ejer stærk Nationalfølelse.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.Et certifikat der viser at en person har mestret alle aspekter af sin stil.
Aşkın gözü kör olabilir, ama duygularının olduğu yadsınamaz.De kan sidde stille, men de er ikke opmærksomme på, hvad de laver.
Şarkı, hayatına yönelik duygularını anlatan bir balad.Ham, der synger soundtracket til dit liv.
Diğer kişilerin duygularını anlayabilir.Han kan læse andres tanker.
Minnet duyguları bir başka insana yönelik olabileceği gibi bir tanrıya yönelik de olabilir.Guddommen blir oppfattet som en person som en kan ha et forhold til.
Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.Enda viktigere er imidlertid at vi kan dele våre ideer med andre.
Bu olay Polonya soylularının yurtseverlik duygularını kamçıladı.Dette skandaliserte den innfødte nobilitet.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Som artist er det vanskelig å plassere ham i en bestemt sjanger.
Hafızası da duyguları kadar kuvvetlidir Ceylan’ın.Versene hans er fulle av nostalgi, akkurat som tangoen.»
Duygularına göre kafasını değiştirir.Hun gjengjelder hans følelser.
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.Ilmuwan masih memperdebatkan sejauh mana gajah dapat merasakan emosi.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Jadi ikut merasakan perasaan orang lain.
Olumlu duyguların nedenlerini araştırmıştır.Berusaha memerhatikan nila-nilai perasaan.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Sangat mungkin untuk menduga perilaku orang dengan menggunakan cara seperti hukum.
Bu arada Beatrice ve Benedick'te birbirlerine olan duygularını ifade ederler.Setelah itu Beatrice dan Benedick mengumumkan bahwa mereka telah menjadi pasangan.
Her ikisinin de öne sürdükleri şey, davranışın, duyguları belirlediğidir.Keduanya membagikan selebaran yang menjelaskan motif dan tindakan mereka.
Sappho şiirlerinde, kadınlara karşı duygularından bahsetmiştir.Puisi-puisi Sappho banyak bercerita tentang hasrat dan cinta tokoh-tokoh di dalamnya.
İlgili Sayfalar