duyguları ile cümle
duyguları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Hafızası da duyguları kadar kuvvetlidir Ceylan’ın."Het requiem is zo zachtmoedig als ikzelf."
Bu duygularını hem Rangiku Matsumoto’ya hem de Ichigo’nun kendisine (o sırada uyuyor olsa da) açmıştır.Haar gevoelens biecht ze op aan Rangiku Matsumoto en aan Ichigo als hij slaapt.
Daha sonraları Elvira'ya beslediği duyguları iyice dışa vuran Tony, Frank ile karşı karşıya gelir.Valentijn, die voor Frank nog altijd gevoelens heeft, besluit om met Frank mee te gaan.
Meroko ona aşıktı fakat duyguları karşılıklı değildi.Maurice wordt stapelverliefd op Lucienne, maar die gevoelens zijn niet wederzijds.
Olumlu duyguların nedenlerini araştırmıştır.Over het ontstaan van goede gevoelens.
Bu arada, Syaoran Sakura’ya aşık olur ve duygularını açıklamanın bir yolunu bulmaya çalışır.Tymczasem Syaoran zakochuje się w Sakurze i próbuje znaleźć drogę jak okazać jej swoje uczucia.
Öyle ki duyguları çoğu zaman aklının önüne geçiyor.Jakie uczucia najczęściej przeżywasz?
Duygularımı tarif edemiyorum.Nie potrafi mówić o uczuciach.
Kısaca, herhangi bir renk, iki ayrı insanda aynı duyguları uyandırmayacaktır.Powstały w ten sposób kolor nie jest jednakowy u wszystkich osobników.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Zdaje sobie sprawę, jak bardzo zraniła uczucia nieszczęśliwego człowieka.
Başka birinin duyguları ile oynamaktan hoşlanmaz ve bunu yaparsa istemi dışınadır.Lubi oglądać ból innych ludzi i nie ma z wykorzystywaniem tego.
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Wydaje się symbolizować to, co czuliśmy w owym okresie.
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.Nigdy jednak nie wyraża słowami swych uczuć.
Björk, Matthew Barney'den ayrıldıktan sonra hissettiği duyguları bu albümde anlattığını belirtti.Björk powiedziała, że album ten wyraża jej uczucia przed i po jej rozstaniu z artystą Matthew Barneyem.
Kaçışları, ikisinin de daha önce bilmediği duyguları ateşler.Objawia się ona sympatią, przed którą oboje wciąż uciekają.
Aşkın gözü kör olabilir, ama duygularının olduğu yadsınamaz.Pies spogląda w górę, lecz nie wiemy, co przykuwa jego wzrok.
Şarkı, her iki sanatçının da diğerinin sesini duymaktan duygularını anlattığı şarkının gücüyle ilgileniyor.Tekst piosenki dotyczy tęsknoty, jaką oboje odczuwają.
Cinsel anlamda uygunsuz provokatif davranışlar sergileyebilir, duygularını etkileyici tarzda dışavururlar.Mogą czuć się niekomfortowo, wyrażając swoje emocje.
Yaşadığı duyguları da bir şekilde paylaşmak istiyor.Odżywa łączące ich niegdyś uczucie.
Tabii ki, yapı dönemin duygularını kısıtlı anlatımında klasik değildir.Na jego obrazach prawie nigdy nie brakuje elementów architektury.
Yıllar sonraki karşılaşmaları eski duygularını alevlendirir.Przez kolejne godziny próbuje odtworzyć zdarzenia wczorajszego dnia.
15 yaşına geldiğinde kadınsı duyguları hissetmeye başlayan Gia aynı yaşlarda hormon tedavisine başladı.W Holandii już osoba szesnastoletnia może ubiegać o proces zmiany płci i rozpoczęcie hormonoterapii.
Ulusal duyguların gelişmesine yol açmıştır.Przyczyniły się do pobudzenia świadomości narodowej.
Emir alıp vermek benim kişiliğimle, duygularımla hiç bağdaşmayan bir şey.O tym, co mnie wewnętrznie dotyczy i angażuje, nie mogę mieć opinii.
Bu olay Polonya soylularının yurtseverlik duygularını kamçıladı.Spowodowało to wrogość okolicznych mieszkańców narodowości polskiej.
Görme ve koklama duyguları zayıf olur.Widzę, jak moje ciało chudnie i słabnie.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Jest w stanie wyczuwać emocje innych.
Gandi için brahmaçarya "duyguların düşünce, söz ve eylemde kontrolü" demekti.För Gandhi betydde brahmacharya ”kontroll över sinnena i tanke, ord och handling.”
Kısa süre sonra Eichi evlat edinildi ve Mitsuki ona duygularını açılayamadan Amerika’ya göç etti.Strax efter var Eichi antogs och emigrerade till Amerika innan Mitsuki kunde uttrycka sina känslor för honom.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Starkt negativt omdöme om någons mentala kapacitet.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Hjärtat, inte hjärnan, ansågs vara källan till både tankar och känslor.
Oscar, Bea'ye aşıktır ama duygularını açıklayamaz.Nobita är kär i henne, men hon ger inte intryck av att besvara känslorna.
Juliet de Romeo'nun duygularına karşılık verir.Julie inväntar otåligt Romeos ankomst.
Aşkın gözü kör olabilir, ama duygularının olduğu yadsınamaz.Han är förälskad i Bright Eyes men vet inte hur han ska visa sina känslor.
Yetersizlik duyguları.Dålig självkänsla.
O kişilerin kendilerine karşı duygularının üç aşamalı bir süreç ile belirlendiğini savunmuştur.Det förväntas av kvinnan att hon själv ska säga till när dessa tre månader förflutit.
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği."Det är fullt realiserat, bedövande vackert och känslomässigt delar.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Våra sinnens olikheter.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Серце, а не мозок, вважалося вмістилищем думок і емоцій.
Yıllar sonraki karşılaşmaları eski duygularını alevlendirir.Випадкова зустріч пробуджує в них колишні почуття.
Ama duygularını açığa vuramazlar.Я не могла пояснити їх ентузіазм.
Duygularımı tarif edemiyorum.У мене немає слів, щоб висловити свої почуття.
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.Ми ніколи не бачили як вона плаче.
Öyle ki duyguları çoğu zaman aklının önüne geçiyor.Іноді його почуття переважають над розумом.
Onların gerçek duyguları oldu.Гуляли реальні люди.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.Неймовірним чином загострюються всі його відчуття.
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Поточна емоція персонажа визначається показниками настрої, які він має на даний момент.
Prensi ikna etmek için de onun yurtseverlik duygularına hitap eder.Щоб переконати князя, він апелює до його патріотичних почуттів.
Çok iyi yön duyguları vardır.Mají výborný orientační smysl.
Duygularımı tarif edemiyorum.Vůbec nedokážu slovy popsat své pocity.
Görev başındayken asla duygularını belli etmez.Kariéra pro ně není nikdy na prvním místě.
Ama duygularını açığa vuramazlar.Nedává najevo své city.
Daha çok duygularıyla hareket etmektedir.Vaas: Dej do toho víc emocí.
Oscar, Bea'ye aşıktır ama duygularını açıklayamaz.Rád by si začal chodit s Betou, ale neví, jak jí svých citech říct.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Ale je zde akceptovatelné veřejně ukazovat své emoce.
Başka birinin duyguları ile oynamaktan hoşlanmaz ve bunu yaparsa istemi dışınadır.Nemají rádi přítomnost člověka a pokud to jde, snaží se mu vyhýbat.
Onların gerçek duyguları oldu.A afișat emoții autentice.
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.Oamenii de știință dezbat măsura în care elefanții simt emoții.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Inima, și nu creierul, era considerată organul de gânduri și emoții.
Doğrudan duygularımı yansıttığım müziklerimin öfkeli bir yönü olduğunu düşünüyorum."Cred că există un aspect de animozitate în muzică, care reflectă direct sentimentele mele din acea perioadă.”
İlgili Sayfalar