Ana içeriğe geç
Sözlük

duygu ile cümle

duygu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Leyla duygusal olarak değil ama fiziksel olarak iyileşti.Layla recovered physically but not emotionally.
Duygularımı tanımlayacak kelimeleri bulamıyorum.I lack the words to describe my emotions.
Sami suçluluk duygularıyla mücadele etti.Sami struggled with feelings of guilt.
Genellikle duygularımı belli etmem.I don't usually show my feelings.
Genellikle duygularımı açığa vurmam.I don't usually show my feelings.
Bu rahatlama duygusunu biliyorum diye hayrete düşüyorum.I fancy I know this feeling of relief.
Bazen arkadaşlar birbirleri için duygular geliştirebilirler.Sometimes friends can develop feelings for each other.
Duygularım yaralandı.My feelings were hurt.
Duygularım incindi.My feelings are hurt.
Tom duygularını açığa vurmadı.Tom kept a straight face.
Kötü bir yön duygum var.I have a bad sense of direction.
Tom duygusallaştı.Tom got emotional.
Tom duygularını kontrol etmekte zorlanıyor.Tom has trouble controlling his emotions.
Peki, baba olmak nasıl bir duygu?So, how does it feel to be a father?
Anne olmak nasıl bir duygu?How does it feel to be a mother?
Sami'nin birçok zihinsel ve duygusal sorunu vardı ve onları alkolle tedavi ediyordu.Sami had lots of mental and emotional problems and he treated them with alcohol.
Sami duygusal bir enkazdı.Sami was an emotional wreck.
Sami'nin kendi çocuklarıyla hiçbir duygusal bağı yoktu.Sami had no emotional bond with his children.
Tom'un duygularını incitmekten korkuyordum.I was afraid I might hurt Tom's feelings.
Sami'nin Leyla için güçlü duyguları vardı.Sami had strong feelings for Layla.
Tom duygularını nasıl saklayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to hide his emotions.
Tom'a karşı olumsuz bir duygu beslemiyorum.I harbor no ill will towards Tom.
Duygu sömürüsü yapma Tom.Save the theatrics, Tom.
İnsanlar sık sık gerçek duygularını saklarlar.People often hide their true feelings.
Sami tamamen duygusuzdu.Sami was completely emotionless.
Duygularını dizginledi.He got a grip on his emotions.
Duygularının kararlarını etkilemesine izin verme.Don't let emotion cloud your judgement.
Duygularınızın düşüncelerinizi etkilemesine izin vermeyin.Don't let emotion cloud your judgement.
Tom'la birlikte çalışmak nasıl bir duygu?What's Tom like to work with?
İnsani duygulardan yoksun.He doesn't have any human feelings.
İnsani duygulardan nasibini almamış.He doesn't have any human feelings.
Duygularına hakim olmalısın.You've got to pull yourself together.
Bu sahne öylesine duygu yüklüydü ki gözyaşlarıma engel olamadım.That scene was so tear-jerking I couldn't stop crying.
Suçluluk duygusuna kapılmadan sık sık ve hızla bir şeylerden vazgeçmesini bilen kazanır.Winners quit fast, quit often, and quit without guilt.
Beşinci tat duygusu umamidir.Umami is the fifth taste.
Bana karşı olan duyguları değişmeye başladı.Her feelings towards me began to change.
Duygusal ve fiziksel olarak yorgunum.I'm emotionally and physically exhausted.
Karl, Rima'nın duygularını önemsiyor gibi görünüyordu.Karl seemed to care about Rima’s feelings.
"Kolit duygusal insanlarda daha sık görülüyor"."Kolit duygusal insanlarda daha sık görülüyor".
"12 yilda 10 album yapmak harika bir duygu"."12 yilda 10 album yapmak harika bir duygu".
Bu bir duygu ve biz bu duyguyla oynuyoruz." dedi.It's a feeling – and we play with that feeling."
Buna karşılık Madonna, "Hiçbir şekilde turne kimsenin duygularını incitmiyor.In response, Madonna said, "The tour in no way hurts anybody's sentiments.
Bu özel sahne için, Chazelle şehrin ne kadar geniş olduğunun duygusunu vermek istedi.For this particular scene, Chazelle wanted to give a sense of how vast the city is.
"Bugüne kadar futbolda hissettiğim en iyi duyguydu."To this day it is the best feeling I have had in football.
Ben bir İtalyan olarak duygularaim çaresiz bir tutku gibidir."I shall feel it as an Italian, with a desperate passion."
Bir hafta sonra Brodess öldü ve Tubman önceki duygusallığından dolayı pişman oldu.A week later, Brodess died, and Tubman expressed regret for her earlier sentiments.
Bir şov hissi ile dramatik ve duygusal müziğe bayılırım.I love dramatic and emotional music with a show feeling.
Metro ile evine gider, annesini uyandırır ve onunla duygusal bir konuşma yapar.He takes the Metro home, wakes his mother, and has an emotional conversation with her.
Daha sakin ve duygusal bir albüm oldu.It's a more calm and emotional album.
Keder, üzüntü ve suçluluk duygusu içinde Victor dağlara çekilir.Ravaged by grief and guilt, Victor retreats into the mountains.
Japon İmparatorluğu askeri liderleri saldırı hakkında karışık duygulara sahipti.Imperial Japanese military leaders appear to have had mixed feelings about the attack.
Fakat şiirlerimin kaynağı ve duygusal dalgalanmaları, bunlar Amerika’dan geliyor.”But in its sources, in its emotional springs, it comes from America."
Kişinin kendi duygu ve düşüncelerine danışması bazen anlamlı kendini-tanıma ile sonuçlanabilir.Consulting one's own thoughts and feelings can sometimes result in meaningful self-knowledge.
Míster Danger: Yabancıların Venezuelalılara karşı beslediği aşağılama duygusunu temsil eder.Míster Danger: represents the contempt foreigners harbor toward Venezuelans.
Buradayken erkekler için duygularını keşfetmeye başladı.Whilst there he began to explore his feelings for men.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Tony is wracked with guilt.
Bu en çok duygusal travmalar açısından önemlidir.This is most important in terms of emotional trauma.
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.Avoid harm to others.
Hande'nin elektronik döneminde müzik iyiydi ama duygular soğuktu.Hande's electronic music was good but it lacked emotions.
Marx duygusal olarak babasına çok yakındı ve ölümünden sonra babasının anısına çok saygı gösterdi.Marx had been emotionally close to his father and treasured his memory after his death.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod