Kocasını öldürdüğü için Mary'nin tutuklandığını duydum.I heard that Mary has been arrested for killing her husband.
İğrenç bir kardan adamın ayak izlerini Himalayalarda bulduklarını duydum.I heard that they found the footprints of an abominable snowman in the Himalayas.
İğrenç bir kardan adamın ayak izlerinin Himalayalarda keşfedildiğini duydum.I heard that footprints of an abominable snowman have been discovered in the Himalayas.
İğrenç bir kardan adamın ayak izlerinin Himalaya dağlarında bulunduğunu duydum.I heard that footprints of an abominable snowman were found in the Himalayan mountains.
Mary'nin gerçekten şirin olduğunu duydum.I heard Mary is really cute.
Köpeğimin havladığını duydum, bu yüzden perdeleri açtım ve dışarı baktım.I heard my dog barking, so I opened the curtains and looked outside.
İyi hissetmediği için Tom'un bugün okula gelmeyeceğini duydum.I heard that since Tom isn't feeling well he won't come to school today.
Tom iyi hissetmediği için onun bugün evde kalacağını duydum.I heard that since Tom isn't feeling well he'll stay home today.
Tom ve Mary'nin evlenmeyi planladıklarını duydum.I heard that Tom and Mary are planning to get married.
Tom ve Mary'nin evlendiklerini duydum.I heard that Tom and Mary got married.
Tom'un patronundan zam istediğini duydum.I heard that Tom asked his boss for a raise.
Tom'un intihar teşebbüsünde bulunduğunu duydum.I heard that Tom attempted suicide.
Tom'un hiç Fransızca konuşamadığını duydum.I heard that Tom can't speak French at all.
Tom'un çocukken çok sık yüzmediğini duydum.I heard that Tom didn't swim very often when he was a kid.
Tom'un yüzmeyi bilmediğini duydum.I heard that Tom doesn't know how to swim.
Tom'un artık Boston'da yaşamadığını duydum.I heard that Tom doesn't live in Boston anymore.
Tom'un Fransızca konuşmadığını duydum.I heard that Tom doesn't speak French.
Tom'un artık yüzmediğini duydum.I heard that Tom doesn't swim anymore.
Tom'un çok sık yüzmediğini duydum.I heard that Tom doesn't swim very often.
Tom'un müthiş bir öpücü olduğunu duydum.I heard that Tom is a terrific kisser.
Tom'un Boston'a gittiğini duydum.I heard that Tom is going to Boston.
Tom'un bu akşam bizimle akşam yemeği yiyeceğini duydum.I heard that Tom is going to eat dinner with us this evening.
Tom'un yakında evleneceğini duydum.I heard that Tom is going to get married soon.
Tom'un bu öğleden sonra bizimle tenis oynayacağını duydum.I heard that Tom is going to play tennis with us this afternoon.
Tom'un hastanede olduğunu duydum.I heard that Tom is in the hospital.
Tom'un araba sürmeyi öğrendiğini duydum.I heard that Tom is learning how to drive.
Tom'un Boston'da yaşadığını duydum.I heard that Tom is living in Boston.
Tom'un bizimle gelmeyi planladığını duydum.I heard that Tom is planning to come with us.
Tom'un Fransızca çalıştığını duydum.I heard that Tom is studying French.
Tom'un klasik müzik sevdiğini duydum.I heard that Tom loves classical music.
Tom'un Boston'a taşındığını duydum.I heard that Tom moved to Boston.
Tom'un Boston'a taşınmayı planladığını duydum.I heard that Tom plans to move to Boston.
Tom'un gelecek hafta sonu bizimle yüzmeye gitmek istediğini duydum.I heard that Tom wanted to go swimming with us next weekend.
Tom'un bizimle Boston'a gitmek istediğini duydum.I heard that Tom wanted to go to Boston with us.
Tom'un Fransızca öğrenmek istediğini duydum.I heard that Tom wanted to learn French.
Tom'un yeni bir kar kaykayı almak istediğini duydum.I heard that Tom wants to buy a new snowboard.
Tom'un bu öğleden sonra yüzmek istediğini duydum.I heard that Tom wants to swim this afternoon.
Tom'un hastaneye kaldırıldığını duydum.I heard that Tom was hospitalized.
Tom'un bugün burada olmayacağını duydum.I heard that Tom won't be here today.
Tom'un patronunun ona zam vermeyi reddettiğini duydum.I heard that Tom's boss refused to give him a raise.
Tom'u yarın gece bizimle çin dominosu oynaması için davet ettiğini duydum.I heard that you have invited Tom to play mahjong with us tomorrow night.
Tom'un parmaklarını çıtlattığını duydum.I heard Tom cracking his knuckles.
Tom'un bulaşıkları yıkarken kendi kendine şarkı mırıldandığını duydum.I heard Tom humming to himself while he washed dishes.
Tom'un dün kendi orkestrasıyla davul çaldığını duydum.I heard Tom playing drums with his band yesterday.
Tom'un duşta şarkı söylediğini duydum.I heard Tom singing in the shower.
Tom'un parmaklarını çıtırdattığını duydum.I heard Tom snapping his fingers.
Tom'un Fransızca konuştuğunu duydum.I heard Tom speaking French.
Tom'un telefonda Fransızca konuştuğunu duydum.I heard Tom talking on the phone in French.
Tom'un telefonda konuştuğunu duydum.I heard Tom talking on the phone.
Tom'un müziğe göre ayağını vurduğunu duydum.I heard Tom tapping his foot to the music.
Tom'un merdivende yürüdüğünü duydum.I heard Tom walking up the steps.
Tom'un yarın okulda olmayacağını duydum.I heard Tom won't be at school tomorrow.
Tom'un bu yıl mezun olmayacağını duydum.I heard Tom won't graduate this year.
Kız arkadaşınla ilişkini bitirdiğini duydum.I heard you broke up with your girlfriend.
Yarın yola çıkacağını duydum.I heard you were taking tomorrow off.
Mary'nin gerçekten sevimli olduğunu duydum.I've heard Mary is really cute.
Havucun gözleriniz için iyi olduğunu duydum.I've heard that carrots are good for your eyes.
O ismi daha önce bir yerde duydum.I've heard that name somewhere before.
Kaderini değiştiremeyeceğini duydum.I've heard that you can't alter your destiny.
Tom'un Fransızca konuşmada gerçekten iyi olduğunu duydum.I've heard Tom is really good at speaking French.