Plaja gitmekten zevk aldığını duydum.I heard you enjoy going to the beach.
Tom Jackson'ın Boston'daki en iyi avukat olduğunu duydum.I've heard that Tom Jackson is the best lawyer in Boston.
Bunu duydum ama doğru olduğunu bilmiyordum.I heard that, but I didn't know it was true.
Boston'da birçok Japon restoranları olduğunu duydum.I've heard that there are many Japanese restaurants in Boston.
Birçok polis arabalarının kurşungeçirmez camları olmadığını duydum.I've heard that most police cars don't have bulletproof glass.
Karanlıktan sonra Park Caddesi'nde yalnız yürümenin tehlikeli olduğunu duydum.I've heard that it's dangerous to be walking alone on Park Street after dark.
Boston'un tehlikeli bir yer olduğunu duydum. Bu doğru mu?I've heard that Boston is a dangerous place. Is that true?
Dün gece Park Street'te bir yangın olduğunu duydum.I heard there was a fire on Park Street last night.
Boston'da bir ev aldığını duydum.I heard that you bought a house in Boston.
Tanımadığım bir ses duydum.I heard a voice I didn't recognize.
Almanya'da biranın sudan daha ucuz olduğunu duydum. Bu doğru mu?I've heard that in Germany beer is cheaper than water. Is that true?
Almanya'da biranın sudan daha ucuz olduğu duydum. Doğru mu?I heard that beer was cheaper than water in Germany. Is that true?
Ben onun hamile olduğunu duydum.I heard that she was pregnant.
Tom'un gelecek hafta sonu kasabaya geldiğini duydum.I hear Tom is coming to town next weekend.
Tom'un işini sana teklif ettiklerini duydum.I heard they offered you Tom's job.
Seni şarkı söylerken duydum.I heard you sing.
Zengin olduğunu duydum.I heard you were rich.
Dünyanın en güzel kadınlarının Boston'da yaşadığını duydum.I've heard that the most beautiful women in the world live in Boston.
Boston'un yaşamak için çok pahalı bir yer olduğunu duydum.I've heard that Boston is a very expensive place to live.
Boston'a geri taşındığını duydum.I hear you're moving back to Boston.
Tom Jackson'ın Boston'daki en iyi avukatlardan biri olduğunu duydum.I hear that Tom Jackson is one of the best lawyers in Boston.
Tom'un size biraz zaman kazandırdığını duydum.Tom bought you some time, I hear.
Senin yeni bir trombon satın aldığını duydum.I heard you bought a new trombone.
Senin yeni bir ev satın aldığını duydum.I heard you bought a new house.
Tekne aldığını duydum.I heard you bought a boat.
Tom'a yardıme etmeye çalışırken yaralandığını duydum.I heard you were injured trying to help Tom.
Onların gizli bir silahı olduğunu duydum.I hear they have a secret weapon.
Depremin kötü olduğunu duydum.I heard that the earthquake was a bad one.
Okulda Tom'a ne söylediğini duydum.I heard what you said to Tom at school.
Bir gümbürtü duydum.I heard a thud.
Sen ve Tom'u konuşurken duydum.I heard you and Tom talking.
Senin benimle konuşmak istediğini duydum.I heard you wanted to talk to me.
Tom'un yan odada güldüğünü duydum.I heard Tom laughing in the next room.
Brush'ın annesinin bir fahişe olduğunu duydum.I heard that Brush's mother is a prostitute.
Senin işbirliği yapmadığını duydum.I heard that you haven't been cooperating.
Tom'a onu yapmasını söylediğini duydum.I heard you tell Tom to do that.
Tom'a onu yapmamasını söylediğini duydum.I heard you tell Tom not to do that.
Tom'a herhangi bir şey yapmamasını söylediğini duydum.I heard you tell Tom not to do anything.
Aptalca bir şey yaptığını duydum.I hear you did something stupid.
Tom'un son kız arkadaşına karşı pinti olduğunu duydum.I heard that Tom was mean to his last girlfriend.
Tom'un iş bir bulmasına yardım ettiğini duydum.I heard that you helped Tom find a job.
Radyoda bir şey duydum.I heard something on the radio.
Düştüğünü ve kendini incittiğini duydum.I heard you fell and hurt yourself.
Sonunda yapmaya değer bir şey duydum.I've finally found something worth doing.
Bir şey çalarken yakalandığını duydum.I heard you got caught stealing something.
Ben daha kötüsünü duydum.I've heard worse.
Onların Park caddesindeki bir evin bodrumunda gömülmüş bir iskelet bulduklarını duydum.I heard they found a skeleton buried in the basement of a house on Park Street.
Tom'un burnunu çektiğini duydum.I heard Tom sniffle.
Mary'nin hamile olduğunu duydum.I heard that Mary was pregnant.
İkinizin büyük bir dövüş yaptığını duydum.I heard you two had a big fight.
Büyük bir dövüşte olduğunuzu duydum.I heard you were in a big fight.
Ben sadece evlendiğini duydum.I hear you just got married.
Tekrar evlendiğini duydum.I hear you got married again.
İşini kaybettiğini duydum.I heard you lost your job.
Tom'la flört ettiğini duydum.I heard that you've been going out with Tom.
Tom'un Mary'yi bulması gerektiğini söylediğini duydum.I heard Tom say he needed to find Mary.
Söylentiyi duydum.I've heard the rumor.
Dün gece Tom'un evinde bir sorun olduğunu duydum.I heard there was some trouble at Tom's house last night.
Sizi doğru duydum mu?Did I hear you right?
Senin bir sanatçı olduğunu duydum.I hear you're an artist.