Birkaç gün kalacağını duydum.I heard you'd be staying for a couple of days.
Sesini duydum ama seni göremedim.I heard your voice, but couldn't see you.
Bir horozun öttüğünü duydum ve yakında yataktan çıkmak zorunda kalacağımı biliyordum.I heard a rooster crow and knew I'd soon have to get out of bed.
Onu yaklaşık otuz dakika önce duydum.I just heard about it thirty minutes ago.
Az önce Tom'a ne olduğunu duydum.I just heard about what happened to Tom.
Az önce Tom hakkında ilginç bir hikaye duydum.I just heard an interesting story about Tom.
Az önce bir alarm çaldığını duydum.I just heard an alarm go off.
Sadece birinin bağırdığını duydum.I just heard someone scream.
Ben sadece üst katta bir şey duydum.I just heard something upstairs.
Ben az önce bir şey duydum.I just heard something.
Az önce Tom'u duydum.I just heard Tom.
Az önce Tom'un kayıp olduğunu duydum.I just heard Tom is missing.
Az önce sesler duydum.I just heard voices.
Az önce bir patlama gibi ses veren şeyi duydum.I just heard what sounded like an explosion.
Sadece Tom'u ziyaret ettiğini duydum.I just heard you visited Tom.
Ben sadece bu birine ihtiyaç duydum.I just needed this one.
Tom'un bitişik odada horladığını duydum.I heard Tom snoring in the next room.
Bazı insanların banyo küvetlerinde uyuduğunu duydum.I've heard that some people sleep in bathtubs.
Sanırım yeterince duydum.I think I've heard enough.
Dün ilk defa Tom'un Fransızca konuştuğunu duydum.I heard Tom speak French yesterday for the first time.
Fransızcanın öğrenmek için zor bir dil olduğunu duydum.I've heard French is a difficult language to learn.
Fransızcanın zor bir dil olduğunu duydum.I've heard that French is a difficult language.
Tom'un Mary'yi öptüğünü duydum.I heard that Tom kissed Mary.
Dik oturmanın sırtın için zararlı olduğunu duydum.I've heard that sitting up straight is bad for your back.
Oğlum yarışmada birincilik ödülünü kazandığında ben çok gurur duydum.I was very proud when my son won first prize at the competition.
Çin'de bir sürü alımlı evli kadın olduğunu duydum.I heard there's a lot of MILFs in China.
Bekleme listesinde olduğunu duydum.I'd heard you were on the waiting list.
Seninle çalışmaktan çok heyecan duydum.I'm thrilled to be working with you.
Boston'dan ayrıldığınızı duydum.I thought you were leaving Boston.
Ben senin değiştiğini duydum.I'd heard you'd changed.
Taşındığını duydum.I'd heard you'd moved.
Tom'la gurur duydum.I was proud of Tom.
Bir çığlık duydum.I heard a scream.
O kelimeyi ilk kez duydum.This is the first time I've heard that word.
Senin hakkında bazı iyi şeyler duydum.I've heard some good things about you.
İkinizin kavga ettiğinizi duydum.I heard that you two had a fight.
Bir parti verdiğini duydum.I heard you were having a party.
Duydum ki parti veriyormuşsun.I heard you were having a party.
Kaza geçirdiğini duydum.I heard you had an accident.
Tom'un söylediği her şeyi duydum.I heard everything Tom said.
Senin sarhoş olduğunu duydum.I heard you were drunk.
Birinin geldiğini duydum.I hear someone coming.
Senin okulda sorun yaşıyor olduğunu duydum.I heard you were having problems at school.
Tom'un okulda sıkıntı yaşadığını duydum.I heard Tom was having problems at school.
Tom ile bazı sorunlarının olduğunu duydum.I heard you had some problems with Tom.
Tom'un sorunlarını duydum.I heard about Tom's problems.
Aniden bir arabaya ihtiyaç duydum.I suddenly needed a car.
Gök gürültüsünü duydum, fakat şimşeği görmedim.I heard the thunder, but did not see the lightning.
Böyle bir şey duydum ama hiç görmedim.I have heard about this kind of thing, but I have never seen it.
Böyle bir şey duydum ama hiç tanık olmadım.I have heard about this kind of thing, but I have never seen it.
Tom'un seninle Avustralya'da seyahat ettiğini duydum.I heard that Tom was traveling with you in Australia.
Gizli bir hayranın olduğunu duydum.I heard that you've got a secret admirer.
Senin bu adam tarafından her zaman sevildiğini duydum.I hear you have always been loved by this man.
Yabancı bir ses duydum.I heard a strange noise.
Tuhaf bir ses duydum.I heard a strange noise.
Tuhaf bir gürültü duydum.I heard a strange noise.
İstifa etmeyi düşündüğünü duydum.I heard you were thinking of resigning.
Onu söylediğini kaç kez duydum?How many times have I heard you say that?
Tom'un yazım yarışmasını kazandığını duydum.I heard that Tom won the spelling bee.
Çok sayıda üniversite mezununun bile asgari ücretle çalışmak zorunda olduklarını duydum.I heard that even a lot of college graduates have to work for minimum wage.