Bana "Çünkü merkezi inşaa ettiğini duydum, ve bunu yaptığına inanmadım ve kendim görmek istedim.והוא אמר, "כי שמעתי שבנית את המרכז "ולא האמנתי שעשית את זה, אז רציתי לראות בעצמי.
Bana "Çünkü merkezi inşaa ettiğini duydum, ve bunu yaptığına inanmadım ve kendim görmek istedim.قال "لانني سمعت انك بنيت المركز ولم اصدق انك فعلت ذلك، فاردت ان اتاكد بنفسي.
Bana "Çünkü merkezi inşaa ettiğini duydum, ve bunu yaptığına inanmadım ve kendim görmek istedim.だから僕は一度自分の目で そいつを見てみたかったんだ
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.A honosili ste sa proti mne svojimi ústami a hromadili ste svoje slová proti mne; ja som počul.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Bay đã lấy miệng khoe mình nghịch cùng ta, và đã thêm những lời mình nghịch cùng ta. Thật, ta đã nghe điều đó!
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Boście się przeciwko mnie wynosili usty waszemi, a rozmnożyliście słowa swoje przeciwko mnie, com Ja słyszał.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Contro di me avete fatto discorsi insolenti, contro di me avete moltiplicato le parole: ho udito tutto
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Du gjorde dig stor imod mig med din Mund og overfusede mig med Ord; jeg hørte det.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Hai bangsa Edom, kamu besar mulut dan berbicara dengan sombong kepada-Ku. Aku telah mendengar semua itu
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Így kérkedtetek ellenem szátokkal, s szórtátok ellenem beszédeiteket: én meghallottam!
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.In veličali ste se proti meni z usti svojimi ter množili zoper mene besede svoje; jaz sem slišal.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Ja, I spärraden upp munnen mot mig och togen den full av ord mot mig; jag har väl hört det.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.너희가 나를 대적하여 입으로 자랑하며 나를 대적하여 여러가지로 말한 것을 내가 들었노라
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Nebo jste se honosili proti mně ústy svými, a množili proti mně slova svá, což jsem sám slyšel.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Og I talte overmodig mot mig med eders munn og brukte mange ord mot mig; jeg har nok hørt det.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Und ihr habt euch wider mich gerühmt und heftig wider mich geredet; das habe ich gehört.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Vós vos engrandecestes contra mim com a vossa boca, e multiplicastes as vossas palavras contra mim. Eu o ouvi.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Vous vous êtes élevés contre moi par vos discours, Vous avez multiplié vos paroles contre moi: J`ai entendu.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Και με το στομα υμων εμεγαλορρημονησατε κατ' εμου και επληθυνατε τους λογους υμων κατ' εμου εγω ηκουσα.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.Вы величались предо Мною языком вашим и умножали речи ваши против Меня; Я слышал это.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.И с устата си говорихте високомерно против Мене, и казахте много думи против Мене; аз чух.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.ותגדילו עלי בפיכם והעתרתם עלי דבריכם אני שמעתי׃
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.قد تعظمتم عليّ بافواهكم وكثرتم كلامكم عليّ. انا سمعت.
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.你 們 也 用 口 向 我 誇 大 、 增 添 與 我 反 對 的 話 、 我 都 聽 見 了
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.你 們 也 用 口 向 我 誇大 、 增添 與 我 反對的話 、 我 都 聽見了
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Ahogy ment mögött bár a konyhába hallott egy hangot ismételt, rendszeres időközönként.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Als sie hinter der Bar ging in die Küche hörte sie ein Geräusch in regelmäßigen Wiederholung Abständen.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.A medida que se fue detrás de la barra de la cocina, oyó un sonido repetido a intervalos regulares intervalos.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Aşa cum ea sa dus în spatele bara de la bucătărie a auzit un sunet repetat la intervale regulate intervale.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Como ela foi atrás do bar para a cozinha, ela ouviu um som repetido em intervalos regulares intervalos.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Jak poszła za barem do kuchni usłyszała dźwięk w regularnych odstępach czasu.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Když šla za barem do kuchyně slyšela zvuk opakovat v pravidelných intervalech.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Keď išla za barom do kuchyne počula zvuk opakovať v pravidelných intervaloch.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Ketika ia pergi ke belakang bar untuk dapur ia mendengar suara diulang pada reguler interval.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.그녀가 부엌 바 뒤에 갔던 그녀는 정기적으로 반복되는 소리를 들었 간격.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Ko je šla za šankom v kuhinjo je zaslišala zvok v rednih intervalih.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Kun hän meni taakse palkin keittiöön hän kuuli äänen toistuvan säännöllisin välein.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Mentre andava dietro al bancone della cucina ha sentito un rumore ripetuto a intervalli regolari intervalli.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.När hon gick bakom baren till köket hörde hon ett ljud upprepas med jämna intervall.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Toen ze achter de bar naar de keuken hoorde ze een geluid herhaald op regelmatige intervallen.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Όπως πήγε πίσω από το μπαρ στην κουζίνα άκουσε έναν ήχο επαναλαμβάνεται σε τακτά χρονικά διαστήματα.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Както тя отиде зад бара в кухнята, тя чу звук, повтаря на регулярни интервали от време.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Когда она пошла за барной стойкой на кухне она услышала звук повторяться с регулярными интервалами.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.Коли вона пішла за барною стійкою на кухні вона почула звук повторюватися з регулярними інтервалами.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.وذهبت وراء القضبان إلى المطبخ سمعت صوت المتكررة على فترات منتظمة. الفواصل الزمنية.
Barın arkasında o mutfağa gitti o düzenli aralıklarla tekrarlanan bir ses duydum. aralıklarla.間隔。 快活な、快活な、快活な、それは行って、急速にあたりで泡立てたているスプーンの音
Basın konferansın olduğunu duydum. Damadım Park... Hayır.لقد سمعت انه لديك لقاء صحفي صهري بارك...لا
Basın konferansın olduğunu duydum.Il y a une conférence de presse, hein ?
Basın konferansın olduğunu duydum.Lesz az a sajtókonferencia, igaz?
Başkan'dan duydum... Evleneceğinizi söylemiş.Hallottam az Elnök úrtól, hogy azt kérte, házasodjatok össze.
Başkan'dan duydum... Evleneceğinizi söylemiş.لقد سمعت الرئيس يقول انكم ستتزوجون
Başkumandanın emrine verildiğinizi duydum.He oído que va a trabajar para el General.
Başkumandanın emrine verildiğinizi duydum.Ho sentito che diventerà assistente del Comandante Supremo.
Başkumandanın emrine verildiğinizi duydum.Jag hörde att du utsetts till överbefälhavare.
Başkumandanın emrine verildiğinizi duydum.Jeg hørte, at du skal arbejde for den øverstbefalende.
Başkumandanın emrine verildiğinizi duydum.Kuulin, että siirryt ylipäällikön avustajaksi.
Başkumandanın emrine verildiğinizi duydum.Parece que foi colocada junto do Comandante Supremo.
Başkumandanın emrine verildiğinizi duydum.Słyszałem, że cię przydzielono do Najwyższego Dowódcy.
Başkumandanın emrine verildiğinizi duydum.Πήρες μετάθεση στον Ανώτατο Διοικητή.
Başkumandanın emrine verildiğinizi duydum.Я слышал, тебя назначили к Верховному Главнокомандующему.