Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.El número de los soldados de a caballo era de dos miríadas de miríadas; yo escuché el número de ellos
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.En ik hoorde hoeveel soldaten te paard met hen mee zouden gaan: tweehonderd miljoen.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.És a lovas seregek száma két tízezerszer tízezer vala; hallottam a számukat.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Il numero delle truppe di cavalleria era duecento milioni; ne intesi il numero
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.In število vojsk konjištva je bilo dve miriadi miriad; slišal sem njih število.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Ja ratsuväen joukkojen luku oli kaksikymmentä tuhatta kertaa kymmenen tuhatta; minä kuulin niiden luvun.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.마병대의 수는 이만만이니 내가 그들의 수를 들었노라
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Le nombre des cavaliers de l`armée était de deux myriades de myriades: j`en entendis le nombre.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Og tallet på hestfolkets hær var to ganger ti tusen ganger ti tusen; jeg hørte tallet på dem.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Og Tallet på Rytterhærene var to Gange Titusinde Gange Titusinde; jeg hørte deres Tal.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.O número dos exércitos dos cavaleiros era de duas miríades de miríades; pois ouvi o número deles.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Oştirea lor era în număr de douăzeci de mii de ori zece mii de călăreţi; le-am auzit numărul.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Saya diberitahukan bahwa jumlah pasukan-pasukan berkuda itu adalah sebanyak dua ratus juta
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Số binh kỵ mã của đạo quân là hai trăm triệu; số đó tôi đã nghe.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Số binh kỵ_mã của đạo_quân là hai trăm triệu ; số đó tôi đã nghe .
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Und die Zahl des reisigen Volkes war vieltausendmal tausend; und ich hörte ihre Zahl.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Και ο αριθμος των στρατευματων του ιππικου ητο δυο μυριαδες μυριαδων και ηκουσα τον αριθμον αυτων.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.А ангелът, когото видях да стои на морето и на земята, издигна десницата си към небето,
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.А число войська кінного двісті тисяч тисячей; і чув я число їх.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.Число конного войска было две тьмы тем; и я слышалчисло его.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.ויהי מספר צבאות הפרשים שתי רבוא רבבות ואני שמעתי מספרם׃
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.وعدد جيوش الفرسان مئتا الف الف. وانا سمعت عددهم.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.馬 軍 有 二 萬 萬 . 他 們 的 數 目 我 聽 見 了
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.馬軍 有 二 萬萬 . 他們 的 數目 我 聽見了
Austin, "Austin" dediğini duydum.Austin, aku dengar kamu bilang "Austin."
Austin, "Austin" dediğini duydum.Austin, aud că spui Austin.
Austin, "Austin" dediğini duydum.Austin, hallom, hogy beszélsz, Austin.
Austin, "Austin" dediğini duydum.Austin, ich höre, du sagst Austin.
Austin, "Austin" dediğini duydum.Austin, ik hoor je Austin zeggen.
Austin, "Austin" dediğini duydum.Austin, jeg kan høre du siger Austin.
Austin, "Austin" dediğini duydum.Austin, je t'entends dire Austin.
Austin, "Austin" dediğini duydum.Austin, sanoit selvästi "Austin".
Austin, "Austin" dediğini duydum.Austin, sento che stai dicendo Austin.
Austin, "Austin" dediğini duydum."Austin, te oigo decir Austin."
Austin, "Austin" dediğini duydum.Mówisz o Austinie!
Austin, "Austin" dediğini duydum.Остин, чувам те да казваш Остин.
Austin, "Austin" dediğini duydum.Остин, я слышу, как ты говоришь "Остин".
Austin, "Austin" dediğini duydum.研究所では私たちが聞こえない程の
Ayrıldığınızı duydum. Doğru mu? Ayrıldığımız dedikoduları mı?Υπάρχουν φήμες πως εσείς οι δυο έχετε χωρίσει είναι αλήθεια;
Ayrıldığınızı duydum. Doğru mu?هناك اشاعة تقول انكما انفصلتما, هل هذا صحيح؟
Ayrıldığınızı duydum.J'ai entendu que vous aviez rompu.
Ayrıldığınızı duydum.Úgy hallottam, hogy szakítottak.
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Aku dengar tentang Ayahmu, apa keadaaannya sudah membaik sekarang?
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Am aflat de tatal tau. Se simte bine acum?
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Anh có nghe nói về ba cậu. Chú đã khỏe chưa?
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Ho saputo di tuo padre. Adesso sta bene?
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Ich habe das mit deinem Vater gehört. Geht es ihm jetzt gut?
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Ik heb het gehoord van je vader. Is hij nu in orde?
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Jag hörde om din pappa. Är han okej nu?
Babanı duydum.Şimdi nasıl?J'ai su pour ton père. Va-t'il mieux ?
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Slišal sem za tvojega očeta. Je zdaj z njim vse v redu?
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Έμαθα για τον πατέρα σου. Είναι καλά τώρα;
Babanı duydum.Şimdi nasıl?Слышал о твоем отце. Он уже в порядке?
Babanı duydum.Şimdi nasıl??שמעתי על אבא שלך. הוא בסדר עכשיו
Babanı duydum.Şimdi nasıl?لقد سمعتِ بأمر والدك، هل هو بخير الآن ؟
Babanı duydum.Şimdi nasıl?良くなってます
Bana "Çünkü merkezi inşaa ettiğini duydum, ve bunu yaptığına inanmadım ve kendim görmek istedim.그랬더니 그러더군요, "자네가 무슨 센터를 지었다는데" "도대체 믿을 수 있어야지. 그래서 내 눈으로 직접 보고 싶었다네."
Bana "Çünkü merkezi inşaa ettiğini duydum, ve bunu yaptığına inanmadım ve kendim görmek istedim."Mert hallottam, hogy megépítetted ezt a központot, és nem hittem el, ezért látni akartam a saját szememmel.
Bana "Çünkü merkezi inşaa ettiğini duydum, ve bunu yaptığına inanmadım ve kendim görmek istedim."Porque escuché que construiste el centro y no lo podía creer, y quise verlo yo mismo.
Bana "Çünkü merkezi inşaa ettiğini duydum, ve bunu yaptığına inanmadım ve kendim görmek istedim.Şi mi-a răspuns" Pentru că am auzit că tu ai construit centrul nu am crezut şi am vrut să văd cu ochii mei.